kıbrıs ingiltere londra lefkoşa
DOLAR
18,8193
EURO
20,4397
STERLIN
23,3175
BITCOIN
$23.753,06
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
LONDRA
Kapalı
8°C
LONDRA
8°C
Kapalı
Pazartesi Kapalı
10°C
Salı Hafif yağmur
="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 300 300" enable-background="new 0 0 300 300">
9°C
Çarşamba Parçalı bulutlu
="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 300 300" enable-background="new 0 0 300 300">
9°C
Perşembe parçalı bulutlu
="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 300 300" enable-background="new 0 0 300 300">
11°C

Türkiye’yi sarsan 10 gün

08.06.2013
0
A+
A-

“Türkiye’yi sarsan 10 gün” şunu gösterdi. Rusya’daki “Putin modeli” (veya Malezya’da Mahatir, Singapur’da Lee Kuan Yew modelleri) Türkiye’ye dar gelir. Nedir Putin modeli? Demokrasinin sadece seçimler anlamına geldiği, seçimleri kazandıktan sonra liderin “tek adam” olarak otoriter bir anlayışla ülkeyi yönettiği model. Rusya’da her şey Putin’in iki dudağı arasındadır. Ülke ve halk için neyin iyi, neyin kötü olduğuna o karar verir. “Ben bilirim, ben yaparım” anlayışındadır. Muhalefet zayıftır ve devlet bu durumun değişmemesi için çeşitli yöntemler uygular. Gerekirse muhalifler hapse atılır. Basın özgürlüğü sınırlıdır. Halka ulaşan bilgiler büyük oranda Kremlin denetiminden geçer. Mahkemeler bağımsız değil. Sivil toplum örgütleri zayıftır. Devlet güçlenmelerini engeller. İş dünyası Putin karşısında “esas duruşa” geçmek zorundadır. Aksi takdirde para kazanamazlar, ellerindeki parayı da kaybederler. Vatandaşlar zaman zaman protesto gösterileri yapar ama genellikle polis şiddetiyle ve göz altılarla karşılaşırlar. Putin, protestocuların arkasında “dış güçler” olduğunu söyler. Rusya’daki sistemi uzun uzun anlatabiliriz. Yazının amacı bu değil.

   Türkiye, birçok yönüyle Rusya’ya benzemez. Tek parti sisteminden 1946’da kurtulmuştu. Rusya 1991’de çoğulculuğa geçiş yapabildi ama bu çoğulculuk çok zayıf. Askeri darbelerle kesintiye uğramış olsa da Türkiye’nin 65 yıllık çok partili siyaset deneyimi var. Ekonomisi farklı. Ekonomi Rusya’daki gibi petrol ve doğal gaz ihracatına değil, üretilen ürünlerin ihracatına dayanıyor. Türkiye’de iş dünyası güçlü. Ancak, iş dünyasını iktidara bağımlı hale getirme çabaları da var. İktidar yanlısı bir iş dünyası yaratma politikaları izlendiği ve devlet ihaleleri ile kimin zengin olacağına iktidarın karar verdiği sır değil. Türkiye’de sivil toplum örgütleri daha güçlü. 1980 darbesi sendikaların üzerinden silindir gibi geçmişti. Sendikalar hala zayıf. Ama genelde çok canlı bir sivil toplum yapısı var. Türkiye’nin medyası çok daha gelişmiş ve çeşitli. Ne var ki, iktidarın çabaları sonucu, Türkiye’de medyanın büyük oranda kontrol altına alındığı bir gerçek. Televizyon kanallarında, gazetelerde giderek hükümet yanlısı görüşler güçlendirildi, muhalif sesler azaltıldı. Gezi Parkı protestoları başladığı zaman büyük kanalların susması, oluşan vahim durumu kanıtladı. Sosyal protestolar karşısında medya karartması Rusya’da uygulanabilirdi. Türkiye’de de uygulandı.

   Türkiye, hala en çok gazetecinin hapiste olduğu ülke. Maryland Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Şebnem Kalemli Özcan, “Why is Turkey rebelling?” (Türkiye neden ayaklandı?) başlıklı makalesinde hapiste olan gazetecilerin sayısı bakımından Türkiye’nin Çin ve İran’ın önünde olduğunu hatırlatıyor. Türkiye’nin son 10 yılda büyük ekonomik başarılar elde ettiğini ancak OECD’nin “İyi Yaşam Endeksi’nde” son sırada olduğunu, yine OECD verilerine göre kurumların kalitesi endeksinde alt sıralarda yer aldığını, 25-64 yaş grubundaki insanların sadece yüzde 31’inin orta öğrenim gördüğünü, gelir dağılımında eşitsizliğin tehlikeli boyutlarda olduğunu da hatırlatıyor. Demokrasinin olmazsa olmazı olan adalet sistemi ne durumda? Türkiye’de adalet sistemi Rusya’dan daha iyidir ama adaletin bağımsızlığı zedelenmiştir. Adalet de iktidarın hoşuna gidecek şekilde dizayn ediliyor. Mahkemelerde süratli yargılanma hakkı nerede?  

   Türkiye son 10 yılda çelişkili süreçler yaşadı. Demokratikleşme ve özgürlükleri artırma yönünde adımlar atıldı. İktidarın ve liderinin tüm topluma hakim olacağı bir sistem yaratmak için de çaba harcandı. Askeri vesayet sona erdi ama başka bir vesayet geldi. Kürt sorununu çözme yönünde adımlar atıldı ama Aleviler ve yaşam tarzını dine göre düzenlemek istemeyen kesimlerle gerginlikler artırıldı. Bu çelişkili süreci yeni anayasa yapımında da görüyoruz. Bir yandan daha demokratik ve özgürlükçü bir anayasa isteği dile getirilirken, diğer yandan da başkanlık sistemine geçilerek “tek adam” olgusunu daha da pekiştirme planları yapılıyor. Başkanlık sistemine geçmiş bir Türkiye, “Putin modeline” daha yaklaşabilir. Ahmet İnsel, dün Vatan gazetesinde, Gezi Parkı direnişi ile ilgili gelişmeler için “ Partisiz cumhurbaşkanının ne işe yaradığını somut olarak gösterdi. Aynı şey başkanlık rejiminde, Erdoğan başkan iken olsaydı nasıl gelişirdi, onun somut olarak ölçülmesine yaradı” noktasına parmak bastı. Artık başkanlık sistemi fikrinin rafa kaldırılmasında yarar var. Demokrasi ve demokratikleşme konusunda dünyanın önde gelen uzmanlarından Prof. Larry Diamond (Stanford Üniversitesi)  Gezi Parkı direnişi bağlamında şu yorumu yaptı: “Anayasayı değiştirerek başkanlık sistemi oluşturma çabalarından kaygılıyım. “Başkanlık sisteminin tehlikeleri” (Perils of Presidentialism) konusunda Juan Linz’in önemli görüşler ortaya koyduğuna inanıyorum. Linz’in görüşlerine yüzde yüz katılmasam da ülkelerin parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçmesinin iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum. Özellikle bu değişiklik bir kişiyi (şimdiki Başbakan Erdoğan’ı) tatmin etmek, gücünü artırmak için yapılacaksa.” Türkiye’deki son gelişmeler konusunda Prof. Daron Acemoğlu’nun “Development Won’t Ensure Democracy in Turkey” başlıklı makalesini de okumakta yarar var.

     Türkiye korku duvarını aştı. İktidar ve başarı baş dönmesinin iyi sonuçlar vermediği, demokrasinin sadece sandık olmadığı, AK Parti iktidarının da katkıları ile Türkiye’nin daha kaliteli bir demokrasiye olgunlaştığı görüldü. Darbeler dönemi geride kaldı. Otoriterlik, “ben bilirim, ben yaparım” dönemi de geride kalacak. Daha demokratik, daha özgürlükçü, farklı olma hakkına saygı gösteren yeni bir Türkiye’nin doğum sancıları yaşanıyor. Güzel günler göreceğiz çocuklar…   

  

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.