Site icon Londra Gazete

“TBMM’nin kurulmasi bir milletin yeniden doğuşunun habercisidir”

Londra merkezli çatı örgütü Çanakkale Anma Platformu (ÇAP), Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun 101’nci yıldönümünü çevrimiçi olarak düzenlediği bir konferansla kutladı. Türkiye’nin Londra Başkonsolosluğu himayelerinde düzenlenen ve açış konuşmasını Başkonsolos Bekir Utku Atahan’ın yaptığı etkinliğe başta İngiltere olmak üzere Türkiye’den ve KKTC’den çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.

Moderatörlüğünü ÇAP Başkanı Servet Hassan’ın yaptığı çevrimiçi konferansın konuk konuşmacısı tarihçi Dr. Mithat Atabay, “Çanakkale Cephesinden Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne: Çanakkale Ruhundan Cumhuriyet Ruhuna” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

“BİR MİLLETİN KADERİNE ANCAK O MİLLET KARAR VERİR”

Açış konuşmasını Türkiye’nin Londra Başkonsolosu Bekir Utku Atahan’ın gerçekleştirdiği etkinlikte Başkonsolos Utku Atahan konuşmasına, “İngiltere’deki çocuklarımızın ve vatandaşlarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum” diyerek başladı.

Başkonsolos Atahan, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 101 yıl önce bugün kurulmasıyla oluşan milli ruh, kurtuluş savaşının ve modern Türkiye’nin yolunu açtı. Bir milletin yeniden doğuşunun habercisi oldu. Böylece İstanbul’dan gelebilen son Osmanlı mebuslarının da katılımıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920’de kuruldu.

Kötü durumdaki Meclis binası ancak bağışlarla onarılabildi, okullardan sıralar, evlerden teneke sobalar getirildi. Meclisin konuşma zabıtlarının yazılması için bakkal defterleri kullanıldı. Ankara Ulus’taki Meclis salonu bir kahvehaneden alınan gaz lambasıyla aydınlatıldı. Halkın evindeki kiremitler sökülerek kucak kucak taşındı ve Meclis’in çatısı ancak böyle onarılabildi. Savaşlardan yorgun düşen bir millet bu koşullar altında Gazi Meclisimizi kurdu ve bağımsızlık mücadelesinin meşalesini yaktı.

Meclisimizin Osmanlı İmparatorluğu işgal atındayken, silah temin etmeden, savaşmadan ve mücadeleye girişmeden önce kurulduğuna dikkat çekmek isterim. Bu, “bir milletin kaderine ancak o millet karar verir” ilkesinin bir yansımasıdır.

TBMM’nin ilk Başkanı Atatürk’ün 1 Mart 1923 tarihinde, Meclisin dördüncü toplantı yılının açılışında yaptığı konuşmada millet iradesine yaptığı vurguyu burada paylaşmak istiyorum. Atatürk’ün sözleri tutanaklara şöyle yansıdı:

“Hep birlikte bakışlarımızı, vicdanımızın merkezi olan millete dikelim. Orada erdemin, vefa ve içten bağlılığın, yenileme arzusunun, egemenlik aşkının ve geleceğin sönmeyen ateşi yanmaktadır. Bu kutsal ateş, kendi içindeki bilgisizlik ve karanlığı yakacak ve bağımsızlığımızın önüne dikilecek olan bütün engelleri yıkacaktır. Efendiler, millet önünde, onun hak ettiği bağımsızlığın önünde, onun layık olduğu gelişme ve yenileme arzusu önünde, her kuvvet ancak milletin irade ve amaçlarına uymak şartıyla yaşayabilir. Milletin irade ve amaçlarına uymayanların talihi hüsrandır, çökmedir.”

Başkonsolos Atahan konuşmasının devamında, “Çocuklarımıza 23 Nisan’ın neden önemli olduğunu anlatmamız, milli mücadele tarihimizi de iyi bir şekilde aktarmamız önem taşıyor. İngiltere’deki çocuklarımızın milli tarihlerini bilmeleri, Türkçemizi güzel konuşmaları çok önemli. Bu konuda bizlere önemli ödevler düşüyor” dedi.

 “ÇANAKKALE VE CUMHURİYET RUHU BİRLİK VE BERABERLİK RUHUDUR”

ÇAP Başkanı Servet Hassan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen sunumda Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mithat Atabay, Çanakkale Savaşları’nda cephede düşmanla savaşan ve ardından siyasete atılan 143 milletvekili ve senatörün yanmış, yıkılmış bir imparatorluğun küllerinden modern Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmalarının hikayesini anlattı.

Konuşmasında sık sık ‘Çanakkale Ruhu’na vurgu yapan Mithat Atabay, “Çanakkale cephesi bir milletin varını yoğunu ortaya koyarak mücadele ettiği ve Cumhuriyetin temel taşlarının üst üste konulduğu, tarihin yazıldığı bir cephedir. Milletimiz Çanakkale cephesinde var olma mücadelesinden dünya siyasetinin önde gelen, ekonomik, teknolojik ve askeri açıdan bizden çok ileride ülkelerine karşı zaferle çıktı. Toplumun her kesiminin, bütün imkansızlıklara ve yokluklara rağmen, vatan ve millete karşı yapılacak herhangi bir saldırıya büyük bir özveri, inanç ve işbirliğiyle topyekün cevap verebileceğini göstermesi ilerleyen yıllarda Çanakkale Zaferi’nin Çanakkale Ruhu’na dönüşmesine sebep oldu. Bu ruh daha sonraki yıllarda Kurtuluş Savaşı’na ve Cumhuriyet’e de öncülük etti ve Cumhuriyet Ruhuna dönüştü. Çanakkale ve Cumhuriyet Ruhunu ‘birlik ve beraberlik ruhu’ olarak algılamak gerekir.

Türk milleti nasıl Çanakkale Savaşlarında işbirliği içerisinde düşmanı yenmişse ve yeni Türkiye’nin inşasında karşılaştığı zorlukları Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde nasıl elbirliği ile ortadan kaldırmışsa bundan sonra da karşısına çıkan bütün zorlukları aynı ruh ve inançla aşmasını bilecek bir millettir” dedi.

“CUMHURİYETLE BİRLİKTE MİLLETİN EGEMENLİĞİNE DAYANAN BİR DEVLET KURULDU”

Birinci Meclis’in nasıl bir ortamda toplandığı sorusuna ise Dr Atabay, “Başkent İstanbul işgal edilmişti ve payitahtın egemenlik hakkı elinden alınmıştı. Mustafa Kemal, 16 Mart 1920’den bir gün sonra Ankara’da Meclisin toplanmasına karar vermişti. 66 sancaktan 5’er milletvekili seçildi ve Ankara’ya davet edilerek yeni bir mücadelenin başladığının sinyali verildi. Atatürk seçimler yapılırken halkın güvendiği Müdafaa-i Hukukçu (Hakların Savunucusu) ve Kuva-yi Millici (Milli Kuvvetlerci) kişilerin Meclis’e gelmesini talep etmişti.

Birinci Meclis’e baktığımız zaman 25 milletvekilinin Çanakkale’de savaşmış olduğunu görüyoruz. Bunlar çok nitelikli insanlardı. Çanakkale Savaşları’na katılan subay, astsubay ve askerler ile cephede sağlık hizmetlerinde görev almış doktorlar, cepheden gelen hasta ve yaralılar için cephe gerisinde ve yakınında kurulan hastanelerde görev yapan sağlıkçılar, Osmanlı Genel Karargahında görevli olan ve Çanakkale Cephesi’ne gelerek gerekli planlamaları yapan subaylar Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne milletvekili ya da senatör olarak seçilenler arasında yer almaktadır. Çanakkale kahramanlarının arasından cumhurbaşkanları, başbakanlar, meclis başkanları ve bakanlar çıkmıştır.

Tarih bir devamlılık arz eder. Türkler 5 bin yıllık tarihinde 120’ye yakın devlet kurmuştur. Ancak, 23 Nisan 1920 tarihine kadar kurulan bütün devletler aile egemenliğine, yani ‘pazu gücüne’ dayanıyordu. Cumhuriyet’le birlikte gücünü milletin iradesinden alan, milletin egemenliğine dayanan bir devlet kuruldu” şeklinde cevap verdi.

“MİSAK-I MİLLİ MUSTAFA KEMAL’iN TEMEL DÜŞÜNCESİNİ GÖSTEREN BELGEDİR”

Dr Atabay, “TBMM, Meclis-i Mebusan’ın devamı mıdır ve Misak-ı Milli kararlarının TBMM’de yinelenmesi neyi ifade ediyor” sorusuna şöyle cevap verdi: “Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığı zaman İstanbul Meclisi’nin üyeleri TBMM’nin doğal üyeleri olarak kabul edildi. Ancak, Osmanlı Mebusan Meclisi ile TBMM’nin hukuksal statüsü çok farklıydı. Meclis-i Mebusan, Padişahın iki dudağı arasında olan bir kurumdu, istediği zaman açıp istediği zaman kapatabiliyordu. İstanbul Meclisi’nden gelen mebuslar milletin etrafında oluşan devletleşmeye dahil olduklarını gösterdiler, gelmeyenler ise, üzülerek söylemeliyim ki bir çoğu gelmedi, pazu gücüne dayanan İstanbul Hükümeti’nden ikbal beklemeye devam ettiler.

Misak-ı Milli (Milli Yemin) kararı, Meclis-i Mebusan’da alınmıştır ancak ilk Misak-ı Milli metnini bizzat hazırlayan Mustafa Kemal’dir. O nedenle de Mustafa Kemal’in temel düşüncesini gösteren bir belgedir.

28 Ocak 1920’de Osmanlı Meclisi Mebusan’da oybirliği ile kabul edilen Misak-ı Milli, 18 Temmuz 1920’de TBMM’de bağlılık yemini edilerek yinelenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtuluşunda, kuruluşunda ve bağımsızlığında önemli rol oynayan tarihi bir olgudur” dedi.

“ÖZGÜRLÜĞÜN DE, EŞİTLİĞİN DE, ADALETİN DE DAYANAĞI ULUSAL EGEMENLİKTİR”

ÇAP Başkanı Servet Hassan kapanış konuşmasında, “Bugün en büyük bayram çünkü, Türk milletin bağımsızlığını tüm dünyaya ilan ettiği ve ulusumuzun egemenliğini kutladığımız bayramımız. Çanakkale Anma Platformu adına, milli iradenin kalbi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 101’nci yıldönümünü, ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten duygularımla kutluyor, bugünlere gelmemizi sağlayan başta ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kurucu Meclis’te görev alan mebuslarımızı, kendini vatanımıza adamış tüm kahramanları rahmet ve minnetle anıyor, vatanımız uğruna şehit düşen ve yaralanan gazilerimizin önünde saygıyla eğiliyorum.

Büyük önder Atatürk’ün dediği gibi, “Özgürlüğün de, eşitliğin de, adaletin de dayanağı ulusal egemenliktir”.  Ulusal egemenliğimize sahip çıkalım çünkü o bizim namusumuzdur, onurumuzdur, şerefimizdir!” diyerek toplantıyı kapattı.

Exit mobile version