Şili’de halk ayaklanması

Geçen Cuma günü Şili'nin başkenti Santiago’da yapılan yürüyüşe 1.2 milyon insan katıldı.

Halk protestolarının sadece Ortadoğu ile sınırlı olmadığını geçen yazımda belirtmiştim. Son günlerde Irak’ta, Suriye’de çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Lübnan Başbakanı Hariri istifa etti. Ama dünyanın başka yerlerinde de protestolar var. Şili’de devam eden protestolar en yığınsal protestolar. Geçen Cuma günü başkent Santiago’da yapılan yürüyüşe 1.2 milyon insan katıldı. Eşitsizlik protesto edildi. Şili Cumhurbaşkanı Sebastian Piñera, devam eden protesto eylemleri nedeniyle ülkede 16-17 Kasım 2019’da yapılması planlanan Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu (APEC) ile 2-13 Aralık 2019’da yapılması planlanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP25) ev sahipliği yapmaktan çekildiklerini açıkladı. Kısacası durum ciddi.

Şili halkı neden sokaklara döküldü? Buna incelemekte yarar var. Protestoların kıvılcımını metro biletleri fiyatlarına yapılan yüzde 4’lük zam çaktı. Elbette krizin kökleri daha derinlerde. Artan hayat pahalılığı, işsizlik, eşitsizlik, devletin halka sunduğu hizmetlerin istenen kalitede olmaması, tekellerin ekonomideki gücü, emeklilik maaşlerının yeterli olmaması, yönetenlere kızgınlık halkı bıktıran faktörler arasında. Şilililerin sadece yüzde 17’si parlamentoya ve yüzde 14’ü siyasi partilere güveniyor. Şili’deki protestolar önceleri barışçıydı ama sonra şiddet, yağmacılık, kundaklama olayları yaşandı. Protestolar ülkenin tümüne yayıldı. Cumhurbaşkanı Piñera Cumartesi günü bakanlar kurulunun tümünü istifaya davet etti. Yeni bakanlar kurulu oluşturdu. 18 Ekim’de ülkede olağanüstü hal ilan etti, ordu ve tanklar sokaklara çıktı. Sokağa çıkma yasağı uygulandı. Şimdiye dek protestolarda 20 civarında insan öldü, 1000 kişi yaralandı, 7000 kişi gözaltına alındı. Başkentin ulaşım sistemi büyük zarar gördü. Cumhurbaşkanı Piñera krizi aşmak için reform vaadinde bulundu. 25 Ekim’de olağanüstü hali kaldırdı. Kısacası Şili 1990’da demokrasiye dönüşünden bu yana en büyük krizle karşı karşıya.

Neo-liberal ekonomik reçeteler uygulayan ve kısa süre öncesine kadar ekonomik açıdan başarılı sayılan Şili’de zengin-fakir uçurumu giderek derinleşti. Şili Latin Amerika’nın zengin ülkeleri arasında yer alır ama OECD içinde eşitsizliğin en yüksek olduğu ülkedir. Zenginler daha zengin olurken yoksullar büyük zorluklara göğüs germek durumunda kalıyorlar. Sistem zenginler lehine çalışıyor. Cumhurbaşkanının kendisi çok zengin. Şili nüfusunun yüzde 50’si milli gelirin yalnızca yüzde 2,1’ine sahipken yüzde1’lik elit yüzde 30’unu elinde bulunduruyor. Protestocular bu durumu yaratan siyasal sisteme ve aktörlerine öfkeliler ve başkaldırıyorlar. Ayrıca Şili 1 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor. (Venezuela ve Peru’dan 200 bin kişi, Haiti’den 150 bin kişi, Bolivya ve Kolombiya’dan 100 bin kişi vs.) Bunun neden olduğu sorunlar var. Şili’nin nüfusu 18 milyon. Protestolara 2 milyon kişinin katıldığı tahmin ediliyor. Protestocular ücretlerin, asgari ücretin, emeklilik maaşlarının artırılmasını, eğitimde kalitenin artırılmasını, konut sorununun çözümünü, sağlık sisteminin iyileştirilmesini istiyorlar. Dev protestolar karşısında Cumhurbaşkanı asgari ücreti artırdı. Metro biletlerine yapılan zammı iptal etti. Bunlar protestocuları tatmin eder mi? Zor. Protestoların devam edip etmeyeceğini göreceğiz.

Protestoların devam ettiği ülkelerin ortak yönü yönetenlerin halkın tepkilerine önem vermemesi, duyarsız kalması, kendi bildiğini yapmaya devam etmesidir. Bu durumda halka sokaklara çıkmaktan başka alternatif kalmıyor. Bu ülkeleri yönetenler sınıfta kaldılar. Yolsuzluklar, ekonomik zorluklar bazı diğer ortak yönler. Siyasi kurumlara olan güven ve inancın azalmasını da unutmamak gerek. Bu kurumlar çürüdü. Şili’de Cumhurbaşkanı  Piñera zararı sınırlamak için yapılan hataları kabul etti ve özür diledi. “Halkın meşru ihtiyaçları ve sosyal talepleri karşısında Şilililerin bize vermek istediği mesajı alçak gönüllülükle ve net bir şekilde aldık. Yıllardır sorunların yığıldığı ve biz de dahil çeşitli hükümetlerin bu durumun büyüklüğünü idrak edemediği doğrudur. Bu konuda ileri görüşlü olamadığımızı kabul ediyor ve bu nedenle özür diliyorum” dedi. Bakalım bunun gerekleri yerine getirilecek mi?

Şili’deki protestolar ülkede ciddi siyasal değişim sağlar mı? Gerçekçi olmak gerek. Bu oldukça zor. Ama ülkeyi yönetenlerin korkuya kapıldığı ortada. Şimdiye dek halk korkuyordu. Şimdi yönetenler korkuyor. Halk lehine bazı adımlar atılacak. Ne var ki köklü değişilikler olmasını beklemek aşırı iyimserlik olur. Bir süre sonra yönetenler eski duyarsızlıklarına geri dönebilirler. Taa ki halk yeniden sokağa çıksın.

 

 

 

 

 

 

 

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin