Yine suyun önemi

“Stratejik bir kaynak: Su” başlıklı yazımda suyun özellikle Ortadoğu için önemini vurgulamıştım. World Resources Institute (Dünya Kaynaklar Enstitüsü) isimli kuruluş 2040’a kadar bir projeksiyon yaparak dünyada ve özellikle Ortadoğu’da yaşanacak su sorununa parmak bastı. “Ranking the World’s Most Water-Stressed Countries in 2040” başlıklı çalışmaya kısaca göz atalım. Çalışmada önümüzdeki onyıllarda nüfus artışı başta olmak üzere çeşitli nedenlerle dünyanın su ihtiyacının artacağı vurgulanıyor. Küresel ısınma bazı bölgeleri daha kurak yapacak. 2025’te 3.5 milyar insan su sıkıntısı yaşayacak. Dünya Kaynaklar Enstitüsü (WRI) çeşitli iklim modelleri ve sosyo-ekonomik senaryolar kullanarak 2020, 2030 ve 2040’ta 167 ülke için su durumunu incelemiş ve 2040’ta 33 ülkenin büyük su sorunu yaşayacağını tespit etmiş. Bu ülkelerde insanlar, tarım ve sanayi su konusunda ciddi sıkıntılar yaşayacaklar. Sözkonusu 33 ülkenin 14’ü Ortadoğu’da bulunmaktadır. Halen Ortadoğu dünyanın su güvenliği en az olan bölgesidir. Durum giderek kötüleşecek. Demek ki su Ortadoğu’nun en yakıcı sorunları arasındadır.

Yapılan hesaplamalarda en fazla su sorunu yaşayacak ülkelerin puanı 5.0 olarak verilmiş. Bahreyn, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail, Filistin 5.0 puan grubunda. Bu grupta yer alan ve Ortadoğu’da olmayan iki ülke San Marino ve Singapur. Suudi Arabistan 4.99, Umman 4.97, Lübnan 4.97 (unutmayalım Lübnan Kıbrıs’ın yanıbaşındadır), İran 4.91, Ürdün 4.86, Libya 4.77, Yemen 4.74, Irak 4.66 puan grubunda. Bu ülkelerde de çok ciddi su sıkıntısı yaşanacak. Bölgedeki anlaşmazlık ve çatışmalarda su sorununun payı olduğu biliniyor. Önümüzdeki dönemde su sorunu anlaşmazlıklarda daha büyük rol oynayacak. ABD Ulusal İstihbarat Konseyi’nin değerlendirmelerine göre Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde su sorunu istikrarsızlık riskini artıracak ve başarısız devletler ortaya çıkmasına katkıda bulunacak.

WRI’un 2040 projeksiyonunda su sorunu büyük olacak 33 ülke arasında Türkiye ve Yunanistan 27. ve 28. sırada yer alıyor. Türkiye’nin puanı 4.27, Yunanistan’ın puanı 4.23. Sözkonusu 33 ülke arasında yer alan diğer ülkeler Kırgızistan (4.93), Makedonya (4.70), Azerbaycan (4.69), Fas (4.68), Kazakistan (4.66), Ermenistan (4.60), Pakistan (4.48), Şili (4.45), Suriye (4.44), Türkmenistan (4.30), Özbekistan (4.19), Cezayir (4.17), Afganistan (4.12), İspanya (4.07) ve Tunus (4.05). Bu çalışma da Türkiye’nin su zengini bir ülke olarak görülmesinin hatalı olduğunu, su kaynaklarını iyi ve rasyonel kullanmanın önemini hatırlatıyor.

Raporda da belirtildiği gibi su sıkıntısının nedenleri, bunu etkileyen faktörler ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye değişiyor. Örneğin Şili 2010’da orta düzeyde su sorunu yaşarken 2040’ta üst düzey su sorunu yaşayacak. Yükselen hava sıcaklıkları ve değişen yağışlar su arzını azaltacak. Başka ülkelerde başka faktörler var. Nedeni ne olursa olsun su sorunu ülke ekonomisini ve su güvenliğini tehlikeye sokar. Ülkeler arasında gerginliklere ve anlaşmazlıklara yol açabilir. Raporda isimleri geçen ülkelerin ulusal su stratejisi oluşturmaları, var olan su kaynaklarının rasyonel yönetimini sağlamaları ve hem bölgesel, hem de uluslararası işbirliğine önem vermeleri gerekiyor. Her ülkenin kendi sınırları içinde alacağı önlemler, yapacağı çalışmalar vardır. Kıt su kaynaklarının daha iyi yönetilmesi, su israfının önüne geçilmesi gerekir. Ortadoğu gibi bölgelerde su konusunda bölgesel işbirliğinin önemi çok büyüktür. Suyun anlaşmazlık ve çatışma nedenine dönüşmesini engellemenin yolu diyalog ve işbirliğidir. Hükümetler bu konudaki riskleri iyi değerlendirmelidir. Bir de özellikle küresel ısınmaya karşı global düzeyde yapılmakta olan çalışmalara destek vermek son derece önemlidir. Kasım ayında Paris’te yapılacak küresel ısınma ile mücadele konferansı bir dönüm noktası olacak. Küresel ısınmadan en çok etkilenecek ülkelerin bu konferansın başarılı olması için yoğun çaba harcamaları gerekiyor.

Geçen yazımda da belirttiğim gibi elimizdeki suyun kıymetini iyi bilmemiz, su konusuna gereken önemi vermemiz şarttır. Bu konuda küçük siyasal hesaplara, ideolojik takıntılara yer yoktur. WRI’nin çalışması önümüzdeki 25 yıl içinde bölgemizde su sorununun büyüyeceğini gösteriyor. Suyun stratejik bir kaynak olduğunu unutmayalım. Yenilenebilir enerji kaynaklarının gelişmesi ile petrolsüz ve doğal gazsız hayat mümkün olacak ama susuz hayat mümkün değildir.

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin