‘Süresiz Oturum’ ile ilgili gelişmelere Ankara Anlaşmalılar ne diyor?

BREXIT süreci ile ilgisi var mıdır bilinmez fakat bu yıl içerisinde Home Office tarafından Ankara Anlaşmalılar için alınan kararlar birçok iş insanını olumsuz etkiledi.

BREXIT süreci ile ilgisi var mıdır bilinmez fakat bu yıl içerisinde Home Office tarafından Ankara Anlaşmalılar için alınan kararlar birçok iş insanını olumsuz etkiledi.

Bu hafta sizler için, 16 Mart’ta alınan ILR başvurularının (süresiz oturum izni) durdurulmasının ardından sürenin 4 yıldan 5 yıla uzaması, başvuru ücreti ve İngilizce sınav şartı gibi ek maddelerin gelmesi hakkında Ankara Anlaşmalıların yaşadıkları bu sıkıntılı süreci araştırdık.

Çoğunluğun, alınan bu kararların 16 Mart öncesinde başvuru yapanları etkilemesinin bir hukuksuzluk olduğu yönünde görüş bildirdiği röportajımızı sizlerle paylaşıyoruz.

SERDAR PAKTİN

Ankara Anlaşması’nın bazı kişiler tarafından suistimal edildiği ile ilgili bazı duyumlar alıyoruz. Bu sebeple alınan bu kararlarda bir haklılık payı var fakat 16 Mart’ta açıklanıyor bu karar ve ILR’ını almamış ve öncesinde başvuru yapan herkesi ilgilendiriyor bu karar. Bu noktada bir yanlış uygulama olduğunu düşünüyorum. Çünkü 16 Mart öncesinde başvuru yapmış olanları etkilememeli. Hepimizin bildiği gibi alınan bu karar hukuki olarak geçmişe yönelik uygulanamaz. Yani bu başvuruyu yaptığımızda belirli şartlar zaten vardı ve biz bu şartları bilerek bu ülkeye geldik. Şimdi sürecimiz devam ederken yeni kurallar ve şartlar getirmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Yeni başvuracak olanlar zaten bu kuralları bilerek ve kabullenerek geleceği için bir sorun olmayacaktır. 6 Temmuz’dan sonra ILR başvurularının kaldırıldığı yönünde de bilgiler paylaşıldı. Bu doğrudur veya değildir yorum yapamam. Çünkü benim uzmanlık alanım değil. Ama hepimizin bildiği gibi mevcut bir kanun mevcut bir kural geriye dönük olarak işletilemez. Bu sebepten dolayı kesinlikle 16 Mart öncesi başvuru yapan ve bu ilkede iş kurmuş iş insanlarını etkilemesini yanlış buluyorum. Şu ana kadar gözlemlediğim kadarıyla bu alınan kararlardan geri dönüleceğini pek düşünmüyorum. Bu alınan kararların hukuki bir tarafı olduğu kadar politik bir tarafı da olduğunu unutmamak lazım. Netice de Türkiye’nin ekonomik, politik ve hukuksuzluk sorunları da var ve İngiltere’de tabi ki bu durumun farkında.

FİGEN YILDIRIM

Ben yıllardır buradayım ve İngiltere’ye gelirken hukukun, insan haklarının üst düzeyde olduğuna hep inandım buraya geldiğimde de aslında inandığım gibi olduğunu gördüm. Ancak yaşadığım son olaylar bu inancımı yıktı. Bize yapılan bu olay birincisi insan haklarına aykırı. Başvuruyu yaptığımızda bize bazı şartlar sunuldu ve sonuçları söylendi. Biz yıllardır 4 yılın sonunda oturum başvurusu yapabileceğiz şeklinde bilgilendirildik Home Office tarafından. Verilen bu sözler mektuplara, kağıtlara döküldü. Ben yıllardır burada iş yapıyor ve vergimi veriyorum. 16 Mart’ta benim oturuma başvurmama 4 ay gibi kısa bir süre kalmıştı. Yapılan bu uygulamanın kesinlikle yanlış olduğu düşüncesindeyim. Bazı hakların geri alınmasının bir hukuksuzluk olduğunu düşünüyorum. Başıma gelen her türlü olumsuzlukta diyordum ki sabret az kaldı, az kaldı. Ve alınan bu karar benim için bardağı taşıran son damla oldu. Bu dakikadan sonra değil bir yıl 1 gün bile beklememizin bence adaletsizlik olduğu inancındayım. Bu yüzden kesinlikle bu konuda itiraz edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

DİLEK ERİNÇ ÖZCAN

Ben buraya 5 yıl önce master okumaya geldim. Daha sonra burada kalmak ve burada iş yapmak istedim ve bu yüzden Ankara Anlaşmasına başvurdum. Bana şartları en uygun olan yöntem bu gelmişti. Böylece sole-trader olarak kendi firmamı kurdum. Birçok firmaya ve prodüksiyona hizmet verdim. Biz bu anlaşmaya başvururken çeşitli şartları bilerek ve kabul ederek başvurduk. 16 Mart sonrası alınan karar tabi ki beni her yönden etkiledi. 4 yılın sonunda başvuruma 1 ay kala böyle bir haber gelmesi başımdan aşağıya kaynar sular dökülmesine neden oldu. Bu kadar emek verdim ve tabi ki bunun psikolojik bir yükü de vardı üzerimde. Oturum sadece Home Office’in bize bahşettiği bir şey değil. Böyle düşünülmemeli. Nihayetinde biz burada olduğumuz sürece bazı finansal ve vergisel şartları yerine getirmeliyiz. Belgelerimizin çoğunun kişisel ve özel olmasına rağmen bu bilgileri paylaşmaktan çekinmiyoruz. İngilizler bu kadar bilgi paylaşmazlar örneğin. Bunun sonucunda bir değerlendirmeye tabi tutuluyoruz. İşimizi ne kadar iyi veya kötü yaptığımıza değil tamamen finansal olarak ne kadar kazandığımıza bağlı bir denemeye tabi tutuluyoruz.  Bu süreçten sonra bizim daha fazla dayanışma içinde olmamız gerektiğine inanıyorum. Kesinlikle itiraz sürecinden vazgeçmemeli aksine daha inançlı bir şekilde hareket etmeliyiz. Yani ağzımıza bir parmak bal çalındı diye bu şartları kabul edersek yarın öbür gün farklı kararlar çıkınca da hiçbir şey yapamayız.

LENİ CANDAN

Home Office net rakamları paylaşmasa da 12.500 kişi ve onların aileleri var burada. Alınan bu kararlar tabi ki beni ve bu insanları olumsuz bir şekilde etkiledi. Geçenlerde BBC radyo da yaptığımız bir röportajda Peter Bone Conservative partisinden bir milletvekili kendisi Brexit yanlısı ve göçmen karşıtı bir milletvekili olarak biliniyor. Buna rağmen o bile radyo da yaptığı konuşmada bize yapılan durumun bir haksızlık olduğunu kabul etti. Kesinlikle bu konudaki haklı itirazımız devam edecektir. Bu konuda ben tüm Ankara Anlaşmalıları birlik ve dayanışma içerisinde olmaya davet ediyorum.

EMRE NALLAR

16 Mart sonrasında alınan bu kararların herkese uygulanmasını şok edici buldum. Birçok arkadaşımız ILR alabilecekken yeni 3 yıllık uzatma için başvurularını yaptı. Ama bu hiç önemli değil biz bu konuda haklı olduğumuza inanıyoruz. Yeni çıkacak kurallar bizi etkilesin veya etkilemesin eğer ortada böyle bir haksızlık olduğuna inanıyorsak ister 5 yıl ister 10 yıl sürsün biz kesinlikle bu konudaki itirazımızdan vazgeçmeyeceğiz. İnançlıyız ve kazanacağımızı düşünüyoruz. Dediğim gibi kazanamasak bile bu bir mücadeledir. Bir araya geldik. O bakımdan da çok önemli olduğunu düşünüyorum. ‘Alliance of Turkish Businesspeople’ olarak bir kuruluş haline geldik. Yarın öbür gün en azından Ankara Anlaşmalılar için herhangi bir talep veya haksızlık durumunda artık bir kurum olmak bana kalırsa çok önemli.

FEVZİ KEMAL TORUN

İngiltere Krallık ile yönetilen bir ülke ama yine de demokrasinin dünya da en iyi işleyen ülkelerinin başında geliyor. Ankara Anlaşması ile İngiltere’ye yerleşen binlerce kişi de buna güvendi. Ve Türkiye’deki bir çok kazanılmış haklarını, emeklilik haklarını, sağlık haklarını bıraktı, evini, arabasını sattı ve bu ülkeye yerleşti. Burada hayat aslında çok da kolay değil. Ev tutmaktan, iş bulmaya, banka da hesap açmaya kadar bizim için karmaşık sayılacak bir sürü prosedür var. Bu prosedürlerin dışında Ankara Anlaşması’nın Türk Girişimcilere şart koştuğu bir de ekonomik baskı var. İki kişilik bir aile ortalama 25.000 pound yıllık gelir elde etmeli ve bunun vergisini vermeli. Sonra en az 180 gün bu ülkede yaşamalı. Tüm bunları alt alta yazdığını zaman Ankara Anlaşması Türk Girişimciler için aslında çok pahalı ve bir o kadar da zor bir süreç. Türk Girişimciler bütün bunlara direniyorlar ve bu süreçten çıkmak için çok büyük efor sarf ediyorlar.

Fakat İngiliz Hükümeti 16 Mart ve 15 Haziran tarihlerinde Ankara Anlaşması’nın şartlarını değiştirdi ve yeni yükümlülükler getirdi. Bu yükümlülükler zaten ağır olan şartları iyice ağırlaştırdı. Bu kabul edilebilir bir durum değildir.

Türk girişimcilerin bu koşulların eski şekilde kalması için örgütlü bir şekilde hareket etmeleri çok önemlidir. Çünkü gerçekten eski yükümlülüklerle bile çok ağır ekonomik baskılar var iken, ekstra yeni şartlar gelmesi bir çok girişimciyi çok kötü yünde etkileyeceğini düşünüyorum.

Bu kararların iptal edilmesi konusunda yürütülen çalışmalara destek olunmalıdır. Ben de bu süreçte bu mücadelenin içinde olacağım. Ve kazanılmış olan haklarımızın kaybedilmemesi için gerekli uğraşı göstereceğim.

Etiketler
Daha fazla göster

Bir Cevap Yazın

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin