kıbrıs ingiltere londra lefkoşa
DOLAR
18,8053
EURO
20,4350
STERLIN
23,2711
BITCOIN
$23.136,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
LONDRA
Parçalı bulutlu
10°C
LONDRA
10°C
Parçalı bulutlu
Salı Kapalı
9°C
Çarşamba Kapalı
="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 300 300" enable-background="new 0 0 300 300">
11°C
Perşembe Az bulutlu
="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 300 300" enable-background="new 0 0 300 300">
12°C
Cuma kapalı
="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 300 300" enable-background="new 0 0 300 300">
11°C

Burma’da Müslümanlar katlediliyor

04.05.2013
0
A+
A-

Bugün, siz okurların dikkatini dünyanın uzak bir bölgesinde, pek manşetlere çıkmayan bir konuya çekmek istiyorum. Resmi adı Myanmar olan Burma’da Budist militanlar bir süreden beri Müslümanlara yönelik katliamlar gerçekleştiriyorlar. Burma, yarım asırlık askeri diktatörlükten yavaş yavaş çıkma sürecinde bir ülke. Ülkenin nüfusu 60 milyon civarında. Bu nüfusun üçte birini etnik azınlıklar oluşturuyor. Nüfusun yüzde 87’si Budist’tir. Hristiyanlar yüzde 4.5, Müslümanlar yüzde 4 civarında. Müslümanlara yönelik saldırılar geçen yıl başladı ve devam ediyor. İnsan hakları örgütleri, hükümetin Müslümanları korumak için etkin tedbirler almadığını ortaya koyuyorlar. Birçok yerde Budist saldırganlar polisin gözleri önünde katliam yapıyorlar. İşin ilginç yanı saldırılara Budist din adamlarının da katılması ve kışkırtması. Şimdiye dek Burma adı bize bu ülkede demokrasi mücadelecisinin sembolü Aung San Suu Kyi’yi hatırlatıyordu. Şimdi, Müslümanlara yapılan zulmü de hatırlatıyor.

    Human Rights Watch örgütü, Burma’nın Rakhine eyaletinde yaşanan katliamlar konusunda detaylı bir rapor hazırladı. Raporda Müslümanlara yönelik etnik temizlik yapıldığı belirtiliyor ve hükümet yetkilileri, Budist din adamları, yerel yöneticiler, güvenlik güçleri bu konuda suçlanıyor. Bölgede yüzlerce insan öldürüldü. 125 bin insan evlerini terk etti ve göçmen oldu. Tabii saldırılar sadece bu bölge ile sınırlı değil. Ülkenin tümünde Müslümanlar hedef alınıyor. Bu saldırılarda devlet güvenlik güçlerinin de rolü olduğu biliniyor.

   Göç eden Müslümanlar kamplara yerleştiriliyor. Bangladeş sınırındaki kamplarda 200-300 bin, Tayland sınırındaki kamplarda 180 bin kişi olduğu belirtiliyor. Bu kamplarda yaşam koşullarının çok kötü olduğu gelen bilgiler arasında. Budist saldırganlar Müslümanların yerleşim yerlerine girip cami ve evleri yakıyorlar, insanları öldürüp yaralayarak korkutuyorlar ve yaşadıkları yerleri terk etmeye zorluyorlar. 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında Rusya’da Yahudilere yapılan pogromlara benzer saldırılar 21. yüzyılda Burma’da yaşanıyor ve dünya buna fazla ses çıkarmıyor.

   Burma’da yaşayan farklı etnik ve dini kimlikler arasında gerginlikler yeni değil. Ülkede 135 farklı etnik grup var. 21. yüzyılda devletlerin en önemli görevi, sınırları içindeki farklı kimliklerin eşit haklar ve hoşgörü temelinde birlikte yaşamalarını sağlamaktır. Burma devleti bu görevi yerine getirmiyor. 1947 Burma anayasası Müslümanların haklarını tanıyordu. 1960’ta Budizm devlet dini ilan edildi. 1962 askeri darbesinden sonra Müslümanlara karşı sistemli ayrımcılık başlatıldı. Devlet görevlerine, orduya, güvenlik güçlerine girmeleri yasaklandı. Camilerin sayısına sınırlama getirildi. Sayıları 800 bini bulan ve Rohingya diye bilinen gruba vatandaşlık hakkı da verilmedi. BM, Rohingya Müslümanlarını dünyada en fazla ayrımcılığa ve baskıya uğrayan gruplardan biri olarak tanımlıyor. Burma içindeki insan hakları ve demokrasi savunucuları, Rohingya Müslümanları konusunda suskun kalıyorlar. Aung San Suu Kyi de, ülkesinde Müslümanlara karşı işlenen suçlar konusunda sessiz kaldı. Onun adaletsizliğe sessiz kalması, uluslararası toplumun bu konuya gereken ilgiyi göstermemesi sonucunu da doğuruyor. Nobel ödülüne layık görülmüş bir kişinin politik hesaplarla katliamalar konusunda sessiz kalması bu ülkenin geleceği için iyimserlik yaratmıyor.

    Oxford Üniversitesi’nden Alan Strathern,”Budist din adamları niçin Müslümanlara saldırıyor?” başlıklı ilginç makalesinde, şiddet uygulamamanın Budizm dininin merkezinde olduğunu hatırlatıyor. (Makaleyi BBC Türkçe internet sitesinde bulup okuyabilirsiniz.) Budist ahlakın ilk ilkesi canlıları öldürmemektir. Kutsal yazılarda “Nefret hiçbir zaman nefretle sona ermez. Nefret sevgi ile sona erer. Ebedi kural budur” denir. Strathern, bu gerçek karşısında Budist din adamlarının niçin nefret suçu işlediklerini, katliamları, şiddeti kışkırttıklarını soruyor. Burma’da Müslüman düşmanlığının ve katliamların başını “969 Grubu” yöneticisi, Budist “din adamı” ve ırkçı Ashin Wirathu çekiyor. Alan Strathern, genelde tüm dinlerin insan sevgisini temel aldığını, ancak tarihte din adına yapılmış çok katliamlar olduğuna işaret ediyor. Dinin devletin himayesine ve hizmetine girmesinin, yöneticilerin kendi meşruiyetlerini sağlamak için dini kullanmaları ve bunun karşılığında din adamlarını ve kurumlarını himayelerine almalarının bu sonucu doğurduğunu yazıyor. Elbette bu konu çok karmaşık bir konudur. Ama tarih bize temelinde sevgi olan dinlerden yola çıkan insanların çok büyük kötülükler yapabildiklerini gösteriyor. Şimdi, bu durum Burma’da yaşanıyor.

    Tekrar edelim. Farklı kimliklere hoşgörüsüzlük ve nefret sadece Burma’da Budistlerde görülmüyor. Her ülkede buna rastlamak mümkün. Ama Burma’da bu katliama, etnik temizliğe dönüştü. Dünyanın bu duruma sessiz kalmaması gerekir. İnsanlar kendi gruplarına yapılan haksızlığa karşı çıkıp başka gruplara yapılan haksızlıklara ses çıkarmadıkları sürece bu sorunlar çözümlenemez. Hedefi kim olursa olsun nefrete, hoşgörüsüzlüğe karşı sesimizi yükseltmeliyiz. “Burma’dan bize ne?” diyemeyiz.

  

  

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.