Suriye: Uzlaşıya ilk adım mı?

Suriye krizi iki yılı aştı. İç savaşta ölü sayısının 100 bine yaklaştığı tahmin ediliyor. Bu süre zarfında BM Güvenlik Konseyi’nde kriz konusunda uzlaşıya varılamadı. Rusya ve Çin, Beşar Esad rejimine tam destek verdi. ABD ise, muhalifleri destekler gibi görünse de hiçbir zaman Rusya’nın, İran’ın, Hizbullah’ın Esad’a sağladığı destek gibi bir destek sağlamadı. Washington, hep Moskova’yı Esad’a desteği kesmesi için ikna etmeye çalıştı. Putin bu çağrılara hiç aldırış etmedi. Şimdi ilk kez ABD ve Rusya, Suriye konusunda bir uzlaşıya varmışa benziyor. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin Moskova’da Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ve Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı temaslardan uluslararası konferans kararı çıktı. Konferansın Mayıs ayı sonuna doğru gerçekleşmesi hedefleniyor. AB, bu karardan memnuniyet duyduğunu açıkladı ve destek vereceğini ortaya koydu. (İngiltere ve Fransa’nın memnun olup olmadığı ayrı bir konu). BM ve Arap Birliği'nin Suriye Özel Temsilcisi Lahdar Brahimi, kararı “ileriye doğru ilk adım” olarak niteledi ve görevinden istifa etmekten vazgeçti. Bu gelişmeler ne anlama geliyor? Suriye krizine diplomatik çözüm bulma konusunda önemli gelişmelerin arifesinde miyiz? Bu konuda hem umutlar, hem de şüpheler var.

   Önce şu tespiti yapalım. Kerry ile Lavrov arasında varılan uzlaşı ABD’nin Moskova’nın tezlerine yaklaşması sonucu sağlandı. Sami Kohen bu noktaya parmak basarak “Açıkçası tutum değişikliği Rusya değil, ABD cephesinde oldu” diye yazdı. Geri adım atanın Washington olduğu konusunda genel uzlaşı var. Rusya görüşlerinde ısrar etti. Obama yönetimi, Suriyeli muhaliflere ciddi silah yardımı sağlamak yerine (bu yönde baskılar artmıştı) Moskova ile uzlaşmayı tercih etti. Daha önce de yazdığım gibi ABD Suriye’ye fazla bulaşmak istemiyor. BBC muhabiri Jim Muir’in yazdığı gibi “Aslında ABD yönetimi Suriye'deki isyancıların kazanmasını istemiyor.” Amerikalılar Esad rejiminin zayıflatılması ve masaya oturarak uzlaşıya zorlanması stratejisini izledi. Bu strateji Rusya ve İran tarafından başarısızlığa uğratıldı. Rusya, Kerry ile varılan anlaşmadan sonra bile “önceden imzalanan anlaşmalar temelinde” Suriye’ye silah sevkiyatına devam ettiğini açıkça söylüyor. Obama yönetimi ise, muhaliflere dengeleri lehlerine değiştirecek silah yardımı yapmak yerine Moskova’nın tezlerine yanaşmayı tercih ediyor. Ortak basın toplantısında Lavrov’un yüzündeki gülücüklerin nedeni buydu.

   ABD-Rusya mutabakatının temelinde geçen yılın Haziran ayında Cenevre’de varılan anlaşma var. Cenevre Anlaşması, taraflar arasında ateş kes sağlanmasını, muhalif güçlerin de yer alacağı geçiş hükümeti kurulmasını ve seçimlere gidilmesini öngörüyor. Bu anlaşma birçok konuyu belirsiz bıraktığı için hayata geçirilememişti. Şimdi, ABD ve Rusya, bu anlaşma temelinde tarafları uzlaştırmaya çalışacaklar. Bu mümkün mü? Beşar Esad’ın geleceği konusu açıklığa kavuşmadan çok zor. Geçiş sürecinde Esad’ın rolü ne olacak? Bu sorunun cevabı bilinmiyor. Moskova, Esad’ın görevden ayrılmasının geçiş dönemi için koşul olamayacağını ortaya koyuyor. John Kerry, Moskova’nın bu görüşünü kabul etmişe benziyor. Kerry, daha sonra “Suriye anlaşmazlığına siyasi çözümde Beşar Esad’ın rolü olmayacak” diye bir açıklama yaptı. Bu çok genel bir açıklama. “Müzakere sürecinde Beşar Esad olmayacak” demiyor. Beşar Esad, kendisinin müdahil olmayacağı bir süreci kabul etmez. Muhalifler, Esad’ın başında bulunduğu bir hükümetle diyaloğa girer mi? Girmeyeceklerini söylüyorlar. Suriye ordusunun son haftalarda muhalifler karşısında ilerlemesi, muhaliflerin fikir değiştirmesini sağlar mı? ABD bunu umut ediyor. Bekleyip görmek lazım. ABD, uluslararası konferansa katılmaları için muhalifleri ikna etmeye (zorlamaya) çalışacak. Muhalif güçler arasındaki bölünmüşlüğü de göz önünde bulundurduğumuzda bunun kolay olmayacağı açık. Muhaliflere destek veren ülkelerin (Türkiye, Suudi Arabistan, Katar vs.) tavrı da çok önemli. Örneğin, Türkiye’nin tavrı ne olacak? ABD’nin bu ülkeleri de ikna etmesi gerekiyor. 16 Mayıs’taki Obama-Erdoğan görüşmesi bu yönden çok önemli.

    Nereden bakılırsa bakılsın ABD ve Rusya’nın işi çok zor. Suriye krizine diplomatik çözüm bulunamamasının alternatifi iç savaşın ve insani krizin devam etmesidir. Rusya ve ABD arasında varılan uluslararası konferans kararı sadece bir ilk adımdır. Sonuca ulaşmak için daha birçok engelin aşılması gerekecek. Dolayısıyla bu kararı “ihtiyatlı iyimserlikle” karşılamak daha doğru olur. Kimse acele sonuçlar çıkarmasın. Temennimiz Suriye halkının bir an önce Esad diktatörlüğünden kurtulup özgürlüğüne kavuşmasıdır.

   

    

 

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Reklam engelleyici kullandığınızı görüyoruz. ÜCRETSİZ olarak dağıtılan binlerce gatezemiz ve internet sitemizde yer alan haberleri okuyabilmeniz için her yıl on binlerce pound harcıyoruz. Bu ise sitemizde bulunan reklamlar sayesinde gerçekleşmektedir. londragazete.com’u kullanmaya devam etmek için lütfen bu alan adını reklam engelleyicisine ekleyerek bize destek verin.