Site icon Londra Gazete

Uçağı düşüren pilot mu depresyon mu?

Ufuk Genç

24 Mart’ta Fransa’da Alman Germanwings havayollarına ait uçağı düşürerek kendisi dahil 150 kişinin ölümüne yol açan yardımcı pilot Andreas Lubitz’in ruh sağlığına dair Britanya basını farklı yorumlarda bulundu.

Sun gazetesi ‘Pilot kabininde bir deli’, Daily Mail  ‘Bu adama uçma izni nasıl verildi?’ başlıklarını atarken, Daily Mirror ‘Katil pilot depresyon hastasıydı’ diyerek olayla rahatsızlık arasında doğrudan bağlantı yaptı.

Öte yandan ruh sağlığı vakıfları ve önde gelen psikiyatristler bu tepkileri yanlış bularak bilimsellikten uzak, olumsuz yorumların ruh sağlığı ve depresyon konusunda daha fazla önyargı yarattığına dikkati çektiler.

149 kişinin katili 28 yaşındaki bu genç adamın akla hayale gelmeyecek vahşetinin ardında yatan nedenler uzun bir süre anlaşılmaya çalışılacak ama hiç bir açıklama  gerçekliğe ne kadar yakın olsa da failin o andaki ruh hali tam olarak bilinemeyeceği için varsayımdan öteye geçemeyecek.

Bu trajedinin gündeme bir kere daha getirdiği, özellikle basında altı defalarca çizilen sorulardan en önemlisi Depresyon ve Ruh Sağlığı sorunları olanlar bu kadar tehlikeli ve acımasız olabilir mi?

Depresyonun tanımını  Prof. Dr. Özcan Köknel şöyle yapıyor: ‘elem doğrultusunda artmış olan duygulanımın oluşturduğu duygu durumu’. Köknel bu durumun kendisini durgunluk, yorgunluk, hayattan tat ve keyif alamama, kızgınlık, aşırı endişelenme içine kapanma gibi gösterebileceğini söyledikten sonra aslında bu durumları hemen herkesin günlük yaşamda hissetmesinin ‘normal’ olduğunu ‘bunların sıklık, şiddet ve süre bakımından’ yoğunlaşıp kişinin hayatını ve ilişkilerini derinlemesine etkilemeye başlayınca ‘hastalığa’ dönüştüğünü eklemektedir.

Hükümetin resmi istatistik kuruluşu İngiltere Ulusal İstatistik Kurumu’nun 2010-11 de yaptığı araştırmaya göre Britanya’daki nüfusun beşte birine yakın bir bölümü farklı derecelerde olsa da depresyon ve endişeyi hayatlarını etkileyecek yoğunlukta yaşıyorlar.

2004’te Amerika’nın Pensilvanya eyaletinde Cincinnati Üniversitesi tarafından sigorta davaları temel olarak yapılan araştırmada depresyonun en çok görüldüğü meslek kolunun toplu ulaşım otobüs şoförlüğü olduğu ortaya çıktı. Sağlık çalışanları da en yüksek depresyon görülen meslek kolları arasında.

Her iki istatik bilgisine bakarak depresyonun aslında ne kadar yaygın olduğunu ve bu meslek kollarını düşünecek olursak depresyonda da olsalar çevrelerine zarar verebilme potansiyeli olmaktan ziyade depresyonla birlikte yararlı olabildikleri yorumlanabilir.

Bu korkunç olayın ilk sorumlusunun Andreas Lubitz olduğu gerçekliğiyle birlikte kabindeki pilot sayısı, havayolunun çalışanların sağlıkları konusundaki yetersizlikler ve daha henüz bilmediğimiz diğer nedenler kimi uzmanlara göre bu olaya yol açan diğer önemli etkenler olabilir.

Ben de bir çok psikoterapist meslektaşım gibi, depresyonu uzun süreli bir rahatsızlık olarak yaşayanlar ya da  hayatlarının bir aşamasında kısa bir süre bocalayanlarla terapi çalışması yaptım. Konuşma terapisinin yanısıra mahalle doktorları ve Psikiyatristlerin verdikleri sakinleştiriciler depresyona farklı boyutlarda da olsa iyi gelmektedir. O yüzden hemen herkesin yaşama potansiyeli olan bu durumu tehdit olarak gösterip kestirme cevap bulma çabası ne bu ve buna benzer ruhsal rahatsızlıkları taşıyanlara yardımcı olur ne de kendisini ‘normal’ gören çoğunluğun yanlış hedef gösterip rahatlamasına.

Bir sonraki yazıda örneklerle depresyon nasıl tanımlanabilirin cevabını yazacağım.

Exit mobile version