İran’la savaş mı?

İran’la devam eden anlaşmazlıkların çözümlenmesinin en iyi yolu diplomasidir.

Ortadoğu üzerinde yine kara bulutlar dolaşıyor. ABD ile İran arasındaki gerginlik hızla tırmanıyor. ABD-İran gerginliği tüm dünyada kaygılara neden oluyor. The Economist dergisi bu hafta konuyu kapağına taşıyarak “Collision course” başlığını kullandı. Bu durumun esas sorumlusu Donald Trump’tır. ABD’nin bölgeye USS Abraham Lincoln uçak gemisini, Tarruz Grubu ile Bombardıman Görev Gücü göndermesi, İran’nın Devrim Muhafızlarını terörist örgüt ilan etmesi, Türkiye dahil bazı ülkelerin İran’dan petrol ithal etmelerine izin verilmesinin iptali ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Irak’a yaptığı sürpriz ziyaret bunun somut göstergeleri. ABD Savunma Bakanlığı Orta Doğu’ya “USS Arlington” amfibi savaş gemisini ve bir Patriot hava savunma bataryasını sevk ettiğini de açıkladı. ABD İran’a karşı “Maksimum baskı” politikası uyguluyor. İran’ın bir yıllık beklemeden sonra 8 Mayıs’ta nükleer anlaşmanın bazı bölümlerine uymayacağı yönündeki açıklaması ve 60 günlük süre tanıması da artan gerginliğin göstergesi. İran’ın tepkisi hala ölçülü ve iyi hesaplanmış. Tahran, AB, Rusya ve Çin’in yardımı ile bir çıkış yolu bulmak istiyor. Trump ise İran’ın açıklamasına cevap olarak yeni yaptırımlar açıkladı. İran’ın çelik ve alaminyum sektörlerini hedef aldı. Tek taraflı olarak nükleer anlaşmadan çekilen ABD’nin İran’ın tavrından şikayetçi olması akıl almaz bir şey.

2015 yılında İran’la varılan nükleer anlaşmanın (JCPOA) en önemli sonuçlarından biri Ortadoğu’da korkunç bir savaş tehlikesini ortadan kaldırmasıydı. Nükleer anlaşma sonrasında Ortadoğu ve dünya rahat bir nefes almıştı. İran anlaşmaya itaat etmişti. ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Mayıs 2018’de nükleer anlaşmadan çekilme ve İran’a yaptırımlar uygulama kararı durumu değiştirdi. Belli ki Trump yönetimi İran’la gerginliği artırma peşinde. Sonuçta Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve Dışişleri Bakanı Pompeo savaş taraftarı olmakla biliniyorlar. İran ve Avrupa, JCPOA’yı korumak istiyorlar ama işin nereye varacağını tahmin etmek zor.

Belli ki Trump yönetimi İran rejimini izole ederek boğma peşinde. Uygulanan yaptırımlar İran ekonomisine büyük zarar veriyor. IMF bu yıl İran GSYİH’nın yüzde 6 oranında azalacağını tahmin ediyor. Ekonomik zorlukların yükünü halk çekiyor. Amerikalılar İran’da rejim değişikliği peşinde. Ülkede istikrarsızlık yaratmayı hedefliyorlar. Ekonomik zorlukların halkı rejime karşı ayaklanmaya iteceğini umut ediyorlar. Bu gerçekçi bir beklenti değil. “Maksimum baskı” politikası şimdiye dek başarılı olmadı. Peki, İran’ı yönetenlerin bu baskılara cevabı ne olacak? Geri adım atmaları olasılığı oldukça zayıf. Dikkatli ve ihtiyatlı davranmaları bekleniyor. Tabii çeşitli yöntemlerle bölgede ABD’ye bedel ödetme yolunu da seçebilirler. Bu konuda ellerinde farklı alternatifler, araçlar var. Bölgede bir çok “dostları” var. Gelişmeler bu mecraya girerse savaş tehlikesi artacak. Her iki tarafta da şahinlerin ön plana çıkması tehlikeli senaryoyu güçlendirecektir.

Trump yönetimi İran’a karşı uyguladığı bilek bükme politikalarında İsrail, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörlerden destek alıyor. İsrail ve Suudi Arabistan İran’la nükleer anlaşmaya şiddetle karşı çıkmış, Trump’ın anlaşmadan çekilme kararını sevinçle karşılamışlardı. Netanyahu hükümeti İran’a yönelik tehditlerini artırmış durumda. Ancak İran’ın bölgesel ittifakları da küçümsenemez. İran, rakiplerinin hatalarından iyi yararlanarak Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’a kadar uzanan bir nüfuz alanı oluşturdu. ABD’yi en fazla rahatsız eden de bu. Tabii bir de İran’ın balistik füze programı rahatsızlık yaratıyor. Ne var ki şu anda İran bölgede güçlü konumda ve ABD’nin bunu geri püskürtmesi zor.

ABD ve İran savaş istemediklerini söyleseler de oluşan durum tehlikeli. ABD’nin askeri alanda attığı adımlar savaş tehlikesini artırıyor. ABD Irak’ta yaptığı büyük hatayı tekrarlar mı? Bolton, Pompeo gibiler ABD’nin askeri gücüne güvenerek savaş taraftarı olabilirler. Ne de olsa Bolton Irak savaşının mimarlarından biriydi. Ama bu şahinlerin Ortadoğu hesapları yanlış çıkabilir. Evet ABD askeri olarak üstündür. İran’a büyük zarar verebilir. Ne var ki, İran da ABD’ye ciddi zarar verebilir. Asimetrik saldırılar gerçekleştirebilir. Savaş çıkış yolu değildir. Hiç kimsenin yararına olmaz. İran’la devam eden anlaşmazlıkların çözümlenmesinin en iyi yolu diplomasidir. Çatışma kaçınılmaz değildir. Diplomasi sorunlara çözüm üretebilir. Yeter ki iyi niyet olsun. İran’ın açıkladığı 60 günlük süre bitince ne olacak? Bekleyip göreceğiz. Ciddi bir krizle karşı karşıya olduğumuza kuşku yok. Krizi aşmak için soğukkanlı, yaratıcı yaklaşımlara ihtiyaç var.

Daha fazla göster

Bir Cevap Yazın

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin