Suriye: Ayaklanma 2 yaşında

15 Mart 2011 Suriye halkının Beşar Esad diktatörlüğüne karşı ayaklanmasının başladığı tarih. Yarın bu ayaklanma ikinci yılını tamamlamış olacak. Bilanço korkunç. 70 bin ölü, 1 milyona yakın göçmen, çok sayıda yaralı ve sakat var. Ülkenin büyük kısmı harabeye dönmüş durumda. İç savaşın ne zaman biteceği meçhul. Suriye halkı trajedi yaşamaya devam edecek gibi. Askeri alanda taraflar rakibini saf dışı edecek güçte görünmüyor. Beşar Esad’a bağlı güçler savaş uçakları ve helikopter üstünlüğüne sahip. Scud füzeleri de kullanıyorlar. Muhalif güçler karada başarılar elde etse de havadan bombalanıyorlar. Suriye rejimi İran’dan büyük destek alıyor. Hizbullah’ın rejime aktif destek verdiği biliniyor. Tabii, Rusya da Esad’ın yanında. Kuşkusuz iki yıllık ayaklanmada Suriye ordusunun kapasitesi daraldı. Fakat ordu, muhaliflere göre hala daha örgütlü ve güçlü. Bu güç zafer getirecek düzeyde değil. Başta Şam olmak üzere stratejik bölgeleri savunmaya odaklanmanın ötesine geçemiyor. Ordunun insan kaynakları giderek daralıyor.

   ABD Savunma Bakanı, Dışişleri Bakanı ve CIA Başkanı’nın Suriyeli muhaliflere silah yardımı yapma önerisini Başkan Obama’nın reddettiğini biliyoruz. ABD, Suriye iç savaşına fazla bulaşmamayı tercih ediyor. Fransa ve İngiltere zaman zaman silah yardımından söz etse de, ABD’nin tavrı nedeniyle bunu hayata geçirmiyorlar. Muhaliflere Suudi Arabistan gibi bazı Arap ülkelerinden gelmekte olan askeri yardım kısa zamanda güçler dengesini değiştirmeye yetmiyor. Güçler dengesinin muhalifler lehine değişmesi için Esad’ın uçak ve helikopterlerine uçuş yasağı getirilmesi gerekir. Yakın gelecekte böyle bir şey beklenmiyor. Bu durumda Suriye’de kan akmaya devam edecek.

    Diplomatik cephede de önemli gelişmeler yok. ABD ile Rusya arasında bu konuda yapılan üst düzey temaslardan bir sonuç çıkmadı. Arabuluculuk çabaları meyve vermedi. Taraflar müzakere yapmayı ilke olarak reddetmeseler de koşullar ileri sürerek bunun gerçekleşmesini zorlaştırıyorlar. Bu aşamada soruna diplomatik çözüm bulma olasılığı zayıf görünüyor. BM Güvenlik Konseyi’ndeki kilitlenme nedeniyle uluslararası topluluk trajediye seyirci kalmanın ötesinde pek bir şey yapamıyor.

         Belki Suriye daha uzun süre kanayacak. Belki uluslararası topluluk bu trajediye seyirci kalmaya devam edecek. Ama, Beşar Esad rejiminin bu mücadeleyi kazanması mümkün değil. Sonuçta iktidardan düşecek ve umarız kendi halkına karşı işlediği suçların cezasını çekecek. Suriye’de işlenen insanlık suçlarının tüm sorumluları Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde hesap vermeli. Bu konuda en büyük sorumluluk BM’ye aittir.

     Ayaklanmanın ikinci yıldönümünde Suriye iç savaşı yine tartışılacak. Analizler, yorumlar yapılacak. Bunlar gerekli. Ne var ki, en gerekli olan Suriye halkı ile, göçmenlerle, çocuklarla, yaşlılarla somut dayanışma göstermek. Onlara yardım elini uzatmak. Göçmenlerin yükünü çeken Ürdün, Türkiye, Lübnan gibi ülkelere insani yardımı artırmak gerek. Çatışmaların sonu görünmediğine göre sivil insanların acılarını azaltmak için yapılabilecek çok şey var. Bu konuda herkese görev düşüyor. Göçmenliğin ne olduğunu iyi bilen Kıbrıslı Türkler, Suriyeli göçmenler için yardım kampanyası düzenleyemez mi? Hem hükümet, hem sivil toplum örgütleri bu konuda girişim başlatabilir. Toplanacak yardımlar Türkiye’deki göçmenlere gönderilebilir.

   Yazının sonunda Türkiye’de ana muhalefet partisi CHP’nin Suriye politikasına değinmeden geçemeyeceğim. İkide bir Beşar Esad’ı ziyaret etmek, onunla kamera karşısına geçmek hangi akla hizmet ediyor? Diktatörlerin yanında durmak sosyal demokratlığa yakışır mı? Bu konuda Milliyet gazetesi yazarları Fuat Keyman ve Aslı Aydıntaşbaş’ın son günlerde CHP’ye yönelttiği eleştirilere tamamen katılıyorum. CHP, hem Suriye, hem de Kürt sorunu ile ilgili müzakere süreci konusunda tavrını gözden geçirmeli. Bunu yapamazsa sınıfta kalacak. Peki, Kıbrıs Türk solu ve onun en büyük partisi CTP Suriye konusunda ne düşünüyor, ne yapıyor? Başka konularda CHP ile araya mesafe koyarken, Suriye konusunda (en azından belirli kesimlerin) sempatileri CHP ile aynı yönde mi? CTP yöneticisi arkadaşların bu konuda kafa yormasında ve tavır belirlemesinde yarar var. Solun kaderi diktatörlüklere (açık veya kapalı şekilde) arka çıkmak olmamalı.   

     Suriye halkının diktatörlüğe karşı ayaklanmasının ikinci yıldönümünde bu halkla dayanışmamızı dile getirmek bir insanlık borcudur. Suriye’de insan hakları, demokrasi, hukuk devleti, özgürlükler lehinde, diktatörlüğe karşı sesimizi yükseltelim. 

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Reklam engelleyici kullandığınızı görüyoruz. ÜCRETSİZ olarak dağıtılan binlerce gatezemiz ve internet sitemizde yer alan haberleri okuyabilmeniz için her yıl on binlerce pound harcıyoruz. Bu ise sitemizde bulunan reklamlar sayesinde gerçekleşmektedir. londragazete.com’u kullanmaya devam etmek için lütfen bu alan adını reklam engelleyicisine ekleyerek bize destek verin.