Tarihi Newroz, İsrail’den özür

Türkiye’nin iç huzuru ve dış ilişkileri açısından çok önemli iki olay arka arkaya yaşandı. Bu gelişmeler Türkiye’nin geleceği açısından büyük iyimserlik ve özgüven yaratıyor. Türkiye doğru yolda ilerliyor. Gelecek umut vaad ediyor. Sadece tabiat bahara başlamıyor, sosyal, siyasal anlamda da bahar süreci başlıyor. “Güzel günler göreceğiz çocuklar.” (Nazım Hikmet)

   21 Mart Newroz kutlamaları çerçevesinde Diyarbakır’da Abdullah Öcalan’ın mesajının okunması ile Türkiye’de silahların değil, insanların, siyasetin konuşacağı bir barış süreci başladı. Öcalan’ın mesajında çok önemli noktalar var. “Bizi bölmek, ayrıştırmak isteyenlere karşı birleşelim“ diyor. Bundan sonra yolumuza “Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarında olduğu gibi hep birlikte devam edelim.“ diyor. Bu gelişmeler Türkiye’nin önüne geniş perspektifler açıyor.

   Başlayan barış sürecinin düşmanlıkların, hoşgörüsüzlüğün, ayrımcılığın, kin ve nefretin, kan akmasının yerini özgürlük ve kardeşliğe bırakacak bir süreç olmasını dileriz. Aklın ve mantığın, ortak çıkarların üstün gelmesi için çaba harcanıyor. Kanayan yaraların sarıldığı, kaygıların, korkuların, şikayetlerin karşılıklı olarak dile getirildiği, medenice konuşulduğu, tartışıldığı ve siyaset yoluyla çözümlendiği bir dönemin özlemi var. Hem Türkiye hükümeti, hem de Kürt ulusal hareketi tarihi ve temel bazı tercihler yaptılar. Tercihlerin temelinde Türkiye’nin birliğinin güçlenmesi, özgürlük ve kardeşliğin yeşermesi var. Böylesi bir Türkiye’nin geleceği parlak olur. İnsanları barış, huzur ve refah içinde yaşar. Bölgesinde önemli bir aktör olur.

   Cuma akşamı CNN Türk’te Şirin Payzın’ın Kürt ozan Şivan Perwer ile Erbil’de yaptığı söyleşiyi izledim. Türklerle Kürtlerin ilişkisinde yeni bir döneme girildiğinin güzel bir simgesiydi bu söyleşi. Bu nedenle CNN Türk ve Şirin Payzın’ı kutlarım. Şivan Perwer, Kürt halkının acılarını, hüzünlerini, sevinçlerini, umutlarını, duygularını türküleriyle dile getiren bir ozan. Bir Anadolu insanı. Bir Kürt sanatçı. 37 yıldır Türkiye dışında yaşıyor. Genç kuşakları bilmiyorum ama bizim kuşak Kemal Burkay gibi Şivan Perwer’i de çok iyi bilir. Ozan, söyleşide çocukluk yıllarını, fakir Kürtlerin hem Kürt ağalardan, hem jandarmadan çektiklerini anlattı. Kürtlerin dertlerini sıraladı. Devletin hep ezenin yanında yer aldığını söyledi. İnsanını döven, korkutan devlet yerine, ona hizmet veren devlet anlayışının önemine işaret etti. Dostluk, kardeşlik, hoşgörü mesajları verdi. İzleyeni duygulandıran Kürtçe, Türkçe türküler söyledi. Başlayan barış süreci ile Türkiye’nin daha da güçleneceğine, birliğinin sağlamlaşacağına vurgu yaptı. Kısacası söyleşiyi izleyen hem Türklere, hem de Kürtlere özgürlük içinde ortak yaşam mesajları verdi. Koşullar olgunlaşınca Türkiye’ye dönebileceği, barış sürecine katkı koymaya hazır olduğunu söyledi. Umarız bu sürecin sonunda siyasal görüşü, etnik kimliği, dini, mezhebi, grup kimliği ne olursa olsun, doğdukları toprakları terk etmek zorunda kalan tüm insanlar Türkiye’ye döner ve özgürce yaşar. Şiddete başvurmayan herkesi kucaklayan, kimliğine saygı gösteren, farklılıkların karşılıklı saygı ve hoşgörü içinde yaşandığı, işbirliğinin, ortak geleceğin herkesi birleştirdiği bir yapı mümkündür. Türkiye, her insanına sahip çıkmalı, ona değer vermeli. Farklılıkları demokratik süreçlerle yönetmeyi öğrenmeli.

    Böylesi bir hedefe doğru yürüyüş başladı. Evet, kolay olmayacak. Hem içte, hem dışta süreci provoke etmeye çalışanlar olacak. Eski anlayışlarda ısrar etmek isteyenler, gelişmelere ayak uyduramayanlar olacak. Onlara da yardımcı olmak gerek. Ana muhalefet partisinin bu süreçteki yeri çok önemli. CHP artık açık ve net bir şekilde barış sürecine destek vermeli. İnsanların korkularını, kaygılarını, şüphelerini aşmalarına herkesin yardımcı olması gerekir. Tarihi bir fırsat doğdu. Bunu kaçırmamak gerek.

    Newroz kutlamaları ile başlayan olumlu gelişmelerin sevincini yaşarken Başkan Obama Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşmesi konusunda büyük bir hizmette bulundu. Bunun sonucunda İsrail Başbakanı Netanyahu Türkiye’den özür diledi. Bu da tarihi bir olaydır. İsrail kolay kolay başka ülkelerden özür dilemez. İsrail’de yeni hükümetin kurulması ve Başkan Obama’nın akılcı politikaları bu olumlu sonucu doğurdu. Üç yıldır buzdolabında olan Türkiye- İsrail ilişkilerinde yeni bir dönem başlıyor. Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşmesi, düzelmesi hem iki ülkenin çıkarları, hem de bölge için çok önemli ve olumlu. Ortadoğu’nun sosyal-siyasal depremler yaşadığı bir dönemde Türkiye ve İsrail bölgenin şekillenmesinde önemli rol oynayacak. Suriye yangını ve diğer konular, iki ülkenin işbirliğini gerektiriyor. İsrail-Filistin sorununun çözümü için de Türkiye’nin katkıları şart.

      Türkiye’deki barış süreci ve İsrail’in özür dilemesi ile ikili ilişkilerin normalleşme yoluna girmesi doğru yönde atılan adımlar. İyimserlik yaratan gelişmeler.  

     

    

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Reklam engelleyici kullandığınızı görüyoruz. ÜCRETSİZ olarak dağıtılan binlerce gatezemiz ve internet sitemizde yer alan haberleri okuyabilmeniz için her yıl on binlerce pound harcıyoruz. Bu ise sitemizde bulunan reklamlar sayesinde gerçekleşmektedir. londragazete.com’u kullanmaya devam etmek için lütfen bu alan adını reklam engelleyicisine ekleyerek bize destek verin.