Site icon Londra Gazete

Dündar’dan Başbakan’a Napolyon’lu eleştiri

Uğur Dündar “Eğer ünlü Fransız komutan  Napolyon Bonapart yaşasaydı, Erdoğan hükümeti gibi yandaş medyaya sahip olsaydı; Napolyon Bonapart’ın Waterloo Savaşı’nı kaybettiğini kimse duymazdı” dedi.

Uğur Dündar “Eğer ünlü Fransız komutan Napolyon Bonapart yaşasaydı, Erdoğan hükümeti gibi yandaş medyaya sahip olsaydı; Napolyon Bonapart’ın Waterloo Savaşı’nı kaybettiğini kimse duymazdı” dedi.

CHP İngiltere Dayanışma Derneğinin davetlisi olarak Londra’ya gelen gazeteci ve televizyon programcısı Uğur Dündar, CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum, tiyatro oyuncusu ve Cumhuriyet  Gazetesi yazarlarından Ali Sirmen ve gazeteci Atilla Sertel “Türkiye Nereye Gidiyor” isimli panelde konuştular.

Pazar günü Clapton’da bulunan Round Chapel Big Hall’de düzenlenen panelin açılış konuşmasını CHP İngiltere Dayanışma Derneği  Başkanı Seniha Russell yaptı. Russell’ın “Her ne kadar İngiltere’de yaşasak da, Türkiye’deki siyasi olayları yakından takip ediyoruz  ve büyük endişe duyuyoruz.  Fakat Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti asla yıktırmayacağız” sözleri alkışlarla karşılandı.

“DÜNYANIN EN ÇOK TERÖRİST ÜRETEN ÜLKESİYİZ”

Yoğun katılımın olduğu panelde ilk sözü CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum aldı. Hukuk profesörü olan Batum, anayasa çalışmaları ve Türkiye’deki anti demokratik uygulamalara dikkat çektiği konuşmasını “Eskiden bir vatandaşımız haksızlığa uğradığında, Danıştay’a başvurup hakkını arayabiliyordu. Fakat şimdi Erdoğan,  medyayı ve pek çok kurumu ele geçirdiği gibi Danıştay’ı da ele geçirdi. O nedenle kimse hakkını arayamıyor” diyerek sürdürdü.

Oldukça yoğun ilgi gören panelin ikinci konuşması olan Cumuhuriyet Gazetesi yazarı Ali Sirmen AK Parti iktidarına yönelik sert eleştirilerde bulundu. Konuşmasında daha çok darbeler ve baskıcı yönetimler üzerine vurgu yaptan Sirmen “12 Eylül darbesi ile Erdoğan yönetimi arasında hiçbir fark yoktur. Biri askeri diğeri ise sivil darbedir. Şu an medya başta olmak üzere birçok kurum ve şahıs Erdoğan’ın elindedir” dedi.

Panelde yer alan Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı ve Atilla Sertel ise konuşmasına cezaevinde tutuklu bulunan CHP Milletvekili Mustafa Balbay’ın selamını ileterek başladı.  Balbay’ın “Birgün mutlaka buluşacağız” mesajını ileten Sertel, Balbay’ın moralinin çok iyi olduğunu, özel durumları nedeniyle, Silivri Cezaevi’nden Sincan Cezaevi’ne naklinin yapılmasının kendisine büyük moral verdiğini anlattı.

Uğru Dündar panelde büyük ilgi gördü.

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı da olan Sertel, Türkiye’de telefon dinlemelerinin giderek yaygınlaştığını ve neredeyse herkesin dinlendiğini öne sürdü. Hükümete karşı en sert eleştirilerini özellikle telefonda yaptığını dile getiren deneyimli gazetecinin, “Nasıl olsa herkes gibi beni de dinliyorlar, belki eleştirilerimden pay çıkartıp kendilerine çekidüzen verirler” sözleri sırasında araya giren Uğur Dündar da  “Evet dinleniyoruz. Bizi dinlenme sürecine aldılar. Ama bu dinlenme yakında sona erecek” dedi.

Atilla Sertel konuşmasına şöyle devam etti: “Dünyanın en çok terörist üreten ülkesiyiz. Herkesi terörist diye içeri atıyorlar. AKP ve Erdoğan’a karşı olan herkesi terörist ilan ettiler. Silivri’ye bakın, Gezi olaylarına bakın, öğrenci protestolarına bakın. Bu ülkeyi seven vatan evlatları, öğrenci haklarını arayan gençler, doğa katledilmesin diye seslerini yükseltenler ve hükümet politikalarına karşı tencere tava çalanlar şu an terörist diye içerde yatıyorlar. Biat  eden bir toplum olmadığımızı; şeyh, şıh hatta başbakan emretti diye boyun eğecek bir millet olmadığımızı görecekler.”

Panelde son söz alan ünlü gazeteci ve televizyon programcısı Uğur Dündar ise sözlerine, bu sene 10 Kasım’da Anıtkabir’de ziyaretçi sayısının rekor düzeyde artmasına dikkat çekerek başladı. Dündar’ın “Ben de size Anıtkabir’i ziyaret eden 1 milyon 89 bin 615 kişiden biri olan Müjdat Gezen’in selamını getirdim” sözleri salonda büyük bir alkışla karşılandı. Eleştirilerini daha çok medya üzerinden yapan Uğur Dündar sık sık ‘yandaş medya’ vurgusu yaparken, “Acı olan şu ki; satılmış kalemlerin yanında bir de kiralık kalemler var. Satılmış kalemler kendilerini belli ediyorlar. Fakat kiralık kalemler; iktidara gelen partilere göre yazıyorlar” dedi. İktidarın, din üzerinden siyaset yapmasını eleştiren Dündar, bir süre önce yayınlanan haberlere atıfta bulunarak sözlerini “Benim soyadım Dindar’mış.  Ben sonradan Dündar olarak değiştirmişim… dedikoduları acı ve komiktir. Babamdan kalma şerefle taşıdığım soyadım eğer ‘Dindar’ olsaydı onu da gururla taşırdım ve değiştirmezdim. Çünkü din kimsenin tekelinde değildir. AKP politikalarını benimsememeyi dinsizlikle bağdaştırmak da yine bu iktidarın kirli oyunlarından biridir” diyerek sürdürdü. Konuşmasında sıklıkla demokrasi, Atatürk ve laiklik vurgusu yapan Dündar’ın “Eğer ünlü Fransız komutan  Napolyon Bonapart yaşasaydı, Erdoğan hükümeti gibi yandaş medyaya sahip olsaydı; Napolyon Bonapart’ın Waterloo Savaşı’nı kaybettiğini kimse duymazdı” sözleri kahkaha tufanına neden oldu.

Exit mobile version