Felakete doğru mu?

İran halkının teokratik rejimden kurtulmasına yardımcı olmanın yolu savaş, yaptırımlar olamaz.

Mike Pompeo, John Bolton gibi şahinleri etrafına alan ABD Başkanı Donald Trump ülkesini Ortadoğu’da yeni bir savaşa sürükleyecek mi? Bölgede felaket yaratacak mı? ABD ile İran arasında hızla tırmanmakta olan gerginlik korkuları, endişeleri artırıyor. ABD’den gelen mesajlar sertleşiyor. Örneğin Donald Trump, “Eğer İran savaş isterse bu İran’ın resmen sonu olur” dedi. Tabii Trump Kuzey Kore için de çok sert şeyler söylemiş sonra Kim Jong-un ile masaya oturmuştu. Yine de bu tür söylemler savaş tehlikesine işaret ediyor. ABD İran’ı ekonomik ve askeri olarak baskı altında tutuyor. Dize getirmek istiyor. Trump ve çevresi ısrarla İran’ın kendilerine saldıracağından söz ediyorlar. İran’ın böyle bir şey yapması için aklını kaybetmiş olması gerekir. İran aklını kaybetmedi. Trump ve çevresinin “İran bize saldıracak” söylemleri inandırıcı değil. Tabii gerginlik tırmandıkça savaş kazara da başlayabilir. Bölgemiz ciddi bir krizle karşı karşıya. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Trump’ın tehditlerine şu cevabı verdi: “Trump, ‘B takımı’nın kışkırtmalarıyla İskender, Cengiz Han ve diğerlerinin başaramadığını elde etmeyi umuyor. Tüm işgalciler giderken İran bin yıldır ayakta. Ekonomik terör ve soykırım iğnelemeleri İran’ı bitiremeyecektir.”

Tüm bu sorunların temelinde Trump’ın bir yıl önce 8 Mayıs’ta İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilme ve İran’a yeniden yaptırımlar uygulama kararı vardır.  Nükleer anlaşma belki ideal değildi ama çalışıyordu ve İran anlaşmaya uyuyordu. Trump herşeyi alt üst etti. Gelinen noktada tarafların geri adım atmaları zor. Yani gerginlik ve “kazara savaş” tehlikesi tırmanmaya devam edecek gibi. Dünya bu durumu endişe ile izliyor. Trump’ın son tehdidini yorumlayan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, “Tüm taraflara gerginliği artıran söylemlerini azaltması çağrısı yapıyoruz. Bölge kırılgan ve gerek sahadaki eylemler, gerek retorik olsun tüm gelişmeler yanlış yorumlanabilir ve halihazırda kırılgan olan bölgeyi daha da istikrarsızlaştırabilir” dedi. AB Komisyon Sözcüsü Maja Kocijancic “Ancak, daha geniş açıdan bakarsak, bölgenin daha fazla istikrarsızlığa ihtiyacı yok. Bu sürekli olarak söylediğimiz bir şey. Her çeşit provokasyondan kaçınılmalı ve gerilimi azaltacak her türlü çaba gösterilmelidir” dedi. BM ve AB’nin mesajları çok net. Daha fazla istikrarsızlık istemiyorlar. AB, Çin ve Rusya Körfez’de bir ABD-İran savaşının kimseye fayda getirmeyeceğini vurguluyorlar. Böylesi bir savaş felaket olur.

İran savaş istemediğini açıklıkla ortaya koyuyor. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, “Herhangi bir savaş yaşanmayacak. Bir savaş istemiyoruz, onlar da istemiyor. Bunun kendi çıkarlarına olmadığını onlar da biliyor” dedi. Umarız bu doğrudur. Batılı analizciler Trump’ın da savaş istemediğini düşünüyorlar. Ne var ki çevresinde savaş isteyen insanlar var. Risk burada. Trump’ın dış politika ve güvenlik ekibi İran’ı düşman gören ve bu sorunu savaşla çözümleyebileceklerini düşünen kişilerden oluşuyor. ABD kamuoyu da savaş senaryolarına inanmaya başladı. Yapılan anketler Amerikalıların yüzde 51’inin ABD’nin önümüzdeki birkaç yıl içinde İran’la savaşa gireceğini düşündüğünü gösteriyor. Suudi Arabistan ve İsrail gibi ülkeler savaş yanlısı. ABD bölgeye ciddi bir askeri yığınak yaptı. Kimse savaş istemese de bir provokasyon, bir kıvılcım durumu değiştirebilir. Oluşan tehlieyi iyi görmekte yarar var.

Türkiye’nin önde gelen diplomatlarından Faruk Loğoğlu “İran’la gerginliği ABD gerçek dışı iddialara dayanarak bilinçli şekilde tırmandırıyor. 2003’de Irak’da olduğu gibi  İran’ın saldırı ve savaş hazırlıkları içinde olduğunu iddia ediyor ve ABD Körfeze silah yığıyor. Gidişat sağlıksız” diye Tweet attı. Bu görüşe katılmamak mümkün değil. İran’la ilgili gelişmeler Türkiye’yi de yakından ilgilendirir. Bir ABD-İran savaşı Türkiye’ye büyük zarar verir. Bu nedenle Türk diplomasisinin gerginliğin giderilmesi yönünde çaba harcaması gerekir.

The Independent gazetesi köşe yazarı Patrick Cockburn “ABD, Ortadoğu’da aynı hatayı 4 kez yaptı, şimdi de Trump İran’da yapıyor” uyarısında bulundu. ABD’nin hataları hem Ortadoğu’ya, hem de kendisine çok pahalıya mal oldu. IŞİD gibi örgütlerin ortaya çıkması ile sonuçlandı. İran’la savaşın faturası çok daha büyük olacak. Trump ve çevresi dahil herkesin aklını başına toplamasında yarar var. Savaş olasılığının dışlanması ve sorunlara diplomasi yoluyla çözümler aranması gerekir. İran Dışişleri Bakanı Zarif’in yaptığı hatırlatma doğrudur. İran yaklaşık 6 bin yıldan beri şu veya bu şekilde varlığını koruyor. Trump sahneden indikten sonra da var olmaya devam edecek. İran halkının teokratik rejimden kurtulmasına yardımcı olmanın yolu savaş, yaptırımlar olamaz. Bu tür politikalar tam tersine rejimi, rejim içindeki şahinleri güçlendirir. Bırakın İran halkı kendi kaderini kendi çizsin.

 

 

 

 

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin