Süleymani’den sonra

İran’ın Amerikan askerlerinin bulunduğu Irak’taki iki askeri üsse gerçekleştirdiği füze saldırıları “face saving” niteliğinde. Askeri cevap işi bitti. Kriz bitti. Şimdi diplomasiye büyük görevler düşüyor.

Ortadoğu’daki gelişmeleri artık Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden önce ve sonra diye ikiye ayırabiliriz. Şimdi “Süleymani’den sonra” dönemindeyiz. Bu dönemi iyi incelememiz, anlamaya çalışmamız gerekiyor. Ortadoğu’da artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Durum köklü olarak değişti. Bir kişinin öldürülmesi bu kadar köklü değişikliklere yol açabilir mi? Sözkonusu kişi İran’ın ikinci en önemli ismiyse mümkündür. Kasım Süleymani’ye yapılan saldırı doğrudan İran devletine yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırı karşısında İran’ın sessiz kalması mümkün değil. ABD ile savaş başlatması da mümkün değil. Savaş başlatmadan intikan stratejisi uygulayacak.

Kasım Süleymani Irak’ta öldürüldü. Ayrıca onunla birlikte Iraklı Abu Mehdi el Mühendis öldürüldü. Dolayısıyla fırtınaya kapılan sadece İran değil. Irak da bu krizin parçası. Suriye, Lübnan, Afganistan, Yemen gibi ülkeler bu gelişmelerden etkilenecek. Az veya çok dünya bu gelişmelerden etkilenecek. Artan petrol fiyatları bunun göstergesi. Kısacası hemen hemen tüm Ortadoğu’da yeni ve tehlikeli bir döneme girdik. Herkesin bunun bilincine varmasında yarar var.

Tüm bu karmaşanın kaynağını unutmamalıyız. Oluşan tehlikeli durumun esas nedeni Donald Trump’ın 2015’te İran’la varılan JCPOA nükleer anlaşmasından çekilme ve İran’a boğucu yaptırımlar uygulama kararıdır. İran nükleer anlaşmaya uyuyordu ve uluslararası ekonomiye entegre olmaya başlaması ile durum yumuşamıştı.Geleceğe yönelik iyimserlik vardı. Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilme kararı herşeyi alt üst etti. Gerginliği artırdı. İran, ekonomisini boğmaya yönelik yaptırımlara ve rejim değişikliği özlemlerine tepki vermeye başladı. Kasım Süleymani bu tepkileri yöneten kişiydi. Tepkiler Ortadoğu’da farklı şekillerde ortaya konuyordu. ABD bunu görerek Süleymani’yi öldürme kararı aldı ve şimdiki kriz ortaya çıktı. Kısacası Trump kendi ektiklerini biçiyor. Kendisinin ve Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Sülaymani’nin kısa sürede çok sayıda Amerikalıyı öldürmeyi planladığı yönündeki iddiaları çok büyük olasılıkla yalandır. Trump devamlı yalan söyleyen biri. Pompeo’nun İran takıntısı var. George Bush’un Saddam Hüseyin’in nükleer, kimyasal silahlara sahip olduğu yalanını hatırlatan yalanlar kullanıyorlar. Yalanlarıyla bölgeyi yangın yerine çevirecekler. Trump ve Pompeo dünya ve bölge barışı için tehlikeli insanlar.

ABD Kasım Süleymani’yi öldürerek bölgede kendi nüfuzunu azalttı ve İran’ın nüfuzunu artırdı. İran rejimi içte güçlendi. İran ABD’ye karşı birleşti. Şimdi oluşan durumda İran’ın izleyebileceği an akıllı yol ABD’yi bölgeden uzaklaştırmak için sistemli çalışma yapmaktır. Kasım Süleymani’nin esas amacı da buydu. İran ABD’yi Irak’ta zorlayabilir. Irak parlamentosu ABD askerlerinin ülkeden uzaklaştırılması yönünde karar aldı ama bu karar tavsiye niteliğinde. Esas kararı Irak hükümeti verecek. ABD’nin Irak hükümeti içinde fazla müttefiki yok. Kürtler ve Sünniler Amerikan askerlerinin çıkarılmasına sıcak bakmıyor. Şii milislerle baş başa kalmak istemiyorlar. Dolayısıyla Irak hükümetinin işi zor. Ama İran’ın Irak’taki nüfuzu bayağı artmış durumda. ABD Irak’ı kaybetti gibi. İran, Suriye’deki Amerikan askerlerinin uzaklaşması için çaba harcayacak.

İran’ın izleyeceği ikinci strateji nükleer anlaşmadan kurtulmak olabilir. Artık anlaşmanın getirdiği sınırlamaları göz önünde bulundurmayacağını açıkladı. Kısacası anlaşmadan çekilme yönünde ciddi bir adım attı. Çekilirse nükleer programını tam kapasite ile ilerletmeye başlayabilir. Bunun son noktası nükleer silahlar olur. ABD’nin dokunamayacağı ülkeler nükleer silahlara sahip ülkelerdir. Kuzey Kore bunun örneği. İran bu gerçeği biliyor. ABD’nin rejim değişikliği planlarına karşı niçin nükleer silahlara yönelmesin? İngiltere, Fransa, Almanya İran’la nükleer anlaşmayı korumak için çok çaba harcadılar. Şimdi gelinen noktada bu artık mümkün görünmüyor. Trump, İran’la anlaşmadan çekilerek bu ülkeyi kendinin beğeneceği bir nükleer anlaşmaya zorlama iddiasındaydı. Artık bu da mümkün değil. Nükleer konuda İran kendi bildiğini yapacak. Trump “İran nükleer silahlara sahip olamaz” dese de işin nereye varacağını kestirmek zor.

Süleymani’den sonra Ortadoğu’da zemin daha da kayganlaştı. Trump bir çuval inciri berbat etti. Tüm taraflar zor bir durumla karşı karşıya. Hiç kimse savaş istemiyor. İran’ın Amerikan askerlerinin bulunduğu Irak’taki iki askeri üsse gerçekleştirdiği füze saldırıları “face saving” niteliğinde. Askeri cevap işi bitti. Kriz bitti. Şimdi diplomasiye büyük görevler düşüyor.

 

 

 

 

 

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin