Site icon Londra Gazete

Bir diktatörün sonu

37 yıl Zimbabve’yi yöneten 93 yaşındaki Robert Mugabe görevinden istifa etti. Daha doğrusu istifaya zorlandı. Böylece 16 milyon nüfusa sahip olduğu tahmin edilen Afrika’nın güneyindeki bu ülkede bir dönem kapandı. Bunlar tarihi günler. Mugabe’nin yerine kısa süre öncesine kadar onun yardımcısı olan 75 yaşındaki Emmerson Mnangagwa geliyor. İktidar partisi Zanu-PF onu geçici başkan seçti. Mnangagwa, kısa süre önce başkan yardımcılığı görevinden alınmış ve ülkeden kaçmıştı. İktidarda öleceği sanılan Mugabe’nin düşüşü ile sonuçlanan olaylar zinciri bu kararla başladı. Mnangagwa’nın görevden alınmasının arkasında Mugabe’den sonra iktidara el koymak isteyen eşi Grace Mugabe ve destekleyicileri vardı. Bu tür ülkelerde diktatörler iktidarı ailelerinden birine, genellikle oğullarına devretmek, hanedan kurmak isterler. Mugabe de iktidara 52 yaşındaki eşini layık görmüş olmalı. Ama ordunun tavrını iyi hesaplayamadı. Son 10 gün içinde yaşanan hızlı siyasi gelişmeleri ordu tetikledi ve Mugabe devrildi. Eşi Grace ve taraftarları saf dışı edildi.  Mugabe bu gelişmelere direnmeye çalıştı ama parlamentonun onu görevden alma tartışmalarını başlatması üzerine oyunu kaybetti ve istifa etti. Böylece zamanında gitmeyi bilmeyen bir lider daha gitmek zorunda kaldı. Bu gelişmelerde Zimbabve ile yakın ilişkileri olan Çin’in de etkisi olabileceğini düşünenler var.

Robert Mugabe’nin iktidardan düşmesi sadece Zimbabve için değil “değişmez tek adam” yönetimi altında olan, otoriter rejimle yönetilen Afrika ülkeleri ve diğer ülkeler açısından da dersler içerir. Elbette Zimbabve’nin geleceği konusunda öngörüde bulunmak için çok erken. Geçmişte muhalefetin Mugabe’yi demokratik yollarla iktidardan uzaklaştırma çabaları sonuç vermemiş, muhalifler büyük baskılara uğramış, bazı liderleri ülkeyi terketmek zorunda kalmıştı. Mugabe elindeki devlet olanaklarını kullanarak muhalefeti eziyordu. Sonuçta Mugabe halkın, muhalefetin mücadelesi sonucu değil, iktidar partisi Zanu-PF yönetimindeki çatlak sonucu devrildi. 37 yıldır iktidarda olan Zanu-PF, yeni lideri ile ülkeyi yönetmeye devam edecek. Muhalefet güçlü değil. Ülke diktatörlükten demokrasiye, çoğulculuğa, hukuk devletine geçecek mi? Yoksa Türkmenistan, Özbekistan örneklerinde olduğu gibi yeni lider altında  statüko, eski sistem devam edecek mi? Bekleyip göreceğiz.

Dünyamızda otoriter rejimlerin çoğaldığı bir dönemden geçiyoruz. Bu tür rejimlerde genellikle “tek adam” vardır. Tek adam kolay kolay iktidardan gitmez. İktidara yapışır ve bunun faturasını ülke, halk öder. Mugabe, ülkesini ırkçı beyaz azınlık rejiminden kurtarmak için mücadele vermiş bir lider, bir kahramandı. 1980’de ırkçı Rodezya rejimi yenildi ve Mugabe liderliğindeki Zanu-PF seçimleri kazanarak iktidara geldi. Mugabe önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı oldu. Giderek diktatörleşti ve “tek adam” rejimi oluşturdu. Halbuki zamanında gitmeyi bilseydi halkı tarafından hep sevilecek, sayılacaktı. Güney Afrika’da Nelson Mandela örneğini hatırlayalım. Mandela sadece bir dönem iktidarda kaldı. İsteseydi iktidarda kalabilirdi ama bunu yapmadı. Bu çok önemli bir örnekti. Mugabe bu örneği izlemedi. Yaşı çok ilerlemiş olmasına rağmen sandalyeye yapışıp kaldı. Böylesi bir yönetim altında Zimbabve ekonomisi kötüden kötüye gitti ve çöktü. Enflasyon inanılmaz boyutlara ulaştı. Halk fakirleşti. Yolsuzluğun yaygın olduğu bir sistem oluştu. 3 milyon kişi iş bulmak için Güney Afrika’ya kaçmak zorunda kaldı. Mugabe yerinden kımıldamadı. Baskıları artırdı. Şimdi Zimbabveliler Mugabe’nin istifası haberini sevinç gösterileri ile karşılıyorlar. Sokaklarda kutlamalar yapıyorlar. Uluslararası arenada da Mugabe’nin gidişi sevinçle karşılandı. Üzülen yok. Diktatörlerin sonu böyle hazin olur.

Mugabe sonrası dönem Zimbabve için yeni fırsatlar içerebilir. Ülke serbest, demokratik seçimlere giderek meşru bir yönetim oluşturursa önü açılabilir. Siyasal baskıların olmadığı bir döneme geçebilir. Ülkenin acil olarak yapısal reformlara ihtiyacı var. Halkın desteğini alan bir hükümet zor ama gerekli reformlar yoluna koyulabilir. Böylece ülke 37 yıllık diktatörlükten sonra normalleşme sürecine, ekonomik kalkınma, halkına refah sunma yoluna girebilir. Eski statükonun devamı halkın, ülkenin yararına olmaz. Başarının anahtarları barışçı bir siyasal geçiş, çoğulculuk, demokrasi, hukuk devleti, özgürlüklerdir. Halkın, sivil toplumun bu sürece aktif katılımı çok önemli. Zimbabve tarihi günler yaşıyor. Umut doğmuş durumda. Ülke tarihinde yeni bir sayfa açılabilir. Umarız Mugabe’nin gidişi daha iyi bir geleceğin başlangıcı olur. Bakalım umut gerçekliğe dönüşebilecek mi? Kimse bunun kolay olmasını beklemiyor.

 

Exit mobile version