Site icon Londra Gazete

Türkiye-AB ilişkileri nereye gidiyor?

Türkiye-AB ilişkilerinde derin bir kriz yaşanıyor. 1963’ten beri devam eden bu ilişkiler hep inişli, çıkışlı olmuş, zaman zaman krizler yaşanmıştı. Şimdiki kriz 2005’te başlayan katılım müzakerelerinden bu yana en ciddi kriz ve belki ilişkilerin kaderini belirleyecek. Bu nedenle ciddiyetle üzerinde durmak gerek. Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki katılım müzakerelerinin durdurulması için diğer liderlerle temasa geçeceğini açıklaması krizin göstergelerinden biri. Aslında Türkiye-Almanya ilişkilerinde devam eden krizle Türkiye-AB ilişkilerinde yaşanan kriz iç içe geçmiş durumda. Almanya ile  kriz ister istemez AB ile ilişkilere yansıyor. Sonuçta Almanya AB’nin en güçlü ülkesi. Almanya ile kavgalı olup AB ile iyi ilişkiler içinde olmak mümkün mü? Başbakan Merkel’in Türkiye’nin katılım müzakerelerinin durdurulması talebi ve Gümrük Birliği anlaşmasının yenilenmesi müzakerelerinin gelecek yıl başlamasına karşı çıkması Almanya’da 24 Eylül’de yapılacak parlamento seçimleri sonrasında yumuşar mı? Seçimleri Bayan Merkel’in kazanması ve dördüncü kez Başbakan olması bekleniyor. Merkel’in Türkiye konusundaki sert açıklamalarında seçimlerin de etkisi olabilir ama ikili ilişkilerde derin bir kriz yaşandığına kuşku yok. Seçimlerden sonra da Almanya’nın sert tavrı devam edebilir. Türkiye-Almanya ilişkileri yumuşamadıkça Türkiye-AB ilişkilerinde ciddi gelişmeler bekleyemeyiz.

AB ile Türkiye arasında 2005’te katılım müzakerelerinin başlaması ilişkilerde önemli bir dönüm noktasıydı ve “bahar havasına” yol açmıştı. Türkiye-AB ilişkileri, üzerinde en çok konuşulan konulardan biri olmuş, adaylık Türkiye’nin bölgesinde ve dünyadaki konumunu olumlu yönde etkilemişti. Şimdi o iyimserliğin yerinde yeller esiyor. Bilindiği gibi katılım müzakerelerinde şu ana kadar 35 başlığın 16’sı açıldı ve sadece bir tanesi geçici olarak kapatıldı. En son Haziran 2016’da 33. başlık (Mali ve Bütçesel Hükümler) açılmıştı. Ancak Aralık ayındaki toplantısında AB Türkiye ile yeni başlık açmama kararı almıştı. Bu şekilde müzakereler buzdolabına kaldırıldı. Şimdi Almanya müzakerelerin tamamen durdurulmasını talep ediyor. Maalesef gelinen aşama bu. Türkiye ile katılım müzakerelerinin durdurulması konusunda AB içinde görüş birliği yok. Avusturya ve Lüksemburg gibi ülkeler Almanya’nın görüşüne destek verirken Fransa ve Finlandiya gibi ülkeler karşı çıkıyor. Türkiye ile katılım müzakerelerinin durdurulmasına karşı çıkan ülkeler bunu Türkiye’nin AB üyeliğini çok istedikleri için değil göç krizi ve terörle mücadele, yani güvenlik nedenleriyle yapıyorlar. AB içinde Türkiye’de otoriter eğilimlerin çok güçlendiği, demokrasinin, hukuk devletinin, yargı bağımsızlığının, basın özgürlüğünün zayıfladığı ve bunun AB normları ile uyuşmadığı konusunda bir anlaşmazlık yok. Herkes bunu kabul ediyor. Türkiye’nin bir zamanlar parlayan imajı çok zayıflamış durumda. Ancak bazı AB üyesi ülkeler reel politik temelinde ilişkilerin tamamen koparılmasını istemiyorlar.

AB’nin Türkiye ile katılım müzakerelerini durdurma kararı alabilmesi için oy birliği gerekiyor. Bu oy birliğinin sağlanması mümkün görünmüyor. İşte bu noktada Financial Times gazetesi başka bir senaryoyu gündeme getirdi. Gazete Ekim ayında yapılacak AB zirvesinde oybirliği sağlanamaması durumunda, Türkiye’nin demokratik kriterlere uymadığı gerekçesiyle müzakerelerin askıya alınması ve yeniden başlatılması için demokrasi kriterinin getirilmesinin gündemde olduğunu yazdı. Böylesi bir karar için oy birliği gerekmiyor. Nitelikli çoğunluk yeterli oluyor. Türkiye konusunda AB’nin en üst yetkililerinden gelen açıklamalar iç açıcı değil. Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker “Türkiye, dev adımlarla Avrupa’dan uzaklaşıyor. Sorulması gereken soru, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin sonuna gelinip gelinmediğidir. Bu durumdan da tamamen Türkiye sorumludur” dedi.  AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Mogherini “Müzakerelere devam edeceğiz. İlişkilerin geleceğinin nasıl tanımlanacağı ise hem kendi içimizde yapacağımız hem de hep birlikte yapacağımız değerlendirmeler sonucunda belirlenecek” diye açıklama yaptı. Geleneksel olarak Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkmış bir ülke olan Fransa’nın Cumhurbaşkanı Macron ise “Türkiye, gerçekten de son aylarda Avrupa Birliği’nden uzaklaşmış ve endişe verici derecede ileri gitmiş olabilir. Ancak başta göç sıkıntısı ve terör tehdidi olmak üzere bugün karşı karşıya olduğumuz birçok krizde hayati bir ortağımız olmasından dolayı ilişkilerin kopmasına karşıyım” dedi.

Belli ki Almanya parlamento seçimlerinden sonra gerçekleşecek AB zirvesinin önemli gündem maddelerinden biri Türkiye ile ilişkiler olacak.

 

Exit mobile version