Berlin Duvarı

Berlin Duvarı Doğu Almanya rejiminin ve genelde Sovyetler Birliği güdümündeki rejimlerin kendilerine ve vatandaşlarına güvenmediklerinin simgesiydi.

Berlin Duvarı’nın yıkılışının 30. yıldönümünde bu tarihi olayı atlamak mümkün değil. 9 Kasım 1989 akşamı bir komünist parti yetkilisi isteyen vatandaşların Batı’ya gitmesine izin verileceğini açıklamış “Bu düzenleme ne zaman yürürlüğe giriyor?” sorusuna “Aldığım bilgilere göre hemen” cevabını vermişti. Böylece Berlin Duvarı’nın yıkılması süreci başlamıştı. Soğuk Savaş’ın simgesi olan bu duvarın inşasına 1961 yılında başlanmıştı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Doğu Almanya’da kurulan komünist rejim için ikiye bölünen Berlin büyük bir sorundu. Batı Berlin, Doğu Almanya’nın içinde Batı’nın küçücük bir adasıydı ve çok sayıda Doğu Alman oraya kaçıyordu. İnsanları Doğu Almanya’nın içine hapsedebilmek için Batı Berlin’in etrafına 155 kilometrelik bir duvar örme kararı aldılar. Bu duvar Batı ile Doğu arasında devam eden Soğuk Savaş’ın en ünlü simgesi oldu. Duvarı geçmeye çalışanlar öldürülüyordu. 9 Kasım 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılması Doğu Almanya’daki rejimin sonunun yaklaştığının habercisiydi. 3 Ekim 1990’da iki Almanya’nın birleşmesi ile Alman Demokratik Cumhuriyeti (DDR) tarihe karıştı. 1971’den 1989’a kadar Doğu Almanya’yı yöneten Erich Honecker, Sovyetler Birliği’ne kaçtı. Sovyetler Birliği’nin yıkılması ile Şili büyükelçiliğine sığındı. Almanya’ya iade edildi ve yargılandı. Sağlık durumunun bozulması üzerine serbest bırakıldı ve 1994’te Şili’de öldü. Almanya’nın birleşmesinden 30 yıl sonra Doğu Almanya hala Batı Almanya’nın düzeyine yükselebilmiş değil. Ülkeyi Doğu Almanya’da doğup büyüyen Başbakan Angela Merkel yönetiyor ama DW’nin aktardığı bilgilere göre Almanya’nın doğu bölgelerinde bulunan eyaletlerde insanların ortalama kazançları batı eyaletlerindeki maaşların sadece yüzde 82’sine tekabül ediyor. Doğu Almanlar kendilerini ikinci sınıf vatandaş olarak hissediyorlar. Kısacası birleşme büyük miktarlarda para harcanmış olmasına rağmen Batı ile Doğu arasında eşitlik sağlayamadı. Günümüzde Almanya’nın en büyük sorunlarından biri bu. Aşırı sağcı AfD doğu eyaletlerinde hızla güçleniyor. İlginç bir paradoks.

Berlin Duvarı bir simgeydi. Doğu Almanya rejiminin ve genelde Sovyetler Birliği güdümündeki rejimlerin kendilerine ve vatandaşlarına güvenmediklerinin simgesiydi. Kendine güvenen Batı vatandaşlarını serbest bırakırken “sosyalist” Almanya kendi vatandaşlarını duvarla örülü kafes içinde tutuyordu. Batı Berlin, Batı’nın ekonomik üstünlüğünün vitriniydi. Doğu Almanlar duvar nedeniyle bu vitrine uzaktan bakmak zorundaydı. Bu da onlarda Batı hayranlığını güçlendiriyordu. Yani duvar örmek sorunu çözmüyordu. Sovyetler Birliği, Batı ile yarışta Doğu Almanya’nın önemini bildiği için bu ülkeye daha fazla yardım yapıyordu ama Batı Almanya ekonomisi ile rekabet etmeleri mümkün değildi. İki Almanya’nın ürettiği arabalar bunun simgesiydi. Batı Almanya Mercedes, BMW, Audi, Volkswagen üretirken Doğu Almanya Trabant üretiyordu. Bu komik arabaya sahip olabilmek için Doğu Almanların yıllarca beklemeleri gerekiyordu. Duvar yıkıldığında Doğu Almanlar Trabantları ile Batı’ya geçmeye başlayınca ilginç görüntüler oluşturmuşlardı. Karl Marx, üretici güçleri daha fazla geliştiren sistemin üstün geleceğini yazmıştı. Batı Alman kapitalizmi ve genelde Batı kapitalizmi üretici güçleri daha fazla geliştirdiği için Soğuk Savaş’ı kazanmıştı. Çok ilginçtir. Kapitalizmin bu dinamik gücünü bugün komünist parti tarafından yönetilen Çin’de görüyoruz. Çin, kapitalist ekonomiye geçerek muazzam ekonomik başarı sağladı, milyonlarca insanı yoksulluktan kurtardı. Tabii günümüzde kapitalizmin ciddi sorunları da var.

Berlin Duvarı’nın yıkılması barışçı oldu. Sadece Berin Duvarı’nın değil Orta ve Doğu Avrupa’daki “sosyalist” rejimlerin ve Sovyetler Birliği’nin yıkılması barışçı oldu. Batı, tek kurşun atmadan Soğuk Savaş’ı kazandı. Böyle olmayabilirdi de. Berlin Duvarı’nı aşmaya çalışan insanları vurarak öldüren rejim aynı yaklaşıma devam edebilirdi. Burada belirleyici faktör Moskova’nın tavrı oldu. Sovyet lideri Mihail Gorbaçov, Brejnev Doktrini’ni uygulama niyetinde değildi. Sovyet ordusu daha önce Doğu Almanya, Macaristan ve Çekoslovakya’da halkın değişim talebini şiddetle bastırmıştı. Gorbaçov halkı tarafından istenmeyen rejim ve liderleri askeri müdahale ile kurtarma yanlısı değildi. Arkalarından Sovyetler Birliği desteği kalkan rejimler kısa sürede barışçı şekilde yıkıldı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ikiye bölünen Avrupa yeniden birleşti.

Berlin Duvarı’nın yıkılmasından 30 yıl sonra Batı ve Avrupa yeni sorunlarla karşı karşıya. “Tarihin sonu” gelmedi.

 

 

 

 

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin