kıbrıs ingiltere londra lefkoşa
DOLAR
7,3619
EURO
8,9310
STERLIN
10,1205
BITCOIN
$31.428
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
LONDRA
Çoğunlukla Bulutlu
8°C
LONDRA
8°C
Çoğunlukla Bulutlu
28 Oca, Per Parçalı Bulutlu
11°C
29 Oca, Cum Yağmurlu
9°C
30 Oca, Cmt Yağmurlu
7°C
31 Oca, Paz Sağanak Yağışlı
5°C

Nami: Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyon kaldırılsın

Nami: Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyon kaldırılsın
30.11.2018
0
A+
A-

İstanbul’da Sputnik’in sorularını yanıtlayan Kuzey Kıbrıs Ekonomi ve Enerji Bakanı Özdil Nami “Çözüm ve barış için elinden gelen her çabayı göstermiş olan Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonlar kaldırılsın. Karşılıklı ticari, kültürel, ekonomik ilişkiler geliştirilsin. Bu, küresel barışa da katkı sağlar” dedi.

Kuzey Kıbrıs Ekonomi ve Enerji Bakanı Özdil Nami, 34’üncüsü düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) toplantısı için ziyarette bulunduğu İstanbul’da Sputnik’in sorularını yanıtladı. Bakan Nami, Doğu Akdeniz doğalgazının Avrupa’ya Akdeniz altından taşınmasını hedefleyen ve İsrail, Kıbrıs, Yunanistan ve İtalya’nın yakın zamanda işbirliği anlaşması imzaladığı East-Med projesinden, Doğu Akdeniz’deki doğalgaz aramalarına, Güney Kıbrıs’ın Kıbrıs meselesinin çözümüne ilişkin girişimler karşısındaki tutumundan Türkiye’nin bölgedeki rolüne kadar pek çok konudaki soruya yanıt verdi. Hidrokarbon rezervlerinin, Kıbrıs’taki tüm tarafların çıkarına hizmet etmesi gerektiğini söyleyen Bakan, Kıbrıs sorununun çözülmesinin hem Doğu Akdeniz’de yeni ve halihazırda plananlardan çok daha düşük maliyetli enerji projelerin önünü açacağına hem de Kıbrıs’taki yüksek enerji maliyetlerine çare olacağına değindi.

‘ENERJİ KONUSUNUN İŞBİRLİĞİNE DÖNÜŞMESİ ŞART’

Enerji konusu bölgedeki ülkeler arasında işbirliği, dayanışma ve kalkınmanın aracı olması gerektiğine işaret eden Bakan Nami “Enerji konusu bölgedeki ülkeler arasında işbirliği, dayanışma ve kalkınmanın aracı olarak kurgulanmalı. Dışlayıcı yaklaşımlara yer verilmemeli. Çünkü ilgili tüm tarafları kucaklayan, herkesin meşru hak ve çıkarlarına saygı duyan yaklaşımlar bizi daha olumlu noktalara götürür. Aksi davranışlar ise bölgede gerginliği davet eden politikalar olur. Biz uzun zamandan beri enerji konusunda Rum tarafını tek taraflı adımlar atmaktan imtina etmeye davet ediyoruz. İsrail, Güney Kıbrıs, Yunanistan ve İtalya başta olmak üzere bazı üçüncü taraflar kendilerini bu tek yanlı adımları ilerletmek yönünde teşvik eden, destekleyen bir tavır içerisindeler. Elbette bunun Türkiye’yle ilgili dış politikalarının bir uzantısı olduğunu da söylemek mümkün. Ama bizim dostluk elimiz daima uzatılmış durumda. Bugün de bu çağrıyı yineledim. Enerji konusunu işbirliğine dönüştürmemiz şart” dedi.

HİDROKARBON REZERVLERİ ADANIN İKİ TARAFININ DA MENFAATİNE HİZMET ETMELİ

Hidrokarbon rezervleri konusunun da adanın her iki tarafının menfaatine olması gerektiğine işaret eden Bakan Nami “Özellikle muhtemel hidrokarbon rezervleri konusunun her iki tarafın menfaatine olacak şekilde olması gerektiği, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin son raporunda da ifade edildi. Amerika Birleşik Devletleri yetkililerinin de bu konuda net açıklamaları var. Dolayısıyla aslında herkes bu konunun adadaki her iki tarafın hak ve çıkarları gözetilerek ele alınması gerektiğine yönelik çağrılarını tekrar ettiklerini görüyoruz. Ancak Rum tarafıyla birlikte atılan tek yanlı adımların devam etmesi bizi endişelendiriyor. Bize şu anda atılan adımlar sadece orada ne miktarda bir rezerv olduğunu tespit etmeye yönelik adımlar olduğu söylendi. Bunlardan gelir elde edilmesi eğer mümkün olacaksa önce bunun öğrenilmesi lazım ve böyle (gelir elde edilecek bir rezerv) varsa bile bu 7-8 senelik bir süreden sonra gerçekleşecek. O süre zarfında, bir şekilde, adada bu paylaşımın nasıl olacağına dair bir kurgu yapılır. Fakat buradaki sıkıntı Rum tarafının verilen mesajları bu şekilde algılamıyor oluşu. Onlar sanki kendileri tanınmış devlet, istedikleri zaman istedikleri adımları atarlar ve eğer bir gelir elde edilecekse de kendi kasalarına yatırırlarmış gibi davranıyor. Türklere ait olan kısmı ise, eğer Türkler onların dilediği şekilde bir çözümü kabul ederse verirler. Bu tabii ki son derece sıkıntılı ve gerginliği davet eden bir yaklaşım. Son zamanlarda biz diplomatik girişimlerimizi arttırdık. Gerek Birleşmiş Milletler yetkilileri gerekse Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, İtalya gibi şu anda Rum tarafıyla birlikte bu adımları atan tüm ülkelere yönelik diplomatik girişimlerimiz esnasında, bu konuda daha dikkatli olunması gerektiğinin altını çiziyoruz. Umarız bizim görüşlerimizi de dikkate alırlar” değerlendirmesinde bulundu.

Kuzey Kıbrıs Ekonomi ve Enerji Bakanı Özdil Nami, İstanbul’da Sputnik muhabiri Elif Sudagezer’in sorularını yanıtladı.

KKTC’NİN TÜRKİYE’YE VERDİĞİ ARAMA YETKİLERİ VAR

Türkiye ile KKTC arasında imzalanmış anlaşmalar olduğunun altını çizen Bakan Nami “Bu anlaşmalar çerçevesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de Türkiye’ye, Türkiye Petrolleri Anonim Ortakları’na (TPAO) verdiği arama yetkileri var. Dolayısıyla biz de faaliyetlerimizi eş zamanlı ve eş değerde devam ettireceğiz. Süreci elimizi kolumuzu bağlayarak seyredecek değiliz. Umarım yakın bir gelecekte bu konuda bir işbirliği platformu oluşur. Biz Rum tarafına çeşitli modeller önerdik. Ama bugüne kadar hepsini reddettiler. Mesela Birleşmiş Milletler çatısı altında bir komite oluşturulabilir. Biz Kuzey Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne uyumu için geçmişte benzer bir komite oluşturmuştuk. Avrupa Birliği yetkilileriyle Kıbrıs Türk tarafının yetkililerinin ortak çalışmasına imkan tanımıştık. Halihazırda kültürel miras konusunda, çevre konularında iki taraf arasında çalışan ortak komiteler var. Neden enerji konusunda da böyle bir komite oluşmasın? Başka formüller de düşünmek mümkün. Yeter ki o yönde siyasi bir irade olsun. Ama Rum tarafının ana politikası, enerji konusunu bir işbirliği vesilesi yerine karşı tarafın aleyhine bir koz olarak kullanmak ise ki şu andaki işaretler o yönde, bu formülleri reddetmelerini de yadırgamamak lazım” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI HUKUKTAN KAYNAKLANAN HAKLARINI KORUMASI DOĞAL’

East-Med projesinin Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölgesi’nden geçtiği tartışmalarının hatırlatılması ve “Böyle bir durumda, Türkiye nasıl bir tepki gösterir” sorusu üzerine Bakan Nami “Benim Türkiye adına bir şey söyleme yetkim yok ama Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yle imzalanan anlaşmalar çerçevesinde, Kıbrıs’a ait her türlü alanda Türkiye’yle birlikte faaliyetlerimizi arttırarak devam ettireceğiz. Tabii, Türkiye’nin bizden bağımsız olarak tamamen kendinin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını da savunması doğaldır. Rum tarafının tek yanlı olarak ilan ettiği münhasır ekonomik bölgelerin bazılarında Türkiye’nin de hak iddiaları var. Bu tür durumlarda normal olarak tarafların bir araya gelip bunları sulh yoluyla çözümlemeleri gerekir. Ancak Kıbrıs sorununun devam ediyor olması böyle bir imkanı önümüze koymamızı engellemektedir. O yüzden biz aslında Rum tarafını Kıbrıs sorununu bir an evvel bizimle çözme iradesini ortaya koymaya davet ediyoruz. Aslında geçtiğimiz yıl içerisinde bu konuda önemli bir ilerleme sağlanmıştı ve Kıbrıs Konferansı gerçekleştirilmişti. Ancak son aşamada, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin önümüze koyduğu paketi üzerindeki pozisyonlarını vermeyi reddederek Rum lider o fırsatı yitirmemize sebep oldu. Şu anda aslında Birleşmiş Milletler’e çok önemli bir görev düşüyor. BM Genel Sekreteri özel bir temsilci görevlendirdi. Müzakerelerin tekrar başlayıp başlamayacağını onun yaptığı çalışmalara göre göreceğiz. Bizim arzumuz, takvimi belli ve o takvimin sonunda da statükoyu değiştireceği kesin olan bir kurgunun Birleşmiş Milletler tarafından taraflara sunulması. Rum tarafının ise bu kurguyu kabul etmekte mütereddit davranmasına izin verilmemesi. Çünkü Kıbrıs sorununun çözümsüz kalması bölgede birçok gerginliğin tetiklenmesine ileride sebep olacak. Bu tehlike üzerimize geliyor, görüyoruz. Bunu mutlaka bertaraf edecek adımlar atmamız lazım” dedi.

‘DOĞU AKDENİZ’İ İŞBİRLİĞİ HAVZASINA DÖNÜŞTÜRMEMİZ LAZIM’

Nami “Örneğin eğer Kıbrıs sorunu olmasaydı hidrokarbon konusu, sadece Kıbrıs’ın değil bölgedeki bütün ülkelerin menfaatine olacak şekilde kurgulanabilir ve bir barış projesine dönüşebilirdi. Halbuki bakın kaç dakikadır bunun gerginlik yaratacağını konuşuyoruz. Onun için uzun vadeye baktığınızda elbette bu gerginlikten tarafların menfaat sağlaması mümkündür. Gerginlikler aslında herkesin zarar görmesine neden olur. Onun için biz gerginlikleri konuşmak istemiyoruz. Barış projelerini konuşmak istiyoruz. Doğu Akdeniz’in ihtiyacı olacak en son şey gerginlik şu anda. Bölgeye baktığınızda sadece Doğu Akdeniz değil, Türkiye’nin güneydoğusu, doğusu hatta kuzeyi birçok sorunlarla cebelleşiyor. Onun için biz Kıbrıs merkezli olarak Doğu Akdeniz’i bir işbirliği havzasına dönüştürmemiz lazım” dedi. (KIBRIS.COM)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.