Lübnan ayakta

Arap ülkelerindeki köhnemiş, çürümüş rejimleri halk ayaklanmaları ile devirmekten başka yol yoktur. Devrilmedikleri sürece halkın kanını emmeye devam edecekler.

“Arap Baharı”nın yenilgisi ile Arap halklarının suskun kalacağı varsayımı doğrulanmadı. Halklar korku duvarını aşıyor. Sudan halkı ayaklandı ve diktatörlüğü yıktı. Cezayir halkı ayaklandı ve yaşlı cumhurbaşkanını evine gönderdi. Mısır’da, Irak’ta protestolar yer aldı. Şimdi sıra Lübnan’da. Lübnan kötü yönetilen bir ülke. Devlet halka karşı görevlerini yerine getiremiyor. Çok uzun süre çöpler bile toplanmadı. Elektrikler devamlı kesiliyor. Yolsuzluk yaygın. Yoksulluk, işsizlik yaygın. İşsizlik oranı yüzde 25. Gençler arasında yüzde 37. Her yıl çok sayıda eğitimli genç iş bulamadığı için ülkeyi terkediyor. Ülkenin büyük borç yükü ve bütçe açığı var. Lübnan’ın kamu borcu 86,2 milyar dolar. Suriye’den gelen 1.5 milyon civarında mülteci ek sorunlar yaratıyor. Son orman yangınları karşısında hükümet yetersiz kaldı. Nadine Labaki’nin Capernaum filmi Lübnan devletini utandırmalıydı ama hiç oralı olmadılar. Üsttekiler zenginlik içinde yaşıyor. En zengin yüzde birlik kesim milli gelirin yaklaşık dörtte birini alıyor. Şimdi halk “Artık yeter, bıçak kemiğe dayandı” diyor.

Protestoları vergi artışı, kemer sıkma politikası tetikledi. 17 Ekim’de Whatsapp ve benzeri platformlar aracılığıyla internet üzerinden telefon görüşmelerine vergi getirilmişti. İnsanlar spontane olarak, etnik grup ve mezhep farklılıklarını bir kenara bırakarak meydanları doldurdular. Hükümetin istifasını talep ettiler. Çok uzun zamandır ülkede var olan statükonun değişmesini istiyorlar. Reuters Haber Ajansı, hafta sonu yapılan gösterilere 1 milyon 200 bin kişinin katıldığını bildirdi. İnsan seli Beyrut sokaklarını doldurdu. Bu büyük protestolar karşısında hantal hükümet geri adım atmak zorunda kaldı. Başbakanı Saad Hariri, “2020 bütçesinde yeni vergiler olmayacak. Bütçe açığı bankaların kârlarından alınacak yeni vergilerle kapatılacak” diye açıklama yaptı. Bakanların ve milletvekillerinin maaşlarının yarı yarıya azaltılacağını, İletişim Bakanlığı ve bazı kamu kurumlarının kapatılacağını, devletten çalınan paraların geri alınacağını söyledi. Bu vaadler protestocuları tatmin eder mi? Tatmin olmadıklarını açıkladılar. Hükümetin tümünün istifasında ısrar ediyorlar. “Hırsızlar, hırsızlar” diye sloganlar atıyorlar. Protestolar ülkenin tümünde devam ediyor ve protestocular genel grev ilan ettiler.

Chatham House Ortadoğu/Kuzey Afrika sorumlusu Lina Khatip, El Cezire sitesinde yayınlanan makalesinde Lübnan’da bir sosyal devrim yaşandığını yazdı. İnsanların aralarındaki farklılıklara bakmadan birlikte gösteri yapmalarının önemini vurguladı. Bilindiği gibi Lübnan toplumu farklı gruplara bölünmüş bir toplumdur. Siyasal sistem bu farklılıkları yansıtır. Cumhurbaşkanı Hristiyan, Başbakan Sünni Müslüman, Meclis başkanı Şii olur. Şimdi Lübnanlılar kendilerini bölen bu farklılıkları bir kenara bırakarak hükümete karşı birleştiler. Bu yönüyle şimdiki protestolar geçmişte yapılan protestolardan farklı. Bu umut verici bir gelişme. Protestolar yakın gelecekte ciddi siyasi değişikliklere yol açar mı? Bunu tahmin etmek zor ama bundan sonra işlerin eskisi gibi olması zor. Ülkeyi yönetenler ya kendilerini değiştirecekler ya da halk onları değiştirecek.

Arap ülkelerindeki köhnemiş, çürümüş rejimleri halk ayaklanmaları ile devirmekten başka yol yoktur. Devrilmedikleri sürece halkın kanını emmeye devam edecekler. Halka vaadlerini yerine getirmeyecekler. Lübnan rejimi yolsuzluklar içinde yüzen, halkın çıkarlarını değil kendi dar çıkarlarını düşünen bir rejim. Bu yapının ülke sorunlarına çözüm üretmesi mümkün değildir. Reform vaadleri inandırıcı değildir. Protestolar bittiği anda eskiden beri yaptıklarını yapmaya, umursamazlıklarına devam edecekler. Halk bunu anladı ve çekilip gitmelerinde ısrar ediyor. “Arap Baharı’nın” sloganı “Halk rejimin devrilmesini istiyor” protestocuların dilinde.  Rejim ilk kez bu tür büyük çaplı.kitlesel bir protesto hareketi ile karşı karşıya. Bundan korkuyor ve onu etkisiz hale getirmek için çareler arıyor. Bakalım bunu başarabilecekler mi? Başarırlarsa halk hareketine yazık olacak. Statüko devam edecek. Çıkış yolu değişimdir.

Her Arap ülkesinin kendi iç dinamikleri olduğuna kuşku yok. Fakat krizlerin kökünde bu rejimlerin ağırlıklı olarak gençlerden oluşan toplumlarının beklentilerini, özlemlerini karşılayamaması yatar. Ortadoğu bölgesinde nüfusun yüzde 60’ı 30 yaşın altındadır. Bu gençler iş istiyor, aş istiyor, özgürlük istiyor, insanca yaşamak istiyor. Rejimler bunu sağlayamadığı için kitleler sokakları dolduruyor. Şiddet kullanarak halk hareketlerini bastırmak bir noktaya kadar etkili olur. İnsanlar artık korkmuyor. Ayrıca protesto hareketleri sadece Ortadoğu ile sınırlı değil. Şili, Hong Kong, Ekvador birkaç örnek.

 

 

 

 

 

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin