Site icon Londra Gazete

Türkiye oyun dışında kaldı

Toplantıya yoğun ilgi gösteren çok sayıda dinleyici salonu hıncahınç doldururken, Ceftus yetkilileri, Türkiye ve bölgedeki gelişmelerin ele alındığı toplantılara yoğunluk vereceklerini kaydettiler.

Toplantıya yoğun ilgi gösteren çok sayıda dinleyici salonu hıncahınç doldururken, Ceftus yetkilileri, Türkiye ve bölgedeki gelişmelerin ele alındığı toplantılara yoğunluk vereceklerini kaydettiler.

İngiltere Parlamentosu ve düşünce merkezlerinde Türkiye merkezli toplantılar düzenleyen CEFTUS’un Türkiye, Kürtler ve Orta Doğu Krizi’ başlıklı toplantısı yapıldı. İşçi Partli Milletvekili Jonathan Reynolds’ın ev sahipliğinde yapılan toplantıya Londra Üniversitesi Kings College Savunma Çalışmaları Bölümü profesörlerinden Bill Park, Türkiye Analisti Gareth Winrow ve düşünce merkezi Royal United Services Institute (RUSİ) Ortadoğu Analisti Michael Stephens panele konuşmacı olarak katıldılar. Toplantının moderatörlüğünü Barones Meral Ece ve akademisyen Ayla Göl üstlendiler.

Toplantıda ilk sözü alan Dr Bill Park, ABD ve İran’ın uzun süre Irak’ta Şii lider Maliki’ye destek vermesinin, bölgede mezhep ayrılıklarını körükleyen ve muhalefeti güçlendiren Maliki’nin otoriter yönetim anlayışına zemin hazırladığını savundu.  Bölgesel Kürt Yönetimi (KRG) ve Türkiye’nin Maliki konusunda Amerikan yönetimini ısrarlı bir biçimde uyardığını hatırlatan Park, başta söz konusu ülkeler olmak üzere uluslararası kamuoyunun bu konuyu görmezden geldiğini hatırlattı.

Suriye Kürtlerinin iki buçuk yıldır cihatçı gruplara karşı savaştığını kaydeden Bill Park, bu durumun kısa bir süredir dünyanın gündemine geldiğine işaret etti.  Bölgede PYD/PKK etkisindeki kanton yapılanmasına sıcak bakmayan ABD, Türkiye ve KRG’nin Suriye Kürtlerini desteklemekten uzak durduğuna dikkat çekti.  Türkiye üzerine çalışmaları ile tanınan akademisyen konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye bu süreçte yapılabilecek bütün hataları yaptı. En başta, mezhepçiliğin tehlikelerini göremedi. Bana göre Türklerin en büyük hatası ise Esad’ı devirmek için bu kadar istekli davranmaları oldu. Üstelik bir süre önce, Amerika’nın aksi yönde uyarılarına rağmen Esad’la kurdukları sıcak ilişkilere rağmen. Türkiye bugün Esad’ı devirmeyi İslami Devleti’i yenmekten daha çok önemsiyor. Çünkü bu konuda çok yatırım yaptılar. Türkler bugün Kürt sorununu geniş bir perspektifte görmekten uzaklar. Bir süre öncesine kadar Barzani ve Talabani’yi aşiret liderleri olarak gören Erdoğan, onlarla temasa geçmek yerine Bağdat hükümeti ile ilişkide kalmayı tercih ediyordu. Kuzey Irak Kürtleri de Türkiye’nin askeri müdahalesine karşı savaşacaklarını beyan ediyorlardı ve Amerika sürecin tehlikeli olmaya başladığını hemen farketti. Şimdi ise Türk hükümeti, Kürt bölgesi ile ilişkilerini geliştirdi ve Peşmerge’nin Kobane’ye geçişine izin vermekten memnuniyet duyuyor.  Türkiye’nin Esad yönetimi ve KRG’ye karşı çarpıcı politika değişikliği gerçekten dikkate değer.”

Ceftus’un danışma kurulu üyesi ve Kings College profesörlerinden Bill Park.

ERDOĞAN BAŞKANLIK SİSTEMİ İÇİN TAKTİK Mİ GELİŞTİRİYOR?

Londra Üniversitesi Kings College Savunma Çalışmaları Bölümü profesörlerinden Bill Park, konuşmasında Erdoğan’ın Kobane konusundaki sert politikasına değindi. Washington Brookings analistlerinden Ömer Taşpınar’ın dile getirdiği bir tezi aktaran Park, çözüm sürecini sekteye uğratacak söylemlerin, Erdoğan’a başkanlık sisteminin yolunu açacak anayasa değişikliği için milliyetçi kesimlerin desteğini almaya yönelik olabileceğine işaret etti. Bu tezin gerçek olması halinde Erdoğan’ın politik geleceği açısında büyük bir risk aldığını savunan Bill Park, Türk hükümetinin bölgede ve uluslararası alanda önemli bir itibar kaybına uğradıklarını söyledi.

Oxford üniversitesinde de dersler veren bağımsız Türkiye analisti Gareth Winrow

DEĞERLİ YALNIZLIKTAN TEHLİKELİ YALNIZLIĞA

Türkiye analisti Gareth Winrow ise konuşmasına, Türkiye ve bölgedeki sürecin, iç gelişmelerden bağımsız olarak değerlendirilemeyeceğini söyleyerek başladı. Barış sürecinin gerçekçi bir zeminde ilerleyebilmesi gerektiğini vurgulayan Winrow, bunun için Öcalan, Aleviler ve CHP gibi bir çok faktörün göz önünde bulundurulması gerektiğini kaydetti.              Kısa bir süre önce yapılan BM Daimi Güvenlik Konseyi üyeliği seçimlerini hatırlatan Winrow, “Türkiye bir süre öncesine kadar kilit önemde bir bölgesel güç olma ve komşuları ile sıfır sorun yaşama iddiasındayken, sadece 60 ülkenin desteğini alarak gülünç bir duruma düşmüştür. Muhtemelen Erdoğan’ın danışmanlarından İbrahim Kalın’ın ‘değerli yalnızlık’ tezini duymuşsunuzdur.  Şimdi Türkiye ‘tehlikeli bir yalnızlığa evrildi” dedi.

Türk yetkililerin BM’de ilkelerinden taviz vermedikleri için kaybettiklerini savunduklarını hatırlatan İngiliz analist eleştirilerini şöyle sürdürdü:

“Mısır, İsrail ve Suriye’de büyükelçiniz yok. Erdoğan daha geçen hafta Suriye konusunda, ABD, Rusya ve İran’la anlaşamadıklarını ifade etti. Türkiye’nin diğer oyuncular tarafından dışarda bırakılmasından daha tehlikeli ne olabilir?  ABD, daha geçenlerde Türkiye’nin itirazlarını dikkate almayarak Kobani’ye yardım indirdi. Sadece Müslüman Kardeşler eksenli bir dış politika anlayışı ve Kürt hükümeti ile ilişkileri iyi tutmaya özen göstermeye çalışmak dışında herkesle çatışan bir politika söz konusu. Türkiye’nin NATO’dan atılmasını savunan kesimler dahi mevcut bugün.”

İngiltere’nin en etkili düşünce merkezlerinden RUSİ’nin analisti Michael Stephens

KOBANİ YENİ BİR STALİNGRAD

Royal United Services Institute (RUSİ) Ortadoğu Analisti Michael Stephens de konuşmasında, Kobani’de yaşananların uluslararası kamuoyu için bir Stalingrad direnişi olarak algılandığını söyledi. Dünyanın Türkiye’yi, Kürtler Kobani’de ISIS’e karşı savaşırken, sınıra yerleştirdiği 15 tankla çatışmaları sadece izleyen ve hiç bir şey yapmayan bir ülke olarak gördüğüne işaret eden Stephens, “Suriye’de rejim değişikliğine yönelik politikalar yerini İslami Devlet oluşumunu bitirmeyi hedefleyen büyük bir ittifaka bıraktı. Türkiye bu stratejik değişikliği okuyamadı” dedi.

Kobani’nin stratejik olarak Batılı ülkeler ve NATO için büyük önem taşıyan bir duruma geldiğine dikkat çeken RUSİ analisti, bu bölgeye yönelik ISIS saldırılarının Temmuz ayında başladığını hatırlatarak şunları söyledi:

“Ancak o dönemde Kobanbi saldırıları dünya basınında bu kadar yer almadı. Ne olduysa sin bir ayda oldu. Bugün, Türkiye hala öyle görse de, terör örgütü PKK ile irtibatlı PYD Brüksel gibi merkezlerde, bölgede batılı ülkelerin ve Arap rejimlerin kesinlikle karşı olduğu ISIS’e karşı en önemli silahlı güç olarak değerlendiriliyor. Bugün ABD’de Suriye Kürdistan’ının güvenliğini baz alan bir anlayış yerleşti. Bir yıl önce bu noktaya gelineceğini kimse tahmin edemezdi.”

Michael Stephens, ABD’nin de etkisi ile Peşmergelerin Kobani’ye yönlendirilmesinin Salih Müslim ve Mesut Barzani arasında bir ortak hareket zemini oluşturulduğunu savunarak “ Türkiye sınıra konuşlandırdığı tankları ile Kobani’yi seyrederek, Kürtler arasında bir ittifak oluşturulmasına da seyirci kaldı. Ve dahası oyun dışında bırakıldı” dedi.

Exit mobile version