Okan Dağlı, Kıbrıs gündemini değerlendirdi

CUMHURİYETÇİ Türk Partisi eski Milletvekili ve Mağusa İnisiyatifi aktivistlerinden Dr. Okan Dağlı, Londra’ ziyaretinde gazetemizi ziyaret ederek Ada’daki gelişmeleri okuyucularımız için değerlendirdi.

Gazetemiz adına Egemen Arkut’un sorularını yanıtlayan Dr. Dağlı, siyasi tecrübeleri ve perspektifi ile KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis’in gerçekleştirdiği ikili görüşmeyi, Ada’da oluşturulmak istenen federal yapıyı, Rumlar ve Türkler arasındaki yakınlaşmayı, doğalgaz arama çalışmaları ve Türkiye’nin pozisyonunu, Kapalı Maraş’ı ve KKTC’de gelecek yıl gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı seçimini yorumladı.

İki liderin geçen haftalarda gerçekleştirdiği ikili görüşmeyi değerlendiren Dr. Okan Dağlı şunları söyledi:

“İki lider uzun bir süreden sonra tekrardan bir araya geldiler. Her türlü diyalog diyalogsuzluktan daha iyidir. Bu açıdan iki liderin görüşmesi ve yine görüşeceklerini teyit etmesi önemlidir. Bu görüşmelerde bir federal çözüme ulaşma noktasında ne kadar hedeften uzak olsak da en azından iki toplum arasındaki gerginliklerin azaltılması ve suni olarak yaratılan bir takım sorunların giderilmesi hususunda toplum liderlerin temasta olması olumludur. Sadece biz iki liderin görüşmesini çözümü gerçekleştirip gerçekleştirmeyecekleri yönünden ele almıyoruz çünkü zaman zaman Kıbrıs’ta sıcak bir çatışmanın eşiğine kadar geldiğimiz durumlar oluyor.”

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis ve KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın gerçekleştirdiği ikili toplantı

Akıncı ve Anastasiadis görüşmesini “Her türlü diyalog diyalogsuzluktan daha iyidir.” Şeklinde yorumluyan Dr. Dağlı, Ada’da hayata geçirilmek istenen federal yapı hakkında ise şöyle dedi:

“Federal çözüm konusundaki düşüncemiz çok nettir çünkü bu uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmiş, iki tarafın uzun süre üzerinde çalıştığı, çözüme çok yaklaşıldığı, üzerinde pek çok uzlaşıya varıldığı birçok konu vardır. Çözüme ramak kala pürüzlerin çıktığı ve imzalanma aşamasına kadar gelen anlaşmaları çok yaşadık. Bu konuda Türkiye ve Yunanistan’ın da etkisi var. Güvenlik ve garantörlük konusu, askerin çekilmesi meselesi ve yönetim ve güç paylaşımı konusunda sorunlar yaşanıyor. Toprak ve mülkiyet konuları başta olmak üzere pek çok konuda büyük oranda uzlaşıya varıldı. Bizim açımızdan Kıbrıslı Türklerin yönetime etkin katılımı konusu ön plana çıkarken, Rum tarafınınsa askerin varlığının ve devamının yanı sıra güvenlik ve garantiler konusunda Türkiye’nin ısrarlı tutumuyla ilgili sıkıntıları var. Öte yandan federal çözüme yaklaşılmışken yeni modellerin peşine düşmek; iki ayrı bağımsız devlet ya da iki devletin Avrupa Birliği çatısı altında yer alması gibi hayalci yaklaşımların peşinde olmamak lazım. Çünkü güvenlik konseyi kararlarının ve uluslararası toplumun kabul ettiği bu çerçevenin dışına çıkarsanız belki 50 yıl daha devam eder bu süreç ve hiçbir tarafı da ikna edemezsiniz.

Federal yapı oluştuğunda 60 cumhuriyeti ile hiçbir bağı olmayacak çünkü iki bölgelilik olacak, Kıbrıslı Türklerin de dönüşümlü başkanlığı söz konusu olacak. Yeni sistemde başkanları sadece Rumlardan veya Türklerden gelen oylar değil her iki kesimden de gelen oylar belirleyecek; yani Türk başkanı hem Türklerin hem de Rumların verdiği oylar belirleyecek.

Son Avrupa Birliği Parlamentosu seçiminde Kıbrıslı Rum bir Kıbrıslı Türk’e oy vermez algısı kırıldı ve Emekçi Halkın İlerici Partisi (AKEL) adayı Niyazi Kızılyürek hem Rumların hem de Türklerin oyları ile AB Milletvekili seçildi. Bu geçmişin ön yargılarından bizi kurtarabilecek bir gelişme oldu.

Federal bir yapı ya da iki ayrı devlet de olsa her zaman ülke içinde fanatik guruplar olacaktır.  Mesele kurulacak devletin aşırı milliyetçiliğe, fanatizme, ayrılıkçılığa, ırkçılığa karşı ne kadar kararlı bir şekilde mücadele edeceğidir.”

Bölgede tartışmalara neden olan doğalgaz arama sahaları

Gündemden düşmeyen doğalgaz arama çalışmaları hakkında Türkiye’nin Rum Yönetimi ile değil sözleşme imzalanan diğer ülke şirketleri ile karşı geldiğini belirten Dr. Dağlı şunları söyledi:

“Kıbrıs’ta çözüme, bir şekilde Türkiye’ye de doğalgazdan pay vererek, Doğu Akdeniz’de tekrar aktör pozisyonuna sokarak Kıbrıs’ta federal bir çözüme gitme noktasında bir komplo teorisi geliştirebiliriz. Çünkü şu an Türkiye oyunun dışındadır; oyunun içine girmesi için kendisini zorluyor ama uluslararası hukukta, özellikle Türkiye münhasır ekonomik bölgeleri tanımasa da birçok devlet bu münhasır ekonomik bölgelerle ilgili sözleşmeye imza attı ve şu anda Amerika, Fransa, İtalya ve Katar şirketleri Kıbrıslı Rumlarla yaptıkları anlaşmalardan dolayı bölgede doğalgaz arıyor. Aslında Türkiye şu an bölgede Kıbrıs Rum kesimi diye nitelendirdiği Kıbrıs Cumhuriyeti ile değil ilgili parsellerde sözleşmeyi imzalayan firmalarla karşı karşıya geliyor.

Kıbrıs’ta bir çözüm olacaksa Türkiye’nin de bölgede bir aktör olacağı kesin. Yunanistan da bir aktördür Türkiye de. Türkiye’yi dışlayarak bir çözüm olmaz ama Türkiye de garantörüm diyerek hak sahibi olamaz çünkü garantörlük bir anlaşma olması durumunda o anlaşmayı garanti etmekten doğar.”

Yeniden kamuya açılması planlanan Kapalı Maraş

Kapalı Maraş’ın açılması ile ilgili görüşlerini de dile getiren Dr. Dağlı, Mağusa İnisiyatifi olarak bu gelişmeyi desteklediklerini belirterek şunları söyledi:

“Maraş’ı esir alıp, Mağusa Limanını da yok ettiğinizde Mağusa bölgesinin, Doğu Kıbrıs’ın ekonomik aktivitesini yok ettiniz. Maraş bir barış köprüsü olabilir çünkü Maraş, Mağusa’ya çok yakın bir bölge ve bugüne kadar hep iyi ilişkileri oldu. Maraş açılsa güneydeki Paralimni, Ayia napa bölgesi ile değil Mağusa, Surlariçi, Salamis bölgesi ile bir bütünlük içinde olacaktı ve Mağusa Limanına yakınlığından dolayı bütün gelişimi, tekrar ayağa kaldırılması Mağusa üzerinden olacaktı.  Hatta 3-4 yıl önce Kıbrıslı Türk ve Rum müteahhitler gelecekte Maraş açılırsa beraber çalışarak yeniden inşa edeceğiz diye ortak bir deklarasyon yayınlamıştı. Biz aslında Maraş’ı kapalı tutarak Rumları cezalandırmadık, bütün Kıbrıs’ın doğusunda yaşayan ve ekonomik sistemin içinde olan herkesi cezalandırdık. Bölgeden giden Rumlar, turizm tesislerini Güney’de açıp faaliyet göstermeye hatta Turist sayısı rekorları kırarken Mağusa gün geçtikçe kan kaybetti. 45 yıl sonra Maraş’ın açılması ciddi bir şekilde gündeme geldi.”

KKTC’de gelecek yılın ilkbaharında gerçekleştirilmesi planlanan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de değinen Dr. Dağlı, toplumun Kıbrıs’ta çözümü ve federal yapıyı destekleyen adayı seçeceğini söyledi:

“Gelecek yıl Nisan ayında gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı seçimi için son yapılan anketlerde Mustafa Akıncı önde gözüküyor. Şu an için kimlerin aday olduğu resmi olarak açıklanmasa da mevcut Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nden Tufan Erhürman’ın ve mevcut Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın katılacağı bir seçim yarışı olması bekleniyor. Toplum geçmiş dönemlerde çözümü savunan adayları Cumhurbaşkanı seçti, bu seçimde de aynısının olacağını düşünüyorum.”

Etiketler
Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin