Site icon Londra Gazete

Gündem gıda güvenliği

Bugünlerde Batı’nın önde gelen gazete ve haber ajanslarında, düşünce kuruluşlarının analizlerinde ön plana çıkan ortak konu gıda güvenliği konusu. ABD, dünya gıda üretiminde en önemli oyunculardan biri. Bu ülke, 1895 yılından bu yana en sıcak yazını yaşıyor. Temmuz ayı korkunç sıcaktı. ABD Tarım Bakanlığı, 26 eyalette felaket durumu ilan etti. ABD’nin yüzde 60’ında çeşitli derecelerde kuraklık var. Kuraklık, beklenen mısır hasadına  zarar verdi. Mısır hasadında yüzde 17 düşüş bekleniyor. Soya ürünü de büyük zarar gördü. Beş yılın en düşük soya hasadı elde edilecek. ABD’nin dünya mısır ve soya üretiminde payı yüzde 35 gibi büyük bir pay. ABD bu alanda önemli bir ihracatçı. Bu nedenle ABD’deki gelişmeler tüm dünyayı etkiliyor. Küreselleşme olgusunu bize hatırlatıyor.

Mısır ve soya hayvancılık için çok önemli. Hayvan yemlerinde azalma Amerikalı hayvan besleyicilerini hayvanlarını mezbahalara göndermeye zorluyor. Bunun sonucunda ABD’de kısa vadede et fiyatlarında düşüş olabilir ama uzun vadede fiyatlar artacak. ABD’de mısırdan etanol da üretilir. Soya ise yağ üretiminde önemli. Mısır ve soya fiyatlarında ciddi artış yaşanıyor. ABD’de temmuz ayında mısır fiyatlarında yüzde 33 oranında artış oldu. ABD Tarım Bakanlığı baş iktisatçısı Joseph Glauber, “Çok yüksek fiyatlar göreceğiz” dedi.  Bu durum dünya gıda fiyatlarına, özellikle et, süt ve mamüllerinin fiyatlarına yansıyor. Gıda üretiminde dünyanın devleri arasında yer alan Nestlé, Kraft, Tyson gibi şirketler, maliyetlerdeki artışı tüketiciye yansıtacakları uyarısında bulunuyor. BM  Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre Temmuz ayında gıda fiyatlarında yüzde 6 oranında artış oldu. Brezilya, Rusya, Endonezya, Hindistan, Sri Lanka, Malezya, İran gibi ülkelerde gıda fiyatlarında artış kendini hissettiriyor. Bunlar, nüfusları büyük ülkeler.

Sadece ABD sorun yaşamıyor. Rusya’da da kuraklık yaşandı. Brezilya’da zamansız yağışlar tarıma büyük zarar verdi. İspanya’da kuraklık AB’nin buğday üretimini azaltacak. Kuzey ve Güney Kore’de büyük kuraklık yaşanıyor. Japonya, Hindistan ve Bangladeş’te meydana gelen sel felaketleri pirinç üretimini olumsuz etkiliyor. Arjantin’de yeterli yağış olmaması soya üretimini azalttı. Batı Afrika’da yayılan çekirge sorunu tarım üretimini azaltıyor. Global düzeyde mısır, buğday ve pirinç üretiminde düşüş bekleniyor. Bunun sonucunda yoksul ülkeleri zora sokan 2007-2008 gıda krizine benzer bir kriz yaşanmasından endişe ediliyor. Gıda fiyatlarında yaşanacak büyük artış, yoksul ülkelerde sosyal istikrarsızlığa yol açabilir. Ortadoğu’da ilk halk hareketleri 2008 gıda krizi ile artan fiyatları protesto şeklinde ortaya çıkmıştı. 2008’de Mısır ve Bangladeş’ten Haiti’ye kadar bir çok ülkede “gıda ayaklanmaları” yaşanmıştı. FAO Müdürü José Graziano da Silva, “Durum 2007-2008 kadar kötü değil” dese de hükümetler kaygılı. Özellikle Filipinler, Mısır, Afganistan gibi büyük miktarda gıda maddeleri ithal eden ülkelerin durumu zor olacak. Mısır hükümeti gıda maddelerine sübvansiyon uyguluyor. Bunun sonucunda döviz rezervleri eriyor.

Bu noktada insanın aklına “Acaba kuraklık sadece bu yılla sınırlı kalacak mı?” sorusu geliyor. Aşırı sıcaklar ve kuraklık önümüzdeki yıllarda da devam ederse, durum daha da kritik olacak. Dünya nüfusu artarken, kuraklık ve diğer nedenlerle tarım üretiminde azalma olursa sefalet, açlık artacak. Bu yıl dünyada aç insanların sayısına 43 milyon kişinin daha eklendiği biliniyor. Özellikle çocuklar arasında yeterli beslenememe yaygınlaşıyor.

Gıda güvenliği konusu sadece ulusal düzeyde değil, global düzeyde de ele alınması gereken bir konu. Kuraklıkların iklim değişikliği ile bağlantılı olduğu giderek daha iyi anlaşılıyor. Bilim insanları bu yönde raporlar hazırlıyor. Küresel ısınma konusunda önlem almakta geciktikçe fatura artıyor. Artmakta olan gıda fiyatları bu faturanın bir parçası. Küresel bir konu olan iklim değişikliğine tek tek ülkeler çare üretemez. Küreselleşme nedeniyle ABD’deki kuraklık dünyanın diğer ucundaki insanları etkiliyor. Dünyanın daha güçlü küresel işbirliğine ihtiyacı var. BM’nin çalışmaları önemli ama yeterli olmaktan uzak. G-20 türü kollektif çabalar önemli ama henüz istenen düzeyde işbirliği yok. İnsanlık olarak ortak evimiz yeryüzünün sorunlarını çözmek için birlikte daha fazla çaba harcamazsak, gıda krizi küresel istikrarsızlıklara yol açabilir. Hepimiz aynı gemideyiz. Bunun bilincine varma zamanı geldi, geçiyor.

 

 

 

 

 

Exit mobile version