Netanyahu’nun kaderi

Siyasal yaşamının dönüm noktasına geldiğini bilen Netanyahu saldırgan, ırkçı, çirkin bir seçim kampanyası yürüttü.

İsrailli seçmenler beş aylık kısa bir süreden sonra Salı günü yeniden sandık başına gidiyor. Son genel seçimler Nisan ayında yapılmıştı. Seçimlerden sonra en fazla sandalye kazanan Likud lideri Benjamin Neyanyahu hükümet kurmaya çalışmış ama Yisrael Beiteinu Partisi’nin lideri Avigdor Lieberman ile yaşadığı anlaşmazlık nedeniyle bunu başaramamış ve parlamentoyu dağıtarak seçim kararı almıştı. 120 üyeli Knesset için 17 Eylül’de yapılacak seçimler Netanyahu’nun siyasi kaderini belirleyecek. Salı günkü seçimlere çok yüksek katılım olması beklenmiyor. Seçmenler sık sık seçim yapılmasından usanmış durumda. 13 yıldan fazla başbakanlık yaparak İsrail tarihinin en uzun süre iktidarda kalan politikacısı olan Netanyahu’nun aleyhinde üç yolsuzluk suçlaması var ve yargı süreci yakında başlayacak. Kendisi hakkındaki suçlamaları reddediyor. Seçimleri kaybederse bu davaları savuşturması daha zor olacak. Kazanırsa işi kolaylaşacak. Siyasal yaşamının dönüm noktasına geldiğini bilen Netanyahu saldırgan, ırkçı, çirkin bir seçim kampanyası yürüttü. Haaretz gazetesinde çıkan bir makalede seçim kampanyası “Şimdiye dek yapılan en çirkin, en ırkçı kampanya” olarak nitelendi. Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’la iyi ilişkilerini de seçim malzemesi olarak kullandı.

Netanyahu seçim kampanyasında aşırı sağ seçmenlere, sertlik yanlılarına hoş görünmeye çalıştı. İşgal altındaki Batı Şeria’nın bir kısmını (Ürdün Vadisi’ni) ilhak etme vaadinde bulundu. Uluslararası hukuka tamamen aykırı olan bu vaad içte destek bulurken dünyada tepki ile karşılandı. Filistinliler, Arap ülkeleri, Türkiye, BM, AB Netanyahu’ya sert eleştiriler yönelttiler. Ancak Netanyahu bu vaadin içte popüler olduğunu, oy getirdiğini biliyor. Ayrıca rakibi Mavi Beyaz Partisi lideri Benny Gantz da aynı vaadi tekrarlıyor. Yani al birini, çal ötekine. Tabbi ilhak edilecek topraklarda yaşayan Filistinlilerin statüsünün ne olacağı konusu gündeme gelince işler zorlaşıyor. Bu insanlara İsrail vatandaşlığı verilecek mi? Verilmeyecekse bir tür apatheid rejimi mi kurulacak? Bu mümkün mü? Kendilerine ait olmayan topraklara el koymaya destek veren İsrail kamuoyu bunları da tartışmalıdır. Bu yayılmacı politika ülkeye fayda mı, yoksa zarar mı getirir? Bunu iyi düşünmelerinde yarar var.

Seçimlere kısa süre kala durum ne? Likud’la rakibi Mavi ve Beyaz arasında başa baş bir mücadele var. Yapılan son anketler kimin başbakanlık koltuğuna oturacağını ortaya koymuyor. Nisan seçimlerinin sonucuna benzer bir sonuç ortaya çıkabilir. En son ankette Mavi ve Beyaz (Kahol Lavan) yüzde 32, Likud yüzde 32 olarak görünüyor. Birleşik Liste yüzde 10, Yisrael Beiteinu yüzde 8 ve Yamina yüzde 8 civarında. Göğüs göğüse, dişe diş bir mücadele yaşanacak. İsrail siyasi sisteminde hükümetler koalisyon hükümeti olur. Hükümet kurmak için 61 sandalye gerekir. Şu anda sağ kanat koalisyonunun 58-59 sandalye, merkez ve sol partilerin toplam 53 sandalye kazanmaları bekleniyor. Seçimlerden çıkacak sonuca göre Netanyahu veya Benny Gantz’ın koalisyon kurmak için ittifaklar aramaları gerekecek.  Yeni başbakanın belirlenmesi uzun bir pazarlık sürecinin sonucu olacak gibi.

Bu seçimlerde Arap seçmenlerin ne yapacağı önemli. İsrail nüfusunun yüzde 20’sini oluşturan İsrail vatandaşı Filistinli Araplar genelde Arap Birleşik Listesi’ne oy verirler. İsrail siyasi sürecinden duydukları hayal kırıklığı nedeniyle Arapların seçimlere katılım oranı yüksek olmaz. Şimdi bu durum değişir mi? Bunu başarabilirlerse siyasette önemli bir rol oynayabilirler. “Oy kullansak da, kullanmasak da bir şey değişmez” anlayışı yanlıştır. Sandığa giderek güçlerini parlamentoya yansıtmaları gerekir. Bunu başarırlarsa yeni hükümetin kurulmasında ve Netanyahu’yu evine göndermede kilit rol oynayabilirler.

Bu seçimlerden sonra hükümet kurulamazsa üçüncü seçimler yapılır mı? Herkes hükümet kurmanın kolay olmayacağını biliyor. Ne var ki kimse üçüncü bir seçim istemiyor. Bu kez politikacıların bir hükümet formülü bulmaları gerekecek. Mavi ve Beyaz Partisi rakibi Likud’la “büyük koalisyon” kurmaya karşı değil ama Netanyahu’nun dışlanması gerektiğini savunuyor. Likud’un bunu kabul etmesi çok zor. Kamuoyu uzlaşma sağlamaları için politikacılara baskı yapacak. Bakalım bunu başarabilecekler mi? 17 Eylül seçimleri hem Netanyahu’nun siyasi kaderi, hem de İsrail’in siyasal yaşamı açısından kritik olacak. Umarız iki devletli çözümü gömmeye çalışan, şahin politikalar uygulayan Netanyahu siyaset sahnesinden iner. Söz seçmenlerde.

 

 

 

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin