Site icon Londra Gazete

Doğu Akdeniz vizyonu

Akdeniz’i ayrı bir bölge olarak ele alıp incelemek sözkonusu olunca akla gelen ilk isim kuşkusuz Fransız tarihçi Fernand Braudel’dir. Günümüzde Avrupa Birliği Akdeniz’in tümüne yönelik politikalar geliştirme çabası içinde. 1995’te Barselona Süreci olarak başlayan bu çabalar, 2008’de, 43 ülkenin katılımı ile Akdeniz Birliği (Union for the Mediterranean) şeklini almıştı. Akdeniz bölgesini bir bütün olarak ele almanın yanı sıra Doğu Akdeniz ve Batı Akdeniz olarak ele almak da mümkün. Doğu Akdeniz, Avrupa ile Ortadoğu’yu bağlayan, zengin enerji kaynaklarına sahip, çözümlenmemiş anlaşmazlıklar ve istikrarsızlık barındıran, stratejik öneme sahip bir bölge. Günümüzde, bu bölge ile ilgilenen güçlerin “Doğu Akdeniz stratejisi” geliştirmeleri bir ihtiyaç. Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 5. Büyükelçiler Konferansı dolayısıyla büyükelçilere Çankaya Köşkü'nde verdiği öğle yemeğinde yaptığı konuşma, Türkiye’nin Doğu Akdeniz stratejisi veya vizyonu açısından önemli ipuçları içeriyor. Türkiye’nin AB, Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu stratejileri biliniyor. Doğu Akdeniz, Avrupa ve Ortadoğu stratejilerini bir birine bağlayan ama günümüzde ayrı olarak ele alınması gereken bir bölge. Kıbrıs, Doğu Akdeniz’in ortasında. Ada hem Türkiye’nin, hem diğer güçlerin Doğu Akdeniz stratejilerinde önemli bir yere sahip.

    Cumhurbaşkanı Gül nasıl bir vizyon ortaya koydu? Başta Kıbrıs olmak üzere Doğu Akdeniz'deki meşru çıkarların korunmasının önemine vurgu yapan Gül, ''Bununla birlikte Kıbrıs sorununu adil ve kalıcı bir siyasi çözüme kavuşturarak Doğu Akdeniz'de Türkiye, Kıbrıs adası ve Yunanistan'ın oluşturacağı yeni bir istikrar ve refah sütunu meydana getirmek vizyonumuzu hep canlı tutmalıyız. Turizmde olduğu gibi Akdeniz'in faal ve potansiyel enerji kaynaklarının tüm kıyıdaş ülkelerin ve kıtaların ortak refahına hizmet edecek şekilde yararlanılacağı adil bir işbirliği iklimi oluşturmak için de gayret göstermeliyiz. Aslında gösterdiğimiz bu gayretler bölgede bulunan diğer komşular tarafından da iyi şekilde algılanır ve bu iyi niyet aynı şekilde karşılık bulursa eminim ki hepimiz bu işten kazançlı çıkacağız'' dedi. Akdeniz havzasındaki tarihi dönüşümün uzun vadede Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz'in barışın nimetlerinden yararlanması gibi bir sonuç doğuracağına işaret eden Gül, ''Böyle bir netice, çoğu komşularımızdan oluşan kritik bir bölgenin normalleşmesi, istikrara kavuşması ve bölgede hakim olan çatışma kültürünün yerine işbirliği ve entegrasyon anlayışının hakim olması demektir. Şüphesiz ki bu durumun ülkemizin iç huzuruna ve refahına da katkısı muazzam olacaktır. Bu nedenle Türkiye olarak tüm bu kargaşa içinde barışı planlamak ve barışa yatırım yapmak için elimizden gelen çabayı göstermeliyiz.” dedi.  Cumhurbaşkanı Gül, politikaları 20-30, hatta 100 yıl sonrasını düşünerek oluşturmak gereğinin altını çizdi. Dış politika ile Türkiye’nin iç huzuru ve refahı arasındaki bağı vurguladı. Türkiye’nin en büyük hedefini “ekonomik olarak kalkınmış ülkeler seviyesine gelmek, demokrasisini, hukukunu çok daha derinleştirmek, evrensel, gelişmiş demokrasilerin standartlarını ülkemizde uygulanır hale getirmek” şeklinde formüle etti.

    Cumhurbaşkanı Gül’ün Doğu Akdeniz konusunda dile getirdiği vizyon ile AB’nin Doğu Akdeniz vizyonu arasında büyük benzerlikler olduğu gözden kaçmamalı. Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıkların adil ve kalıcı, siyasi çözüme kavuşturulması, bölgenin refah ve istikrar bölgesi haline gelmesi, hem turizm, hem de enerji kaynakları konusunda işbirliğinin ön plana çıkması, Türkiye, Kıbrıs adası, Yunanistan üçgeninin barış ve işbirliği zeminine oturtulması, AB’nin de vizyonu. Türkiye ve AB’nin bu yönde ortak çaba harcaması, hem bölgemizin, hem de Türkiye-AB ilişkilerinin gelişmesine katkıda bulunacak.

   Cumhurbaşkanı Gül’ün ağzından Türkiye’nin Doğu Akdeniz konusunda verdiği mesaj çok net. Ortaya konan vizyon barış, işbirliği, refah, istikrar ve bölgesel entegrasyon vizyonudur. Böylesi bir vizyonun hayata geçirilmesi Doğu Akdeniz’de kıyıdaş tüm ülkelerin ve AB’nin çıkarına olur. Bizim açımızdan,”Kıbrıs sorununu adil ve kalıcı bir siyasi çözüme kavuşturarak Doğu Akdeniz'de Türkiye, Kıbrıs adası ve Yunanistan'ın oluşturacağı yeni bir istikrar ve refah sütunu meydana getirmek vizyonu” son derece önemli.

    2013 yılına başlarken Kıbrıslı Türkler olarak bölgemizdeki gelişmeleri, fırsatlar ve riskleri iyi değerlendirmemiz, doğru ve uzun vadeli politikalar üretmemiz son derece önemli. Doğu Akdeniz  için barış ve istikrar vizyonu oluşturup uygulamak herkesin çıkarına olur.

   

   

 

 

 

 

 

 

Exit mobile version