Site icon Londra Gazete

Türkiye’yi destekleyen İngiliz bakan tepki topladı

ben wallace

İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace

İngiltere basını, Türkiye’nin başlattığı Barış Pınarı Harekâtı ve bunun Suriye iç savaşına etkilerine yönelik yayınlarını sürdürüyor.

Gazetelerin bugünkü sayılarında Suriye’nin kuzeydoğusunu yıllardır kontrol altında tutan Kürt grupların, Suriye hükümeti ile vardıkları anlaşma kapsamında ordunun bu bölgelere girmesinin etkilerine yönelik haber ve analizler öne plana çıkıyor.

The Times ve The Daily Telegraph’da yer alan haberlerde, İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace’ın Londra’daki NATO toplantısında Türkiye’ye destek veren sözlerinin gerek NATO gerekse de hükümet kanadından tepki topladığı bildiriliyor.

The Times gazetesinde yer alan “Savunma bakanının Türkiye’ye destek çıkması NATO müttefiklerini şoke etti” başlıklı haberde, Wallace’ın sözlerinin hem NATO hem de hükümet kanadında rahatsızlık yarattığına dikkat çekiliyor.

Haberde, Wallace’ın Londra’da düzenlenen NATO parlamenterler asamblesi toplantısı sırasında, “Türkiye, bu ülkede de terör örgütü olarak kabul edilen PKK gibi grupların yarattığı tehditlerle karşı karşıya kalmıştır ve kalmaya da devam etmektedir. Bu nedenle, kendisini savunmak için bazen yapmak zorunda kaldığı şeyi yapması gerekir” dediği belirtiliyor ve toplantıda yaşananlara dair şunlar anlatılıyor:

“Bu sözler üzerine Wallace’a, Alman bir milletvekili sorular yöneltmeye başladı. Bu milletvekilinin, Savunma Bakanı’nın Türkiye’nin operasyonunun Birleşmiş Milletler Şartı’nın meşru müdafaayla ilgili düzenlemeleri kapsamında olduğuna gerçekten inanıp inanmadığını, eğer buna inanıyorsa NATO’nun kolektif savunma ilkesi çerçevesinde askeri destek vermeyi kabul edip etmeyeceğini sorgulaması takdir topladı.

“Wallace bu soruya, ‘Bu, bu şekilde gelişmesini istemediğimiz bir durum ancak artık ortaya çıkan durum bu. Biz de bu süreçte insan haklarının korunduğundan emin olmaya çalışıyoruz’ yanıtını verdi.”

Gazete, Wallace’ın sözlerinin “hükümetin geri kalan üyelerinden farklılık gösteren bir görüşü” dile getirdiğini vurguluyor.

‘İngiltere’ye ticaret nedeniyle Türkiye’yi kınamak istememekle suçlandı’

Wallace’ın konuşmasıyla ilgili benzer bir haber de The Daily Telegraph gazetesinde yer alıyor. Bu haberde, İngiltere’nin, ticaret anlaşmalarının zarar görmemesi için Türkiye’yi kınamak istememekle suçlandığı belirtiliyor.

Gazete, “İngiltere, bakanlarının önceki akşam Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin kontrol ettiği bölgelere yönelik saldırısını savunmalarının ardından müttefikleri tarafından dışlandı ve kınandı” diyor ve konuyla ilgili şunları ekliyor:

“Savunma Bakanı Ben Wallace, Londra’daki NATO toplantısı sırasında ‘Türkiye’nin kendisini savunmak için bazen yapmak zorunda kaldığı şeyi yapması gerekir’ sözlerini sarf etmesi katılımcılarda büyük şaşkınlık yarattı.

“Aynı sırada Avrupalı diplomatlar, İngiltere’nin Lüksemburg’da yapılan Avrupa Birliği dışişleri bakanları toplantısında kınama metninde kullanılan dile itiraz etmesine inanamıyordu.”

Gazete, İngiltere’nin Türkiye’ye silah ihracı konusunda yeni ruhsat vermeyeceğini söylediğini ancak mevcut anlaşmaların durdurulmasına yönelik herhangi bir taahhütte bulunmadığını belirtiyor.

‘Orta Doğu’yu değiştiren an, ani bir sessizlikle geldi’

İngiltere’de yayınlanan diğer gazetelerde de ağırlıklı olarak, Kürt grupların Suriye hükümeti ile vardığı anlaşmanın yansımalarına yönelik haber ve analizler bulunuyor.

Guardian gazetesinde, Kürt grupların kontrolü altındaki bölgelere Suriye ordusunun girmesiyle ilgili bir izlenim/analiz yazısı yer alıyor.

Gazetenin önde gelen muhabirlerinden Martin Chulov imzasını taşıyan “Trump’ın ihaneti Kürtleri ‘uzlaşma ya da soykırım’ arasında tercih yapmaya zorluyor” başlıklı yazıda, Suriye’nin ordusunun Kobani ve Menbic’e girmesinin bir diğer önemli kent olan Kamışlı’da sessizlik ve tedirginlikle karşılandığı aktarılıyor:

“Orta Doğu’yu değiştiren an, ani bir sessizlikle geldi. Pazar akşamı saat 19:00’dan hemen önce, daha henüz yerel halk yarım saat önce gelen son dakika haberini sindirmeye çalışırken, Suriye’nin kuzeydoğusunda internet kesildi. Suriye ordusu, Menbic ve Kobani’ye geri dönüyordu. Bu haberin etkisi hemen hissedildi.”

Chulov, her ne kadar bu bölgelerin devir teslimi Kürt gruplarla Suriye hükümeti arasında yapılıyor olsa da, aslında bu hamlenin Orta Doğu’da gücün ABD’den Rusya’ya devredilmesi anlamına geldiğini belirtiyor ve şu izlenimleri aktarıyor:

“Suriye Demokratik Güçleri olarak bilinen ABD’nin kurduğu gücün komutanı Arşan Mizgin Ahmed, ‘Uzlaşma yoluna gitmek, soykırıma uğramaktan daha iyidir’ diyor. PKK’nın liderlerinin önderlik ettiği Kürtler, Şam ile yapacakları anlaşmanın şartlarıyla ilgili son birkaç gündür Kamışlı’da Rus yetkililerle görüşmeler yapıyor. Kuzeyde Türkiye ile savaşırken, (ABD Başkanı) Donald Trump’ın ABD ordusuna verdiği çekilme talimatıyla korumasız kalan Kürt güçlerin eli masada çok zayıftı.”

Yazı, Arşan’ın “Artık burada İran ve Rusya egemen güçler oldu. Bu bölgede şartları onlar empoze edecek. Gerçekten her şey değişti” sözleriyle sonlanıyor.

‘Trump yüzüstü bırakınca kırmızı-beyaz-siyah bayrak geri döndü’

Financial Times gazetesi de Kürtlerin Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetimiyle vardığı anlaşmanın “savaşın cephelerini” yeniden belirlediğini yazıyor.

Gazete, “Bu anlaşma hükümetin, ülkenin petrol zengini olan bir başka bölgesinde kontrolü yeniden ele geçirme potansiyelinin önünün açıldığı ve Washington’ın silahlandırıp eğittiği, Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu SDG ile işbirliği yapmaya başladığı anlamına geliyor” diyor.

Gazeteye konuşan düşünce kuruluşu International Institute for Strategic Studies analisti Emile Hokayem, varılan anlaşmanın Şam’da sevinç gösterilerine neden olduğunu belirterek, “Bu, büyük bir zafer” yorumunu yapıyor.

The Daily Telegraph gazetesi de Trump’ın “Kürtleri yüzüstü bırakmasının” Suriye’nin kuzeydoğusunda yeniden hükümetin kırmızı-beyaz-siyah bayraklarının dalgalanmasına yol açtığını yazıyor.

Gazete, “Şam ile Kürtler arasındaki anlaşmanın detayları net olarak bilinmiyor. Kürt yetkililer, siyasi özerkliklerini koruyacakları konusunda ısrarcı davranıyor. Ancak bazı haberler, SDG’nin Esad’ın ordusuna katılacağını ve Suriye’nin kuzeydoğusunun doğrudan Şam hükümetinin kontrolü altına gireceğini söylüyor” diyor.

Exit mobile version