Yaşanamaz dünya

Yarım derece küresel ısınma toplumların silahlı çatışmaya girme olasılığını yüzde 10-20 arasında artırıyor.

İklim değişiliği nedeniyle dünya yaşanamaz hale gelecek mi? Bu soruyu ciddi olarak sormamız ve cevap aramamız gerekiyor. Bu konuda uzmanlar tarafından hazırlanan raporlar durumun kötüye gitmekte olduğunu, insanlık olarak geç kalmakta olduğumuzu gösteriyor. David Wallace-Wells, 2017’de yayımlanan “The Uninhabitable World” başlıklı kitabında durumun sandığımızdan da kötü olduğu uyarısında bulunuyor. Yazar, elimizdeki verilere rağmen genelde duruma kayıtsız kaldığımız tespitini yapıyor. Kitabın amacı bu kayıtsızlığı ortadan kaldırmak. Kitap bu amaca ulaşıyor. Okuduğunuz zaman dünyamızın geleceği açısından korkuya kapılıyor ve hemen harekete geçmemiz gerektiğini anlıyorsunuz. İklim değişikliğini tartıştığımız bu dönemde David Wallace-Wells’in kitabını herkese tavsiye ederim. Bazı veriler tüyler ürpetici. Örneğin yarım derece küresel ısınma toplumların silahlı çatışmaya girme olasılığını yüzde 10-20 arasında artırıyor. Londra’dan New York’a her uçak seferi Kuzey Kutbu’nda üç metre kare buzulun erimesine yol açıyor. Bir diğer ilginç veri plastik üretimi ile ilgili. 2050 yılında plastik üretiminin şimdiye göre üç kat artması bekleniyor. Bunun sonucunda okyanuslarda balıktan çok plastik olacak. Şimdi, 2000 yılında yaktığımız kömürden yüzde 80 oranında daha fazla kömür yakıyoruz.

Hepimiz biliyoruz ki küresel ısınma Sanayi Devrimi sonrasında artmaya başladı. David Wallace-Wells, esas zararın bu uzun sürede değil, küresel ısınmanın meydana gelmekte olduğunu bildiğimiz yakın geçmişte meydana geldiğini yazıyor. Yani bile bile dünyamıza, geleceğimize verdiğimiz zararı artırdık ve durmuyoruz. Küresel ısınmayı reddetmek elbette büyük ahmaklıktır ve bunu yapanlar var. Akla ilk gelen örnek ABD Başkanı Donald Trump. Ancak David Wallace-Wells sorunun sadece iklim değişikliği inkarcıları olmadığını yazıyor. İklim değişikliğinin zararlarını bildikleri, kabul ettikleri halde kayıtsız kalanlar var. İklim değişikliği halihazırda hayatımızı etkilemeye başladı. Gelecekte olacak bir şey değildir. Şimdi sonuçlarını kuraklıklar, seller, yangınlar, kasırgalar, ekonomik ve siyasi istikrarsızlıklar vs. olarak yaşıyoruz. Bunlar giderek artacak. İnsanlık olarak krizle karşı karşıya olduğumuzu anlamamız ve adımlarımızı ona göre atmamız gerekiyor. Krizi aşacak araçlara sahibiz. Yeter ki kayıtsızlığı bir kenara bırakarak uluslararası düzeyde gerekli önlemleri alalım.

Küresel ısınma ile ilgili haberlerde buzulların erimesi, okyanuslara etkileri ön plana çıkıyor. Dünyamızın yaklaşık dörtte üçü okyanuslarla, yüzde 10’u buzullarla, buz tabakalarıyla kaplıdır. Bu ekosistemler dünyamızda hayatı yakından etkilerler. Birçok açıdan yaşamımız için kritik öneme sahiptirler. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) iklim değişikliği konusunda en önemli raporları hazırlayan kurumdur. IPCC “İklim Değişikliği ve Karalar” (Climate Change and Land) başlıklı bir rapor hazırlamıştı. Raporda nasıl gıda ürettiğimizi ve toprağı nasıl yönettiğimizi değiştirmeden küresel ısınma ile mücadelede başarılı olamayacağımız aktarılıyor. Sera gazı emisyonlarının yüzde 23’ü tarımdan, ormancılıktan, toprağı nasıl kullandığımızdan kaynaklanıyor. Örneğin ormanları kesmemiz, yakmamız emisyonları artırıyor. IPCC, karalarla ilgili raporundan sonra okyanuslar ve buzullarla ilgili bir rapor hazırladı. “Special Report on the Ocean and Cryosphere in a Changing Climate” adlı raporda iklim değişikliğinin okyanuslar ve donmuş bölgeler üzerindeki etkileri inceleniyor. İki rapor birbirini tamamlıyor.

Rapora göre 1980’lerden günümüze insanların karbon emisyonlarının yüzde 20-30’u okyanuslar tarafından emildi. Bu durum okyanusları daha fazla asidik hale getiriyor. Okyanuslar ısınıyor. Bu durum denizlerdeki canlıları etkiliyor. Son 20 yılda küresel ısınma nedeniyle mercan kayalıklarının renk kaybı (coral bleaching) ve meydana gelen zarar artmıştır. Deniz seviyesindeki artış hızlanıyor. 2006-2015 döneminde deniz seviyesi artışı 1901-1990 dönemine göre 2.5 kat daha fazlaydı. Dünyamızın donmuş bölgeleri hızla buz ve kar kaybediyor. Rapor yüzde birlik küresel ısınmanın donmuş bölgeleri etkilediğini gösteriyor. 1979’dan 2018’e kadar buz tabakaları yüzde 13 oranında azaldı. Buzullar ve buz tabakaları hızla eriyor. Son 20 yılda Kuzey Kutbu global ortalamadan iki kat daha fazla ısındı. Tüm bunlar insan yaşamını etkiliyor. Rapora göre okyanuslar ısınmaya, yükselmeye ve daha asidik olmaya devam edecek. Dünyanın buzlarla kaplı bölgeleri ile ilgili projeksiyonlar çok kötümser.

Küresel ısınma konusuna sık sık dönüyorum çünkü hepimizin ortak sorunu ve hepimizin geleceğini ilgilendiriyor. Bu konuda kaybedecek vakit kalmadı. Kayıtsızlığı bir kenara bırakalım.

 

 

 

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin