Site icon Londra Gazete

Türkiye, Irak, İran

Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Irak’a gerçekleştirdiği ziyaret, Bağdat’la ilişkilerde yeni bir dönemin habercisi. Irak Başbakanı Maliki’nin de yakında Türkiye’yi ziyaret etmesi bekleniyor. Türkiye’nin Ortadoğu politikalarında bazı ayarlamalar yapılması bekleniyordu. Suriye krizinde varılan aşama ve diğer bölgesel gelişmeler bunu gerekli kılıyor. Türkiye’nin İran’la da ilişkilerini iyileştirmek için çabaları yoğunlaştırması bekleniyor.

Irak ve İran, enerji zengini iki komşu ülke. Türkiye’nin enerji ihtiyacı devamlı artıyor. Enerji alanındaki ilişkiler çok önemli. Fakat ilişkiler sadece enerji ile sınırlı değil. Irak’la ekonomik ilişkileri geliştirme potansiyeli büyük. Türk firmalarının iş sahası kuzeyde Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden başlayıp güneyde Basra’ya kadar uzanıyor. Irak siyasi istikrara kavuşabilirse petrol gelirleri nedeniyle dünyanın en zengin ülkelerinden biri olacak. Bu ülkenin siyasi istikrarı, toprak bütünlüğünün korunması Türkiye’yi yakından ilgilendirir.

Türkiye’nin Irak ve İran’la ilişkilerinin bozulmasında Suriye krizi önemli rol oynadı.  Suriye, İran için stratejik öneme sahip. Esad rejiminin yıkılması İran için büyük kayıp olur. Lübnan’daki Hizbullah’a yardım etmesi zorlaşır. Bağdat’taki Şii ağırlıklı Maliki hükümeti de Suriye’de Sünnilerin zafer kazanmasını istemiyor. Böylesi bir zaferin, kendi Sünni nüfusunu güçlendirmesinden korkuyor. Türkiye’nin Esad rejimi aleyhinde geliştirdiği politikalar Tahran ve Bağdat’ta büyük rahatsızlık yaratıyor. Ankara’nın Irak’ta Sünnilerden yana tavır koyduğu algısı da Maliki’nin tepkisine neden oluyor. Türkiye’nin Ortadoğu’da Sünni bir güç olarak algılanması, bölgede giderek artan mezhep temelli kutuplaşmanın parçası. Bu imajı değiştirmeye çalışarak Ankara’nın Irak merkezi hükümeti ve İran’la ilişkileri iyileştirmesi pragmatik bir yaklaşım olur.

Türkiye’nin Bağdat’la ilişkilerinde bir diğer sorun Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile geliştirdiği yakın ilişkilerdir. Kürtlerin enerji kaynaklarını Türkiye üzerinde dünya pazarlarına ulaştırmak istemeleri ve Türkiye’nin bunu kabul eder gibi görünmesi, Maliki hükümetinin sert tepkisine neden oluyordu. Türkiye, Irak’ın Kürdistan bölgesi ile çok yakın ilişkiler geliştirdi. Türk firmalarının yoğun olarak iş yaptığı bir bölge. Türkiye, enerji ihtiyaçları, ekonomik çıkarlar ve kendi Kürt sorununu çözme çabalarında Mesud Barzani ile ilişkilere önem veriyor. Ancak, Türkiye için Bağdat ile ilişkiler de çok önemli. Ayrıca, Iraklı Kürtler de Bağdat ile ilişkilerine önem veriyorlar. Sonuçta para Bağdat’tan geliyor. Ayrıca, Kerkük gibi zengin enerji kaynaklarına sahip ama kime ait olduğu konusunda anlaşmazlık yaşanan bölgelerde Kürtlerin esas rakibi Sünniler. Dolayısıyla Iraklı Şiilerle ilişkileri koparmak işlerine gelmez. Suriye’de Sünnilerin zafer kazanması Iraklı Sünnileri güçlendireceği için buna sıcak bakmazlar. Kısacası, tüm aktörler denge politikaları yürütüyor.

Türkiye ve İran, bölgesel liderlik ve nüfuz için yarışıyorlar. Dolayısıyla rakip konumdalar. Konunun mezhep yönünü iki ülke de kabul etmiyor ama dıştan bakıldığında bir Sünni-Şii rekabeti gibi görünüyor. Türkiye ve İran tarih boyunca hem rekabet, hem de işbirliği içinde olmuştur. Ayrıca, İran’ın esas rakibi Türkiye değil, Suudi Arabistan’dır. İran, Türkiye’nin bölgesel politikalarından, özellikle de Suriye politikasından rahatsız olsa da Ankara ile ilişkilerine önem verir. Hasan Ruhani’nin Cumhurbaşkanı seçilmesi sonrasında İran dış politikasında açılımlar yapılıyor. Türkiye’nin bunları değerlendirmesi gerek. Sanırım İran ve Türkiye bölgede hem rekabet, hem de işbirliği içinde olmaya devam edecek. İşbirliği yönü güçlendirilebilir. İran’a uygulanan ambargolar nedeniyle ekonomik ilişkiler istenen düzeyde değil. Ancak, İran’ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılır ve ambargolar hafifletilirse ekonomik işbirliği olanakları artacak. Özellikle enerji alanında işbirliği olanakları büyük.

Ortadoğu’da devam eden istikrarsızlık yakında bitmeyecek. Bölgenin nasıl şekilleneceği tüm bölge ülkeleri için çok önemli. Türkiye ve İran bölgenin mümkün olduğunca kendi çıkarları yönünde şekillenmesi için çaba harcıyorlar. Suriye ve Irak’ın geleceği Türkiye ve İran’ı yakından ilgilendiriyor. Irak, iç sorunlarını çözümleyebilirse bölgede önemli bir aktör olabilir. Türkiye, Irak, İran ilişkileri Ortadoğu’nun kaderi açısından son derece önemli. Suriye’de ne olacağını bilmiyoruz ama Hizbullah ve İran’ın aktif desteği ile Beşar Esad’ın konumunu güçlendirdiği bir gerçek. Batı, El Kaide türü örgütlerden korkuyor. Bu çerçevede Türkiye’nin hem Irak, hem de İran’la ilişkilerini tamir etmeye çalışması en akıllı yaklaşım olur. Davutoğlu’nun Irak ziyareti bunun sinyalini veriyor. Türkiye, Sünni güç görünümünden kurtulabilir ve Şiilerle de işbirliğini geliştirirse bölgede daha sonuç alıcı olacak.

 

 

Exit mobile version