Site icon Londra Gazete

Hamallıktan federal milletvekilliğine: Zeki Gökhan’ın hikayesi

Almanya’da depo işçisi olarak çalışan Zeki Gökhan, Federal Parlamento seçimlerine bir ay kala milletvekili oldu. 65 yaşındaki Gökhan, yaklaşık 2,5 ay milletvekilliği yapacak.

Almanya’da 26 Eylül’de Federal Parlamento seçimleri yapılacak. Ülke bu seçimlere odaklanmış durumda. Partilerin başbakan adayları, milletvekili adayları çoktan belirlendi. Sokaklarda stantlar kuruluyor, salonlarda toplantılar yapılıyor, adaylar seçilebilmek için kıyasıya yarışıyor.Tam da bu ortamda, Sol Partili siyasetçi Zeki Gökhan’ın ise farklı bir telaşı var. Zira 65 yaşındaki Gökhan, seçimlere yaklaşık bir ay kala milletvekili oldu. Köln yakınlarındaki Frechen kasabasındaki bir depoda, kendi tabiriyle “Hamallık” yapan Gökhan, şimdi Alman parlamentosunun bir üyesi. Ancak vekilliği yaklaşık 2,5 ay sürecek. Yeni bir hükümet kurulduktan sonra da depodaki işine geri dönecek.Seçimlere bir aydan daha kısa bir süre kalmasına karşın Gökhan’ın vekilliği yasama döneminin sona erdiği ekim sonuna kadar sürecek. Eğer bu tarihe kadar yeni bir hükümet kurulamazsa uzama ihtimali de var.Zeki Gökhan, Federal Parlamentoya aday olduğu 2017 yılındaki seçimlerde, milletvekilliğini çok az bir farkla kaçırmış, yedek listeye girmeyi başarmıştı. Sol Partili milletvekili Ingrid Remmers 19 Ağustos’ta vefat edince, yedek listenin başında olan Gökhan, Remmers’ten boşalan koltuğa yerleşti. Böylece Alman Parlamentosundaki Türkiye kökenli milletvekili sayısı 15 oldu.Evli ve üç yetişkin çocuk babası Zeki Gökhan, 2008’de Sol Parti’ye üye olmuş. Partisinin Ren Erft Bölgesi yönetiminde faal siyaset yapıyor. Aynı zamanda Frechen Belediye Meclisi üyesi. 2010 yılında Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Parlamentosuna aday olmuş, ardından 2013 ve 2017’deki Federal Parlamento seçimlerinde şansını denemiş. Ama vekilliği hep kıl payı kaçırmış.

“Benim adım Zeki”

Zeki Gökhan ile yaşadığı Frechen kentinde, araç trafiğine kapalı, sağlı sollu restoran ve kafelerin bulunduğu Hauptstrasse’de buluşuyoruz. Selamlaşma faslından sonra “Bana bey deme lütfen, adım Zeki” diyor. Caddeden geçenlerin çoğu onu tanıyor. Orta yaşlı bir kadın, “Zeki, nasılsın, tebrikler” diyor gülümseyerek. “Bak duydun mu? Kimse sayın Gökhan demez burada bana” diyor, yüzünde bir memnuniyet ifadesiyle.”Zeki’yle” bir kahvaltı salonuna giriyoruz. Salonu işletenler yeğenleri. Tavşan kanı çaylar geliyor. “İlk ne hissettin milletvekili olduğunu duyduğunda?” diye soruyorum. “Sürpriz olmadı” diye yanıtlıyor. Vefat eden milletvekili bir süredir rahatsızmış. Durumu kritik bir noktaya gelince parti yöneticileri Zeki Gökhan’a hazırlıklı olmasını söylemişler. Siyasetle hep iç içe olduğunu anlatıyor. “Şimdiye kadar parlamento dışında, sokaklarda siyaset yapmıştık. Şimdi kısa da olsa parlamentoda, içeride bir şeyler yapacağım. Süre az diye hayıflanmıyorum. Siyasette her saniye önemli ve ben o saniyeleri dolu dolu yaşayacağım” diye de ekliyor.

“Ayrımcılıklar siyasi bilinçlenmemi sağladı”

Zeki Gökhan’ın ilginç bir hikayesi var:

“Dersimliyiz biz. Babam Zonguldak Ereğli’de Demir Çelik İşletmeleri’nde iş bulunca oraya taşındık. 8 yaşındaydım. Ereğli’ye taşındığımızda Türkçe bilmiyordum. İlk yıllar zordu. Önyargılar çok fazlaydı. Çocuklar bana bir keresinde, ‘Kuyruklu Kürt’ demişlerdi. Anneme sordum, ‘Yavrum, kuyruk sokumu vardır her insanda, onu kastetmiş olmalılar’ dedi. Anne dedim, onlar farklı şeyler söylemek istiyorlar.Zavallı anam hep ılımlı, hep barışçıldı. Yani ilk kez ayrımcılıkla kendi ülkemde, 8 yaşında karşılaştım. Sonra da hep sürdü gitti.”

Siyasi bilincinin oluşumunda yaşadığı ayrımcılıkların etkisinin bulunduğunu belirtiyor:

“1970’lerin siyasi ortamında faşist yapılanmalardan çok çektim. Sadece ben değil, devrimciliği benimseyen, solcular çekti. Kürtler, Aleviler çekti. Lisede okurken öğrenci hareketlerinde yer aldım. Zonguldak Halk Evi’nin başkanlığını yaptım. Sendikalarda görev aldım. Nerede bir haksızlık görsem müdahale ettim. Yanlışa yanlış dedim. Yanlış yapanın yüzüne söyledim. Böyle olunca mevcut sistem beni hiç sevmedi. Hatta nefret etti. Sonra gözaltılar, tutuklamalar, işkenceler…

Peki Almanya’ya nasıl geldin?

“Pasaport vermiyordu devlet. Mimlemişti beni. Bir yolunu bulup pasaport çıkarmayı başardım. Ticari vize aldım. 1993’de Almanya’da iltica ettimAncak Almanya’ya geldikten sonra da sorunlar yakasını bırakmamış. İltica sürecinin çok sancılı geçtiğini anlatıyor. Bazı memurların ırkçı ve ayrımcı tutumlarıyla karşılaşmış. Oturma ve çalışma izni aldıktan sonra da benzer sıkıntılar sürmüş. “İşte bu yüzden Almanya’da da toplumsal çalışmalarımı sürdürmem gerektiğini anladım. Sadece kendim için değil, bu ülkedeki ezilen insanlar için de bunu yapmaya karar verdim” diyor ve devam ediyor:

“Almanya kolay olmadı. İlk yıllarda hiçbir engel olmamasına rağmen çalışma izni alamadım. Kahvelerde garsonluk yaptım. Hataylı bir arkadaşın restoranında uzun yıllar bulaşık yıkadım. Sonra şu anda çalıştığım depoda işe başladım. O gün bugündür hamallık yapıyorum yani, şimdi milletvekili seçilene kadar.” Her ne kadar Afganistan’daki sıcak gelişmeler nedeniyle hareketli de olsa Federal Parlamento seçim havasına girmiş durumda. Parlamenterler seçimlere günler kala daha çok seçim bölgelerinde çalışıyor. Bir sonraki dönem için aday olmayan Zeki Gökhan’ın ise kafasında bambaşka bir mesele var. 28 yıldır gidemediği Türkiye’ye gidip, anne ve babasının mezarlarını ziyaret etmek.Siyasi gerekçelerle “Kaçmak” zorunda kaldığı memleketine şimdi Alman Parlamentosunun bir üyesi kimliğiyle “Tutuklanma endişesi olmadan” gidebilmek için ekim sonuna kadar zamanı var.

 

Haber: Deutsche Welle Türkçe

Exit mobile version