Site icon Londra Gazete

Koronavirüs günlerinin gün yüzüne çıkardığı eşitsizlik: Dijital uçurum

Koronavirüsün ortaya çıkardığı dijital uçurum: İnternet ile yemek arasında seçim yapan aileler

Yardım kuruluşları toplumun en yoksul kesimlerinin internet erişiminin olmaması nedeniyle de koronavirüs salgınından ağır etkilendiklerini söylüyor.

Guardian gazetesinin haberine göre Birleşik Krallık içinde 1 milyon 900 bin evde internet bağlantısı yok. Buna ek olarak milyonlarca insan telefon konuşmalarını, sağlık hizmetleri, eğitim, sosyal yardım ihtiyaçlarını ve başvurularını kontörlü telefon üzerinden yapıyor.

Zor durumdaki toplum kesimleriyle çalışan yardım kuruluşları ve vakıflar ülkenin her yanında toplumun en yoksullarını oluşturan ve dijital erişimi olmayan milyonlarca insan için koronavirüs salgınının yıkım anlamına geldiğini söylüyor.

Birleşik Krallık içinde dijital erişim uçurumları nedeniyle dışlanma problemiyle mücadele eden İyi Şeyler (Good Things) Vakfı’nın yöneticisi Helen Milner, “Sorun akıl almaz boyutlarda” diye anlatıyor.

“Kontörlü telefon kullanan ve internete erişim için ödeyecek parası olmayanlar, kendilerini, evlerine kapanmış, tamamen toplumdan koparılmış ve dış dünya ile iletişim olanaklarından yoksun bir durumda buluyor” diye sürdürüyor.

Yiyecekle internet arasında tercih

Londra’da yaşayan bir kadın imkanları sınırlı olduğu için karnını doyurmakla internet kotası almak arasında tercih yapması gerektiğini anlatıyor. Guardian’a konuşan kadın artık haftalık bütçesinin yarıya yakınını, ergen yaştaki kızlarının evden ders görebilmesi için internet erişimi kotasına harcadığını söylüyor.

“Haftada 100 sterlinden biraz fazla bir bütçemiz var. Sokağa çıkma sınırlamaları öncesinde internet erişimi için 10 sterlin harcıyordum, şimdi haftada 30-40 sterlin harcamam gerekiyor” diyor:

“Ben ve iki kızım bir telefonu aramızda paylaşıyoruz ve internette harcadıkları zamanı sınırlamam gerekiyor çünkü daha fazla internet erişimi almaya param yetmiyor. Ayrıca internet kontörü almak için evden çıkmam gerekiyor bu da beni çok kaygılandırıyor. Elektrik, gaz, su şirketlerine gönderilmesi gereken e-postaları gönderebilecek kadar bile internette kalamıyorum. Artık günde sadece iki öğün yiyebiliyoruz, param bu kadarına yetiyor.”

İnternete erişimi olmayanlar

İngiltere’nin önde gelen internet hizmeti sağlayıcılar koronavirüs salgını sürecinde sabit internet hattı alıcılarının veri kotasını kaldırmayı kabul etti ama bunun evinde sabit bir bağlantı olmayan 1 milyon 900 bin haneye ya da internete sadece kontörlü hatlardan erişim sağlayabilen 25 milyon 900 bin insana bir faydası yok. İngiltere’de kullanılan tüm cep telefonlarının dörtte birinden fazlası kontörlü.

Bu durumdan en çok zaten en korumasız durumda olan, yaşlılar, iltica başvurusu yapanlar, mülteciler ve en yoksul aileler etkileniyor. Evlerine internet bağlatmaya ya da kontratlı telefon aboneliğine parası yetmeyenler, çok daha pahalı olan kontörlü telefonlara mecbur kalıyorlar.

Bir hafta aç kalan yaşlı adam

Yaşlılarla ilgili çalışma yürüten Age UK adlı yardım kuruluşunun Doğu Londra’daki yöneticisi Jane Caldwell, “Sorun sadece yalnızlık ve dış dünyadan tecrit olmak değil” diyor:

“Geçen hafta ulaştığımız bir adam bir haftayı aşkın süre yemek yememişti çünkü telefonuna kontör alıp birilerine ulaşacak kadar parası yoktu ve kimden yardım isteyeceğini bilmiyordu. Bazı yaşlılar belediyelerin yardım listelerine giremiyor çünkü bu listelere internet üzerinden kaydolmanız gerekiyor. Ağır hastalanıp hastaneye kaldırılan ama telefonları olmadığı için ailelerine ulaşabilmek için sağlık çalışanlarına yalvarıp onlardan telefonlarını isteyenler var.”

Aile içi şiddete maruz kalan kadınlar

Manchester’de kadınlara destek sağlayan bir gönüllü örgüt, destek sağladığı bin civarında kadının neredeyse yüzde 75’inin kontörlü telefon kullandığını bildirdi.

Mama Health and Poverty Partnership adlı kuruluştan Rose Ssali, “Özellikle de ev içi şiddete maruz kalan kadınların dış dünyayla bağlantısı çok kopuk” diyor. “Çoğunun kendine ait bir telefonu ya da internet erişimi yok. Şimdi onlara, götürdüğümüz yiyecek paketleri içine gizleyerek, içine biraz kredi yüklenmiş kontörlü telefonlar ulaştırmak için fon bulmaya çalışıyoruz. Böylece en azından yardıma ihtiyaç duyduklarında birini arayabilmelerine imkan sağlayabiliriz” diye sürdürüyor.

Mülteci, anne ve beş parasız

İltica başvurusunda bulunanlar ve insan kaçakçılığı kurbanlarıyla çalışan Happy Baby Community adlı gruptan Jo Dougherty, hamile ve yeni doğum yapmış kadınların sağlık hizmetleriyle bağlantısını sürdürebilmenin yollarını aradıklarını anlatıyor.

“Bunun hızla bir ölüm kalım meselesine dönüşeceğini söylersek hiç abartmış olmayız” diyen Dougherty, “Çalışma yürüttüğümüz kadınların hiç ama hiç paraları yok. Doğum yaklaştığında ebeleri ya da hastanelerin doğum servislerini arayamıyorlar. Doğumdan sonra odalarında yeni doğmuş bebekleri ile beş parasız, dışardan yardım isteyebilecek telefon ya da internet bağlantıları olmadan öylece kalıyorlar” diye ekliyor.

Tartışmanın siyasete yansımaları

Ana muhalefet İşçi Partisi’nin gölge kadın ve eşit haklar bakanı Marsha de Cordova, insanların yiyecekle internet erişimi arasında tercih yapmak zorunda kalmasının kabul edilemeyeceğini söyledi ve istisnasız herkese internet erişimi sağlamak için daha hayati bir zaman bulunamayacağını ekledi:

“Hükümet derhal telefon ve internet hizmetleri konusundaki eşitsizliği azaltacak adımlar atmalı ve hiç kimsenin dijital erişimi olmadığı için iletişimsiz ve yalnız kalmamasını sağlamalıdır.”

İngiltere hükümeti koronavirüs salgınıyla daha da derinleşen dijital erişim eşitsizliğiyle ilgili bir dizi girişim başlattı. Bunlar arasında durumu iyi olmayan bazı gençlere dizüstü bilgisayar sağlanması ve telekomünikasyon şirketlerine erişimi olmayanlar için donanım ve ücretsiz internet erişim alanları sağlamaya çağıran Devicesdotnow adlı inisiyatif var.

Fakat, Apple Collective gibi kendisi de zor koşullardan gelmiş insanların oluşturduğu yoksullukla mücadele grupları açıklanan adımların yetersiz olduğunu söylüyor.

Apple Collective yazılı açıklamasında, “Hükümetin ve tekekomünikasyon sektörünün Covid-19’un etkilerini hafifletmeye yönelik olumlu ve kucaklayıcı adımlarını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak şu ana kadar dijital dünyadan tamamen dışlanmış olanların seslerini ve tepkileri çok az duyuldu” diyor.

Exit mobile version