kıbrıs ingiltere londra lefkoşa
DOLAR
18,8175
EURO
20,7080
STERLIN
23,2935
BITCOIN
$23.799,00
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
LONDRA
Parçalı az bulutlu
13°C
LONDRA
13°C
Parçalı az bulutlu
Cuma Parçalı az bulutlu
11°C
Cumartesi Parçalı az bulutlu
="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 300 300" enable-background="new 0 0 300 300">
9°C
Pazar Açık
="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 300 300" enable-background="new 0 0 300 300">
5°C
Pazartesi hafif kar yağışlı
="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 300 300" enable-background="new 0 0 300 300">
4°C

Sağduyulu olma zamanı

15.09.2012
0
A+
A-

Ne idüğü belirsiz üç-beş kişinin yaptığı iğrenç bir film nedeniyle Arap ve İslam ülkelerinden şiddet ve ölüm haberleri, görüntüleri geliyor. “Filme” tepki dalga dalga yayılıyor. Ortadoğu ve ötesinde 20 ülkede protesto gösterileri yapılıyor. Bazı ülkelerde tepkilere şiddet ve ölüm eşlik ediyor. Öfkeyle kalkanlar zararla oturuyor. Amerikan ve Batı karşıtı bu gösterilerde sadece Amerikalı diplomatlar öldürülmedi. Sudan’da iki, Tunus’ta iki, Yemen’de dört gösterici hayatını kaybetti. Lübnan’da bir kişi protestocuların saldırısı sırasında öldü. Ölü sayısı artacak gibi. Çok sayıda yaralı var. Elçilik ve konsolosluk binalarının yanısıra Tunus’ta kaliteli eğitim veren bir Amerikan okulu talan edildi. Bu tablo, kışkırtıcı filmi yapanların ve İslam düşmanı tüm çevrelerin görmek istediği tablo değil mi? Eminim ki  Ortadoğu’dan gelen şiddet görüntülerini ellerini oğuşturarak izliyorlar. “Müslümanların şiddetten başka yol bilmediğini, tehlikeli olduklarını söylememiş miydik?” diye haklı çıktıkları mesajını veriyorlar. Kurdukları tuzağa düşülmesinin zevkini yaşıyorlar. Şiddet olayları Batı’da İslamofobiyi besliyor.

    Burada sorulması gereken esas soru şu: Nasıl olur da bazı Müslümanlar kolayca bu tuzaklara düşüp  İslam düşmanlarına malzeme sağlıyorlar? Batı’daki İslam karşıtı çevreler, bu grupları istedikleri gibi yönlendirme olanağına sahip. Düğmeye dokundukları zaman gelecek tepkinin ne olacağını biliyorlar. Sanki, Ortadoğu’daki bu grupların ipleri onların ellerinde. Kırmızı bez gösteriyorlar. Boğa çılgına dönüp saldırıyor. Film olayı ilk provokasyon değil. Her provokasyonda bazı Müslüman gruplar aynı tepkiyi veriyor. Kan dökülüyor. Provokasyonlara tepki böyle olmaz. Başbakan Erdoğan’ın belirttiği gibi “Protesto hakkı terör eyleminin, masum insanlara zarar vermelerinin gerekçesi olamaz. Bu ne vicdanidir ne İslamidir. İslami söylem ve sembolleri istismar ederek bu tür eylemlere imza atanlar en büyük zararı Müslümanlara vermektedir.'' Soğukkanlı ve düzeyli tepki vermek, karşı tarafın ne yapmak istediğini görerek buna göre hareket etmek gerek. Bu yapılırsa, provokasyonlar amacına ulaşamaz ve belki azalır.

    Provokatif ortamda yaşanan trajik olaylar sadece kızgınlık içinde kontrolünü kaybeden kalabalıkların yaptığı şeyler olmayabilir. Böylesi ortamlardan yararlanan terörist gruplar var. Libya’da ABD’nin Bingazi konsolosluğuna gerçekleştirilen saldırı spontane bir olaydan çok önceden planlanmış bir terörist saldırıya benziyor. Libya Meclis BaşkanıMuhammed Yusuf el Magarif, düzenlenen saldırının "planlı" olduğunu ve "incelikle yürütüldüğünü" açıkladı. Saldırının El Kaide yanlıları ya da örgüte bağlı bir grubun işi olup olmadığı araştırılıyor. Saldırı ile ilgili gerçekler sonunda ortaya çıkacak. Provokatif ortamların terörist gruplara daha büyük provokasyonlar yapma olanağı sağladığına kuşku yok.

    Batı’daki belirli gruplardan kaynaklanan provokasyonlara gösterilen ölçüsüz tepkiler sadece bir filme, karikatüre, romana gösterilen tepkiler olarak açıklanamaz. Çok yaygın olan Amerikan ve Batı karşıtlığının kolayca su yüzüne çıkması sözkonusu. İslam ülkelerinde yaşanan sorunları ABD ve Batı’ya fatura etme yaklaşımı çok yaygın. Her olumsuzluktan Batılılar, sömürgeciler sorumludur. Elbette, ABD ve Batı’nın sorumlulukları önemli. Ancak, eleştiri oklarını kendine çevirmeden, “Bizim hatalarımız, eksikliklerimiz nerede?” sorusunu sormadan, özeleştiri yapmadan sorunları çözümlemek mümkün değil. Her konuda Batı’yı suçlamak kolaya kaçmaktır. Çözüm ekonomik kalkınma, istihdam, eğitim, sosyal adalet, demokrasi ve insan haklarından, farklılıklara hoşgörülü olmaktan geçer. Bağnazlık, cahillik, hoşgörüsüzlük başarı getirmez. Aşağılık kompleksi ile bir yere varılamaz. Arap ülkelerinde işsiz, kendini dışlanmış hisseden, gelecek umudu olmayan çok sayıda genç var. Bunları sokağa döküp elçilik, konsolosluk binalarına yönlendirmek zor olmuyor. Terörist gruplar da böylesi gençleri kullanıyor.

    “Arap Baharı” yeni umutların yeşermesine neden oldu. Kitlelerde geleceğe yönelik iyimserlik ve özgüven yarattı. Eksiklikleri, aksaklıkları ile Tunus, Mısır ve Libya’da seçimler yapıldı, yeni rejimler kuruldu. Yaşanan son olaylar yeni rejimler için istikrarsızlık ve tehlikeler içeriyor. Bu ülkelerde devlet mekanizmasının zayıfladığını biliyoruz. Diktatörlük yanlıları ve diğer radikal gruplar, yeni rejimlerin başarısız olması için çaba harcıyorlar. “Film” olayı demokrasi karşıtlarının ekmeğine yağ sürdü. Arap ülkelerinin sorunları “Arap Baharı”nın başarıya ulaşması ile çözüm sürecine girebilir. Uzun ve zor bir süreçten söz ediyoruz. Sabırlı olmak gerek. Provokasyonlar bu süreci aksatmamalı.

    ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un “iğrenç” diye nitelediği filmi ABD hükümeti yaptırmadı. Tam tersine, hükümet filmin arkasındakileri deşifre etti. Filmin arkasında olduğu sanılan sabıkalı Nakoula Basseley Nakoula polis tarafından sorgulandı. Saldırıda hayatını kaybeden 52 yaşındaki Büyükelçi Christopher Stevens, herhalde kendi ülkesinde birkaç serserinin böyle bir film yaptığını bilmiyordu. Peki, gösterilere ve şiddet olaylarına katılanlar filmi izledi mi? Çoğu izlememiştir. Herhangi bir dine, kutsal değerlere hakaret etmek “ifade özgürlüğü” değildir. Nefret suçu işlemektir ve cezalandırılmalıdır. Böylesi provokasyonlar insan öldürmeyi haklı kılmaz. Katillerin de cezalandırılmaları gerekir. Şimdi sağduyulu, soğukkanlı olma ve gerginliği giderme zamanıdır.

   

   

   

   

 

   

     

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.