Site icon Londra Gazete

Yükselen yıldız Putin

ABD Başkanı Donald Trump dünya liderliği yapamıyor. Övünmekten başka bir şeyi beceremiyor. Elinin altında hem askeri, hem ekonomik, hem de diplomatik muazzam bir güç var. Ne yazık ki bunları sonuç alıcı şekilde kullanacak vizyonu yok. “Ben şöyle yaptım, ben böyle yaptım, ben çok başarılıyım, bana Nobel verin” diyor, kendini dev aynasında görüyor. Doğa boşluk tanımaz. Belirli bölgelerde Trump’ın boşalttığı alanı Rusya Cumhurbaşkanı Putin dolduruyor. Otoriter liderleri hiç sevmem ama Putin’in hakkını vermek lazım. Adam usta bir oyuncu. 20 yıldır Rusya’yı yönetiyor. Bu 20 yıl içinde Rusya’nın uluslararası arenadaki konumu bayağı değişti. Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da, Orta Avrupa’da önemli mevziler elde etti.

Rusya’nın ve Putin’in artan rolünün son göstergesi Libya konusunda Moskova’da yapılan ateşkes toplantısı oldu. Gerçi General Hafter Moskova’da ateşkes anlaşmasını imzalamadı. İki günlük süre istedi. Belli ki sıkı pazarlık yapmak istiyor. Bakalım bu arada ona bağlı ordu yeni saldırılar gerçekleştirecek mi? Ama Rusya isterse ateşkes olur. Libya iç savaşına çözüm aramanın adresinin Moskova olması çok anlamlı. Eskiden böylesi toplantılar ABD veya Avrupa’da yapılırdı. Libya krizi konusunda Rusya Dışişleri ve Savunma Bakanları yoğun diplomatik temaslar yapıyorlar. Gerçi Libya konusunda 19 Ocak’ta Berlin’de konferans yapılacak. Berlin konferansı, bu süreçte Almanya’nın da önemli rolü olduğunu gösteriyor. Ancak hem Hafter, hem de Türkiye aracılığıyla Ulusal Mutabakat Hükümeti üzerindeki etkisi nedeniyle Rusya önemli rol oynamaya aday. Berlin Konferansı’na ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Çin, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Kongo Cumhuriyeti, İtalya, Mısır, Cezayir’in yanı sıra BM, Avrupa Birliği (AB), Afrika Birliği ve Arap Ligi temsilcilerinin katılacağı, Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz es-Serrac ve General Hafter de konferansa davet edildi. Bu konferansın başarılı olması oldukça zor. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın dediği gibi “durum kırılgan.”

Putin yönetimindeki Rusya’nın tüm sorunları çözümlenmiş değil elbette. Rusya’nın içte çok ciddi zayıflıkları, sorunları var. Putin’in kurduğu otoriter-devletçi-baskıcı yapı ile bu sorunların çözümlenmesi mümkün değil. Bunları çözümlemek Putin sonrası döneme kalacak. Ne var ki, iç zayıflıklarına rağmen uluslararası arenada Rusya yükselişte. Ordusunu hızla modernleştirmeye devam ediyor. Batı’nın hatalarından yararlanmayı beceriyor. Oluşan boşlukları dolduruyor. Suriye ve Libya bunun en iyi örnekleri. Putin elde ettiği başarının farkında. Nitekim geçtiğimiz günlerde Şam’a yaptığı ziyaret sırasında alayvari bir tavırla Beşar Esad’a “Trump’ı davet et. Gelecektir” demiş, Esad da “Davet edeceğim” yanıtını vermiş. Kısacası Putin’in keyfi yerinde.

Libya konusunda elbette Türkiye’nin de önemli rolü var. Ancak bu rolünü Rusya ile birlikte çalışarak hayata geçirebiliyor. Libya konusunda Rusya ve Türkiye’nin pozisyonları örtüşmüyor. Arada ciddi görüş ayrılıkları var. Rus paralı askerleri General Hafter için savaşıyorlar. Mühdan Sağlam’ın yazdığı gibi “Sahada Wagner, salonlarda Putin.” Tıpkı Suriye’de olduğu gibi Rusya ve Türkiye farklı pozisyonlarına rağmen işbirliği yapmayı beceriyorlar. ABD’nin geri planda durması, AB’nin bir stratejisi olmaması nedeniyle Ankara Moskova ile çalışmak zorunda. Artık Türk yetkililer sık sık Moskova’yı ziyaret ediyorlar. Orada başka ülkelerin temsilcileri ile görüşüyorlar. Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan’ın Suriye istihbaratı başkanı Ali Memlük ile Moskova’da görüştüğü haberi geniş yankı uyandırdı. Bu tür görüşmelere Rusların aracılık yaptığına kuşku yok. Tabii sadece Rusya ve Türkiye Libya sorununu çözümleyemezler.

Rusya’nın artan önemini hesaba katan The Economist dergisi Türkiye’nin Libya’da başarısının Rusya ile anlaşmasına bağlı olduğunu yazmıştı. Orta Doğu Enstitüsü’nden Emadeddin Badi “Türkiye’nin Libya’daki oyununun işe yarayıp yaramayacağı, Ruslarla nasıl başa çıktığına bağlı olacak” demiş. Peki Libya’da Hafter’in savaşı kazanması ne anlama gelecek? The Economist “General Hafter kazanırsa çok büyük ihtimal deniz anlaşmasını yırtıp atacak ve Türk şirketlerin Libya’da iş yapmasını yasaklayacak” yorumunu yaptı.

Uluslararası sistemde önemli kaymalar yaşanıyor. ABD kendine yetenekli, çaplı bir lider seçemez ve Trump’la yoluna devam ederse bu değişim hızlanacak. Rusya’nın, Çin’in daha ön plana çıkacağı bir dünyada yaşayacağız. Türkiye, bu dünyaya kendini hazırlamalı, ideolojik dış politikadan hızla uzaklaşmalı.

 

 

Exit mobile version