Site icon Londra Gazete

İdlib trajedisi

2019 yılını geride bırakıp 2020 yılına girmeye hazırlanırken Suriye’nin İdlib bölgesinde korkunç bir trajedi yaşanıyor. BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Lowcock, “İdlib’de büyük çaplı askeri bir saldırı 21. yüzyılın en büyük trajedisi olur. Tüm uyarılarımıza rağmen en büyük korkumuz gerçekleşiyor.” dedi. Maalesef dünya bu trajediyi izlemekle yetiniyor. Kılını kıpırdatan yok. Trajedinin kurbanları siviller, özellikle çocuklar. Birleşmiş Milletler verilerine göre son iki hafta içinde 235 bin insan Rusya ve Esad rejimi bombardımanı altında İdlib bölgesinden kaçıyorlar. BM sözcüsüne göre bu insanların yüzde 80’i kadın ve çocuklardan oluşuyor. Bu insanlar Türkiye sınırına doğru kaçıyorlar ama sınır kapalı. Türkiye, daha fazla mülteci kabul edemeyeceğini açıladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “80 binin üzerinde İdlibli kardeşimiz ülkemiz sınırlarına doğru göç etmeye başladı. İdlib halkına yönelik vahşet son bulmazsa bu sayı daha da artacaktır. Böyle bir durumda Türkiye bu göç yükünü tek başına taşımayacaktır.” demişti. İdlib’deki sivillerin bir milyon 200 binden fazlası, Türkiye sınırına çok yakın bin 300 civarı kampta barınıyor. Çok zor kış koşullarında siviller, çocuklar, kadınlar, yaşlılar, yaralılar yaşama tutunma mücadelesi veriyorlar.

Esad rejimi ve Rusya, İdlib bölgesinin tümünü kontrol altına almak istiyor. Bölge rejimin denetimi dışındaki son bölge. Bu hedefe ulaşmak için her türlü barbarlığı hayata geçirmekten çekinmiyorar. BM’nin verdiği bilgilere göre 12-25 Aralık döneminde gerçekleştirilen saldırılar sonucunda Maaret al-Numan bölgesi “insanlardan arındırıldı”. Rejimin ve Rusya’nın hedefi tam da bu. İnsansız bölge yaratıp kontrolü ele geçirmek. Bu stratejinin insani boyutu onları ilgilendirmiyor. İnsanları değil, toprağı istiyorlar. Maalesef bu strateji adım adım uygulamaya konuyor ve dünya bunu izlemekle yetiniyor.

Beşar Esad rejimine bağlı güçler bölgede ilerliyorlar. Bir çok kasaba ve köyü ele geçirdiler. Nisan ayından beri devam eden saldırılarda bin civarında sivil hayatını kaybetti, 400 bin kişi yerlerinden edildi. İdlib bölgesinde hakim olan muhalif örgüt Heyet Tahrir Şam. Rusya ve Beşar Esad rejimi bu örgütü terörist olarak niteliyorlar ve sivillere yönelik insanlık dışı bombardımanı bu şekilde haklı göstermeye çalışıyorlar. Bölgenin tümünde 3 milyon civarında insan yaşıyor. Bunların çoğu Suriye’nin başka bölgelerinden gelmiş mülteciler. İdlib’teki gelişmeler Türkiye’nin Suriye politikasını sınavdan geçiriyor. Türkiye, Rusya ve İran’la birlikte bu bölgenin “gerginlikten arındırılmış” bölge olmasını kararlaştırmıştı. Bu karar havada kaldı. Astana süreci, Soçi mutabakatı çalışmadı. Soçi Mutabakatı, İdlib’de bir çatışmasızlık bölgesi kurulmasını ve silahlı militanların ağır silahlarıyla bu bölgeden çekilmesini öngörüyordu. Mutabakat havada kaldı. Bu durum Rusya ve Esad rejiminin umurunda değil. Zorda olan Türkiye. Erdoğan’ın Putin’i ikna etmesi zor görünüyor.

Oluşmakta olan insani trajedi sadece Türkiye için değil, Avrupa için de bir sınav. İdlib, Avrupa’ya yönelik yeni bir göç dalgasının nedeni olabilir. Avrupalılar bundan korkuyorlar. Yeni bir göç dalgası AB için büyük sorunlar yaratacak. Bu tablo karşısında AB’nin etkin politikalar ürettiği söylenemez. Olaylara seyirci konumundalar. Peki Batı’nın lideri ABD bu konuda ne yapıyor? Fazla bir şey yaptığı söylenemez. Başkan Donald Trump Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada İdlib’teki durum nedeniyle Rusya, İran ve Esad rejimini uyardı. Trump mesajında “Rusya, Suriye ve İran İdlib Vilayeti’nde binlerce masum sivili öldürüyor veya öldürme yolunda. Bunu yapmayın! Türkiye bu kıyımın önüne geçmek için çok çalışıyor” ifadelerini kullandı. Trump’ın Türkiye konusunda yazdıkları ilginç. Fakat bu mesajın hayatta bir karşılığı olacak mı? ABD, Rusya ve Beşar Esad’a “Buraya kadar. Saldırılarınızı durdurun. Durdurmazsanız karşınızda bizi bulacaksınız” diyecek mi? Doğrusu kimse böyle bir şey beklemiyor. Trump’ın mesajı daha çok retorik. İçi dolu değil. Trump’ın uyarısının Rusya’nın tavrını etkilemesi beklenmiyor. Saldırıları, katliam devam edecek. Ta ki kendi hedeflerine ulaşsın.

İdlib yıllardır devam eden Suriye iç savaşında son trajik gelişme. Kendi halkını katleden Beşar Esad adım adım tüm ülkeyi kotrol etme hedefine yaklaşıyor. Siviller, çocuklar, kadınlar onun için önemli değil. Bu trajedi bir insanlık ayıbı. Ne yazık ki, bu konuda elle tutulur hiç bir şey yapılmıyor.

 

 

 

Exit mobile version