Site icon Londra Gazete

Balkanlarda bir umut

Bugün Birleşmiş Milletler’deki resmi adıyla Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya’da önemli bir referandum yapılıyor. Ülke 1991’deki bağımsızlığından sonra 1993’te bu isimle BM üyesi olmuştu. Bugünkü referandum 27 yıldan beri komşu Yunanistan’la devam eden isim anlaşmazlığı konusunda iki ülke hükümetleri arasında bu yılın ortalarında varılan anlaşmanın kaderini belirleyecek. Yunanistan’ın itirazları nedeniyle EYC Makedonya’nın AB ve NATO ile entegrasyonu buzdolabına kaldırılmıştı. Halk bugün referandumda Yunanistan’la varılan “Kuzey Makedonya Cumhuriyeti” ismi uzlaşısını onaylarsa ülkenin Batı kurumlarına katılım süreci önündeki engeller kalkacak. Anlaşmanın onaylanması Balkanlarda istikrarı güçlendirecek, bölgede gerginliklerin azalmasına katkıda bulunacak. Bölgede epey ikili anlaşmazlık var. Balkanların olumlu gelişmelere, barışçı çözümlere ihtiyacı var. Bu nedenle Avrupa ve dünya bugünkü referandumun sonuçlarını yakından izleyecek. NATO Genel Sekreteri, Almanya Başbakanı, Fransa Cumhurbaşkanı, AB Konseyi Başkanı, ABD Savunma Bakanı referandum öncesinde anlaşma lehinde çok net mesajlar verdiler. AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn, referandumun Makedonyalılar için bir fırsat olduğunu söyledi. Dıştan anlaşmaya karşı çıkan en önemli kişi Macaristan’ın popülist Başbakanı Viktor Orbán. Referandumun boykot edilmesini istiyor. Umarız halk Orbán gibi birisine kulak vermez.

İsim anlaşmazlığı konusunda geçmişte yaşanan kimin haklı, kimin haksız olduğu tartışmalarına geri dönmeye gerek yok. Önemli olan karşılıklı kabul edilebilir bir uzlaşıya varılmış olması. İki ülkenin hükümetleri cesaretli bir adım atarak “Kuzey Makedonya Cumhuriyeti” ismi üzerinde anlaştılar. Siyasi irade ve cesaret ortaya koydular. BM ve AB uzlaşma çabalarında önemli rol oynadı. Tabii her iki ülkede de bu anlaşmaya sert bir şekilde karşı çıkanlar var. Makedonya’da Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov ve muhalefetteki VMRO-DPMNE partisi anlaşmaya karşı çıkıyor ve referandumu boykot çağrısı yapıyor. Yunanistan’da bir zamanların dünyaca ünlü komünist bestecisi Mikis Theodorakis’in papazlarla birlikte anlaşmaya karşı gösteri yapması üzüntü vericiydi. İki tarafta da kendini “milliyetçi” olarak tanımlayan güçler anlaşmayı istemiyorlar. İki ülke hükümetinin bu muhalefeti aşarak anlaşmanın onaylanması ve yürürlüğe girmesini sağlamaları gerekiyor. Kolay değil. Bugünkü referandum bu yolda önemli bir kilometre taşı. Ama iş burada bitmiyor. Referandum sonrasında yaşanacak siyasi gelişmeler en az referandum kadar önemli.

Referandumda 1.8 milyon seçmenin oy kullanma hakkı var. Referandum hukuki olmaktan çok siyasi bir olay. Sonuç bağlayıcı değil. Halkın iradesini yansıtacak. İsim konusunda gerekli anayasa değişikliklerini EYC Makedonya parlamentosu yapabilir. Hukuki karar parlamentoda alınacak. Referandumda halk varılan anlaşmayı onaylarsa parlamentonun gerekli anayasal değişiklikleri yapması daha kolay olacak. Parlamentoda üçte iki çoğunluk gerekiyor. 120 sandalyeli parlamentoda hükümetin 68 sandalyesi var. Anayasa değişikliğine muhalefetten 12 milletvekilinin de destek vermesi gerekecek. Daha sonra sıra Yunanistan parlamentosuna gelecek. Tsipras hükümetinin bir küçük ortağı anlaşmaya karşı çıkıyor. Ana muhalefet Yeni Demokrasi Partisi de anlaşmaya karşı. Anlaşmanın Yunanistan parlamentosunda onaylanması için Başbakan Tsipras’ın çok çaba harcaması, siyasi beceri göstermesi gerekecek. Bugünkü referandumdan olumsuz sonuç çıkması durumunda 27 yıllık çıkmaz devam edecek. Harcanan çabalar boşa gitmiş olacak. Esas kaybeden Makedonya halkı olacak. Yine belirsizlik içinde kalacak. Beklentiler referandum sonucunun olumlu olacağı yönünde. 29 Ağustos’ta yapılan bir anket “evet” oylarının yüzde 57, “hayır” oylarının yüzde 38 olduğunu gösteriyordu. AB ve NATO üyeliği perspektifi halkın anlaşmayı onaylamasında önemli bir faktör olabilir. Bekleyip bu akşam çıkacak sonucu göreceğiz.

Makedonya halkı bugün hem kendi ülkesinin, hem de bölgesinin kaderini belirleyecek. Tarihi bir karara imza atacak. “Evet” sonucu Balkanlardaki sorunların uzlaşı ve diplomasi yolu ile çözümlenebileceğini gösterecek. “Hayır” ise bunun tersi bir sonuç doğuracak. Seçmenlerin sorumluluklarını kavrayarak anlaşma lehinde oy kullanmalarını umut ediyoruz. Karar seçmenlerin.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Exit mobile version