İngiltere nereye gidiyor?

İngiltere büyük bir belirsizlik dönemine girdi. Belirsizliği aşmanın yolu ikinci bir referandum yapılmasıdır

İngiltere Başbakanı Theresa May’in iki yıl boyunca Avrupa Birliği ile müzakere ettiği anlaşma Avam Kamarası’nda reddedildi. Şimdi herkesin aklındaki soru “Bundan sonra ne olacak?” sorusu. Hiç kimse bu sorunun cevabını bilmiyor. Başbakan, parlamentoda çok büyük bir yenilgiye uğradı. 230 oy farkı tarihi bir yenilgi. İşçi Partisi hükümet için güven oylaması talep etti. May hükümeti güven oyu alsa bile çok zayıf durumda olacak. The Guardian gazetesinin hatırlattığı gibi bu hükümet parlamentoda şimdiye dek toplam 28 kez yenilgiye uğradı. Muhafazakar Parti bölünmüş durumda. Böylesi bir hükümet bundan sonra yaşanacak kritik süreçlerde ülkeyi yönetebilir mi? Zor kararlar alabilir mi? Sadece Muhafazakar Parti değil, İngiltere halkı ikiye bölünmüş durumda. Bu koşullarda siyaset yapmak kolay değil. Ülkenin güçlü bir hükümete ve ortak bir vizyona ihtiyacı var.

Başbakan May’in AB anlaşmasının parlamentoda reddedilmesi sonrasında hiç bir şey yapılmaması durumunda “by default” 29 Mart’ta ülke anlaşma olmadan AB dışına çıkacak. Anlaşmasız bir Brexit’in tehlikeleri çok tartışıldı, çok konuşuldu. Ülkede gıda ve ilaç stoklaması yapılması durumun vahametini yansıtmıyor mu? The Guardian “sanki savaşa gidiyoruz” diyerek alarm zillerini çaldı. Brexit macerası ülkeye çok pahalıya mal oldu. Önümüzdeki haftalarda siyaset çözümler üretemezse fatura çok daha ağır olacak. Daha önce de yazdım. Ülke süratini artırarak duvara doğru giden bir arabayı andırıyor. 29 Mart’ta araba duvara çarpacak ve hurda haline gelecek. Brexit taraftarları Trump’tan ilham alarak “Make Britain great again” diyorlar. Anlayamadıkları bir şey var. AB üyesi İngiltere “büyüktü”. İngiltere’nin sorunları AB üyeliğinden kaynaklanmıyor. Kendi politikalarından kaynaklanıyor. Anlaşmasız olarak AB dışında kalacak İngiltere “büyük” olmayacak, “küçük” olacak. Gözünü ideoloji bürümüş Brexitçiler gerçekleri göremiyorlar. Görmek istemiyorlar. Ülkelerini felakete sürüklüyorlar.

Peki, bundan sonra ne olabilir? Parlamentoda herhangi bir anlaşma için çoğunluk yok. Bu anlaşmasız Brexit anlamına geliyor. Parlamentonun büyük çoğunluğu anlaşmasız Brexit’e karşıdır ama bu tehlikeyi aşmanın yolunu bulamıyor. İşçi Partisi’nin güven oylaması ile hükümeti düşürmesi olasılığı çok zayıf. Brexit konusunda bölünen Muhafazakarlar hükümette kalma konusunda birleşecekler ama oluşan tehlikeli duruma çözüm üretemeyecekler. Başbakan May anlaşmayı “iyileştirmeye” çalışma dışında bir fikre sahip değil. May’in çözüm üretmesi mümkün değil gibi. May’in Brexit anlaşması ve stratejisi ölmüştür. Ülkenin bu noktaya gelmesinde Theresa May’in büyük sorumluluğu var. David Cameron’un başlattığı hatalar dizisini May sürdürdü. Büyük yenilgiden sonra May görevi bırakır mı? Büyük olasılıkla bırakmaz. Şimdi anlaşmasız bir Brexit’i parlamentonun önlemesi gerekiyor. Sorumluluk parlamentoda. AB’nin de 29 Mart süresini uzatması gerekecek.

İngiltere büyük bir belirsizlik dönemine girdi. Belirsizliği aşmanın yolu ikinci bir referandum yapılmasıdır. İngiltere kamuoyu şimdi Brexit konusunu daha iyi anlamış durumda. 2016’da Brexit kampanyası yürütenlerin yalanları ortaya çıkmıştır. Sandık kurulsun ve halk karar versin. Bir konuda ikinci referandum yapmak başka ülkelerde uygulanmış ve dünyanın sonu olmamıştır. İngiltere’nin içine düştüğü kaostan çıkış yolu ikinci referandumdur. Varılan noktada halkın hakemliğine başvurulsun. İkinci referandum için parlamentonun karar vermesi gerekir ve şu anda parlamentoda bu konuda çoğunluk yok. Çok sayıda Muhafazakar milletvekili ikinci referanduma karşıdır. İşçi Partisi’nde ikinci referanduma destek artıyor ama parti başkanı Jeremy Corbyn karşı çıkıyor. Bu tarihi dönemde İşçi Partisi’nin başında Corbyn gibi bir dogmatiğin bulunması büyük şansızlık. Muhafazakar Parti’nin bir kanadı ve İşçi Partisi’nin bir kanadı ideolojik saplantı içinde. İdeolojiler farklı ama tavır aynı. İkinci referandum konusunda zaman içinde durum değişebilir mi? Değişebilir. Bekleyip göreceğiz. Erken seçim bir diğer olasılık. Ancak bu da kolay değil.

Avrupa’nın ve dünyanın gözleri İngiltere üzerinde. Bu önemli ülkenin kaderi herkesi yakından ilgilendiriyor. Maalesef Muhafazakar Parti’nin hatalar dizisi ülkeyi bu noktaya getirdi. “Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış” sözünü hatırlatan bir durum. Ülkeyi bu duruma getirenler utansın.

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin