Rusya ve Kıbrıslı Rumlar

Kıbrıslı Rumlara “Yunanistan’dan sonra en sevdiğiniz ülke hangisidir?” diye sorulursa büyük çoğunluğun cevabı “Rusya” olur. Bu sevginin önemli tarihi boyutu var. Yunanlıların 1821’de Osmanlı’ya karşı başlattıkları ayaklanmayı destekleyen ve bağımsızlığını kazanmasını sağlayan en önemli güçlerden biri Rusya’ydı. Yunanistan’ın ilk Cumhurbaşkanı Yoannis Kapodistria, uzun yıllar Rusya İmparatorluğu’nun Dışişleri Bakanı idi. Kapodistria’nın anne tarafı (Gonemis ailesi) Kıbrıs kökenliydi. Konunun dini boyutu, yani Ortodoks olmak da çok önemlidir. 1917 sonrası Sovyetler Birliği döneminde daha çok Kıbrıslı Rum komünistler Rusya ile yakın ilişki içinde oldular. Soğuk Savaş döneminde Kıbrıs Rum sağı Yunanistan’la birlikte Batı yanlısıydı. Sıradan insanların Rusya’ya sempatisi ise devam ediyordu. 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulması sonrasında Sovyetler Birliği AKEL’in de yardımı ile Kıbrıslı Rumlarla yakın ilişkiler geliştirmek için çaba harcadı.

    Aralık 1963’te toplumlararası çatışmaların başlaması sonrasında Sovyetler Birliği sadece bir kez Kıbrıslı Rumları çok kızdıran bir tavır takındı. SSCB Dışişleri Bakanı Andrey Gromiko, Ocak 1965’te Kıbrıs sorununa federal bir çözüm bulunması gerektiğini savundu. Moskova’ya bağlılığı ile tanınan AKEL, Gromiko’ya çok sert tepki gösterdi. Ağır eleştiriler yaptı. SSCB daha sonra Kıbrıs sorununda hep Kıbrıslı Rumların yanında yer aldı. 1991’de SSCB’nin yerini Rusya Federasyonu’nun alması ile Kıbrıslı Rumların bu ülke ile ilişkilerinde yeni bir dönem başladı. Rusya’nın Ortodoks karakterine geri dönmesi, Rusya Kilisesi’nin hızla güçlenmesi önemli gelişmelerdi. Yugoslavya’nın çökmesi ile Balkanlarda yaşanan savaşlarda Rusya ve Kıbrıslı Rumların sempatileri Sırbistan’dan yana oldu.

    Yeltsin döneminde oluşan “vahşi kapitalizm” ve Putin döneminde oluşan “devlet kontrolünde kapitalizm” süper zengin Ruslara güven vermediği için paralarını yurt dışına çıkarmayı tercih ettiler. Bu noktada Kıbrıs çekici bir merkez haline geldi. Off shore bankacılık hızla gelişti. Kıbrıslı Rumlar bundan büyük ekonomik faydalar sağlamaya başladı. Limasol, giderek Limasolgrad oldu. Kıbrıslı Rumlarla Rusya arasındaki geleneksel iyi ilişkilerin güçlü bir de ekonomik boyutu oluştu. Rusya’nın Güvenlik Konseyi’nde Kıbrıslı Rumlara tam diplomatik desteği devam etti. 2004’teki AB üyeliği, Rusya ile ekonomik ilişkilerde bazı zorluklar yarattıysa da bunların hafifletilmesi için karşılıklı çaba harcandı. Rusya, gelmiş geçmiş tüm Kıbrıslı Rum liderlerle yakın işbirliği içinde olmuştu. Ancak, Şubat 2008’de Hristofyas’ın seçimleri kazanması, Moskova’ya en yakın politikacının iktidara gelmesi anlamını taşıyordu. Kıbrıslı Rumlarla Rusya arasındaki ilişkiler “altın çağına” girmişti. Ne var ki, ABD’de patlak verip kısa sürede Avrupa’yı etkisi altına alan ekonomik kriz hiç beklenmedik sonuçlar doğurdu. Önce Yunanistan ekonomisi çöktü. Euro bölgesinin Yunanistan’ı kurtarmak için ürettiği devlet bonolarını tıraş etme formülü iki büyük Kıbrıs Rum bankasını zora soktu. Hikâyenin gerisini biliyoruz. Kıbrıs Rum ekonomisi uluslararası piyasalardan kredi alamayacak duruma gelince Hristofyas Rusya’dan kredi talep etti. Rusya, 2,5 milyar Euro kredi verdi. Bu kredi sorunları çözmeye yetmedi. 2012 ortasında AB’ye kurtarma başvurusu yapıldı. Troyka ile müzakereler uzadıkça uzadı. Hristofyas hükümetinde ve halkta hep Rusya’dan yeni bir kredi paketi umudu vardı ama bu gerçekleşmedi. Ekonomik kriz Hristofyas’ı siyaset sahnesinden indirdi. Anastasiadis seçimleri kazandı. Kazanır kazanmaz NATO’nun Barış için Ortaklık (PfP) programına başvuracağını açıkladı. Doğal olarak bu açıklama Moskova’da hoş karşılanmadı.

    Anastasiadis, mecburen Troyka ile acı verici bir anlaşmaya vardı ama banka mevduatlarından kesinti öngören bu anlaşmayı parlamento reddetti. Bu durumda bir kez daha kadim dost Rusya’nın kapısı çalındı. Maliye Bakanı Mihalis Sarris, 19 Mart’ta Moskova’ya gitti. Kredi karşılığında enerji sektöründe ve Kıbrıs Rum bankalarında bazı haklar vermeyi önerdi. Sarris’in Rusya’dan tam olarak ne talep ettiğini ve karşılığında ne önerdiğini bilmiyoruz. Müzakereler iki gün sürdü. Sarris, eli boş adaya döndü. Rusya, niçin Sarris’in önerilerini reddetti? Bunu iyi analiz etmek gerek. Moskova kapısı kapanınca Brüksel’de çok daha acı verici bir anlaşma kabul edildi. Bu kez anlaşma parlamentoya götürülmesi.

   Kıbrıslı Rumlar şimdi çok büyük bir fatura ödüyorlar. Çok zor bir dönemden geçecekler. Hem bankaları, hem de kamu maliyesini yeniden yapılandırmak zorundalar. Off shore vergi cenneti olma modeli sona erdi. Yeni bir ekonomik model oluşturmaları gerekiyor. Peki, Moskova’nın Sarris’e “nyet” (hayır) demesinden sonra Rusya ile ilişkiler nasıl olacak? Eskisi gibi olması mümkün mü? Hem Rusya, hem de Kıbrıslı Rumlar ilişkilerin düzelmesi için çaba harcayacaklar. Bu konuda üst düzey temaslar yapılacak. Rusya ve Kıbrıslı Rumlar arasındaki ilişkiler taktiksel değil, stratejiktir. Anastasiadis, Rusya ile ilişkileri düzeltmek kolları sıvayacak. AB karşısında şimdi gol yemiş olsa da, Rusya adadaki varlığını sürdürecek. AB’ye ve özellikle Almanya’ya büyük öfke duyan Kıbrıslı Rumların sempatileri Rusya’dan yana olmaya devam edecek.

    

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin