Site icon Londra Gazete

Tarihi anlaşmaya doğru (mu?)

Ortadoğu için en büyük felaket senaryosu İran’ın nükleer programı nedeniyle ABD (ve/veya İsrail’in) bu ülkeye askeri saldırı gerçekleştirmesidir. Bu felaketin önlenmesi için İran ile P5+1 (ABD, Fransa, Rusya, Çin, İngiltere ve Almanya) arasında anlaşmaya varılması gerekiyor. İran’da cumhurbaşkanlığı seçimlerini Hasan Ruhani’nin kazanması sonrasında İran dış politikasında gözlemlenen değişiklikler böylesi bir anlaşma için kapıyı aralamıştı. İşte bu ortamda taraflar arasında Cenevre’de perşembe günü başlayan müzakerelerde önemli ilerlemeler sağlandığı açıklandı.

Cuma günü anlaşma metnini hazırlama çalışmaları başladı. Bu önemli gelişmeler üzerine ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Cenevre’ye gittiler. Çin dışişleri bakanının da Cenevre’ye varması bekleniyor. Bakanların Cenevre’ye gitmesi, pazarlığın en kritik noktaya ulaştığı ve en üst düzeyde siyasi irade gerektirdiği şeklinde yorumlanıyor.Cuma akşamı, müzakerelerin çok verimli geçtiği ve cumartesi günü çalışmaların devam edeceği açıklanmıştı. Cumartesi günü anlaşma taslağı üzerinde yoğun çalışma yapıldı. Anlaşmaya varılması beklentileri oldukça yüksek ama kesin değil. Bu satırlar yazıldığı sırada pazarlıklar devam ediyordu. Umarız siz bu satırları okurken anlaşmaya varılmış veya aradaki görüş farklılıkları daha da azalmış olur. Şimdi anlaşmaya varılamazsa bir tur müzakere daha gerekebilir.

İran’ın nükleer programı konusunun Ortadoğu ve dünya barışı için ne kadar önemli olduğunu düşündüğümüzde, Cenevre’de devam etmekte olan diplomasinin tarihi niteliğini daha iyi anlarız. Müzakereler bir anlaşma ile sonuçlanırsa gerçekten tarih yazılmış olacak. Önemli bir gerginlik hafifleyecek. Ortadoğu açısından olumlu bazı sonuçlar ortaya çıkacak. Bölgemizde barış ve istikrar umudu artacak.

Cenevre’den gelen haberlere göre taraflar ilk aşamada İran’ın uranyum zenginleştirmesini yavaşlatacak ve İran’a uygulanan yaptırımları hafifletecek bir ara anlaşmayı hedefliyorlar. Uzun vadeli ve daha kapsamlı anlaşma için çalışmalar devam edecek. Cenevre’de ilk adım atılabilirse, karşılıklı güven artacak ve nihai çözüme ulaşmak daha kolay olacak. Uluslararası Atom Enerjisi Örgütü  (IAEA) Başkanı Yukiya Amano’nun yarın Tahran’a gideceği açıklandı. Çok yoğun bir diplomatik süreç yaşandığı kesin.

Cenevre’den olumlu haberler gelmeye başlayınca dikkatler İsrail’in tavrının ne olacağına yönelmişti. İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile yaptığı görüşmede beklenen tepkiyi verdi. Nihai anlaşmaya varmadan önce İran’a uygulanan yaptırımların hafifletilmesine karşı olduğunu vurguladı. Kerry-Netantahu görüşmesi bayağı gergin geçmiş. Ancak, Obama yönetimi İran’la makul bir anlaşmaya varma konusunda kararlı. İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin açılımlarını bir fırsat olarak görüyor ve bu fırsatı kaçırmak istemiyor. Bu durumda Netanyahu’nun yapabileceği fazla bir şey yok. ABD’deki İsrail lobisi olumsuz sesler çıkarıyor. Ama, büyük güçler İran’la anlaşırsa İsrail bunu kabul etmek durumunda kalacak. Netanyahu, iç tribünlere oynayabilir, kendi kamuoyunun hoşuna gidecek açıklamalar yapabilir. Sonucu fazla etkileyemez.

İran ekonomisi uygulanan yaptırımlar nedeniyle ciddi sorunlar yaşıyor. İran’ın esas gelir kaynağı olan petrol ihracatında bayağı azalma oldu. Nükleer program konusunda nihai bir anlaşmaya varılması ve ambargoların kaldırılması durumunda İran’ın petrol ihracatı kısa sürede eski düzeyine ulaşabilir. Yaptırımlar kaldırılırsa petrol ihracatı bir yıl içinde günde 3.5 milyon varile, iki yıl içinde günde 4.2 milyon varile ulaşabilir. Petrol gelirlerinin artması ile ekonomik sorunlara çözüm üretilebilir. Uluslararası ilişkiler literatüründe yaptırımların genelde pek etkili araçlar olmadığı görüşü ağırlıktadır. P5+1 ve İran arasında nihai anlaşmaya varılırsa, yaptırımların etkili araçlar olabileceği konusunda önemli bir örnek ortaya çıkacak.

Batı ile İran arasında yedi yıldır devam eden müzakerelerde yolun sonuna gelindi mi? Göstergeler sona yaklaşıldığı yönünde ama bu satırların yazıldığı sırada henüz kesin sonuç yoktu. Bazı pürüzler devam ediyordu. Anlaşmaya varılırsa bu anlaşmanın ara anlaşma olması önemini azaltmaz. Ara anlaşma ile İran’ın yüzde 20 oranında uranyum zenginleştirmekten vazgeçmesi, ağır su projesini durdurması sağlanacak. Böylece bu ülkenin nükleer silah üretme kapasitesine çok yaklaşması ve ABD ile İsrail’in askeri müdahaleye yönelmesi tehlikesi ortadan kalkmış, taraflar zaman kazanmış olacak.

Anlaşmaya varıldığı açıklanmadan kesin bir şey söylemek mümkün değil ama umutlar ilk kez bu kadar arttı. İlk kez bu kadar ilerleme sağlandı. Umarız son anda bir aksilik olmaz ve tüm dünya rahat bir nefes alır. Kulağımız Cenevre’de. İyi haberler bekliyoruz.

 

Exit mobile version