“Taşınmaz mal komisyonu tehlikeye giriyor”

Esat Mustafa

YAĞMUR Alan Derneği Başkanı Esat Mustafa bir açıklama yaparak taşınmaz mal komisyonun tehlikeye girdiğini savunan bir açıklama yayınladı.

Başkan Mustafa’nın yapmış olduğu açıklamanın bir kısmı şöyle:

“İngiltere’de faaliyet gösteren ve Kıbrıs adasındaki mülkiyet sorunlarıyla yakından ilgilenen Yağmuralan Derneği’nin 3 Aralık 2017 tarihli basın açıklamasında, Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK) ile ilgili sorunları kamuoyunun gündemine taşımasından dokuz gün sonra, AİHM’den, uyarı niteliği içeren ve ciddiye alınması gereken bir karar çıktı.

2008 yılında, Adriani Joannou isimli bir Kıbrıslı Rum mültecinin kuzeydeki taşınmazlarına karşılık tazminat başvurusunda bulunmasından altı yıl sonra 2014’te, TMK’nın etkinliğinin yetersizliğini öne sürerek, Türkiye’ye karşı AİHM’e şikâyet etmesi ve mahkemenin de 12 Aralık 2017 tarihinde bu şikâyeti oybirliği ile kabul etmesi hem Türkiye hem de KKTC yetkililerinin ciddiye alması gereken, vahim bir durumdur.

AİHM Türkiye’nin, Joannou’nun iç hukuk yollarını tüketmediğine ilişkin ön itirazını oybirliği ile reddederek, yargı süreci prosedürünün gereğinden fazla uzatıldığı gerekçesiyle, TMK’nın etkisiz kaldığına saptama yaptı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1. Protokolünün 1. Maddesi’nin ihlal edildiğini tespit ederek, kararın alındığı tarihten itibaren üç ay içinde, Türkiye’nin Joannou’ya manevi tazminat için €7,000 Euro artı vergi ve dava masrafları için €6,325 Euro artı vergi ödemesine karar verdi.

Mahkeme aynı zamanda üç aylık sürenin bitiminden paranın ödeneceği tarihe kadar, belirlenen para miktarı üzerinden Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizi, artı üç puan ödenmesine de karar verdi ancak başvuranın maddi tazminat talebini reddetti ve kararın sadece söz konusu davayla ilgili olduğuna saptama yaparak, TMK’nın varsayılan iç hukuk etkinliğini sorgulamadı.

AİHM kararı, TMK’nın Kıbrıslı Rumların mülkiyet hakları için etkin bir hukuki çare olduğunu teyit ederken, komisyonun yargı prosedürleriyle ilgili işlemlerinin ve Kıbrıslı Rumların mülkiyet haklarına ilişkin başvurularının etkin olarak ele alınması konusundaki yeteneğinin dikkatle izleneceğine de vurgu yaptı.

Birleşik Krallık’ta ikamet eden Joannou, 1997’de, Mağusa bölgesinin Koma Tou Yialou köyünde, teyzesinden hediye olarak beş parsel arazi aldığını ileri sürerek, Mayıs 2008’de TMK’ya başvurdu ve £1,800,000 İngiliz sterlini (yaklaşık €2,285,000 Euro) tutarında tazminat talebinde bulundu.

Rum basınında yapılan açıklamalarda, ‘kuzeydeki rejimin’, Joannou’nun, söz konusu mülkün yasal mirasçısı olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle, TMK’ya itirazda bulunarak, bir dizi ön duruşmanın defalarca ertelenmesine ve davanın uzun yıllar, gereksiz yere geciktirilmesine neden olduğu belirtildi.

Joannou’nun avukatı Achilleas Demetriades Kıbrıs Haber Ajansı’na verdiği demeçte, komisyonun varsayılmış etkinliğine bir darbe indirdiği için, mahkeme kararının ‘büyük bir başarı’ olduğunu söyledi ve TMK çalışmalarının AİHM tarafından titizlikle izleneceği için, Türkiye’yi insan hakları hükümlerine tam olarak zorlayacağını ve Joannou’nun mülkiyet haklarının komisyon tarafından tazmin edilmesi için, gereken prosedürlerin aksatılmadan sürdürülmesini beklediğini de sözlerine ekledi.

Yağmuralan Derneği’nin 3 Aralık 2017 tarihli basın bildirisinde, “Taşınmaz Mal Komisyonu Yaşatılmalıdır!” başlığı altında, konuya ilişkin uyarılarda bulunmasından dokuz gün kadar kısa bir dönem sonra, AİHM’de TMK ile ilgi olumsuz bir karar çıkması, yapılan ön uyarıların haklılığını, ciddiyetini ve aciliyetini yeniden teyit emektedir.

Avrupa Konseyi’nin aktif bir üyesi olan Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne karşı da sorumlu olduğundan, AİHM tarafından kabul gören TMK’nın yaşatılması ve etkin olarak çalıştırılmasından da sorumludur. Ancak çalışmaya başladığı 2006 yılından bu yana, kuzeydeki mülklerle ilgili karar alma yetkisine sahip olan bu kurum, ne yazık ki, KKTC meclisinin etkin siyasi kararlar alamamasından dolayı, finansal sorunlarla karşı karşıya gelerek, son zamanlarda çalışamaz hale getirilmiştir.

Avrupa Konseyi tarafından kabul gören komisyonun yaşatılması hem Türkiye hem de KKTC için hayati önem taşımaktadır çünkü TMK, Kuzey Kıbrıs’ta bulunan mülklerle ilgili talepler için, uluslararası hukukla uyumlu çalışabilecek ve etkin kararlar alabilecek tek yargı organımızdır.

Yağmuralan Derneği, 3 Aralık 2017 tarihli basın bildirisinde olduğu gibi, KKTC yetkililerine yönelik bir kez daha çağrıda bulunarak, TMK’da yaşanan finansal sorunlara ivedilikle çare bulunması için, daha çok zaman harcamadan, hatta seçim sonuçlarını da beklemeden, örneğin Cumhurbaşkanlığı’nda bir kriz masası oluşturulması ve bu konuda etkin kararlar alınması ya da sürdürülebilir bir stratejik planlama yapılması gerektiğini düşünmektedir.

Crans Montana Konferansı sonuçlarından da açık ve net olarak anlaşıldığı üzere, Rum Ortodoks Kilisesi’nin iradesi ve papazların talimatlarıyla hareket eden Rumlar, 54 yıldan bu yana Kıbrıslı Türklerle uzlaşmaya yanaşmak istemiyorlar ancak müzakere masasında umduklarını elde edemedikleri için, önceden belirledikleri pilot davalarla, uluslararası mahkemelerde hukuk mücadelesi vererek, siyasi amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlar. Örneğin, Türkiye’ye karşı AİHM’e götürülen “Titina Loisidou”, “Xenides Arestis” ve “Adriani Joannou” gibi pilot davaların hepsi de farklı özellikler içermektedir. Avrupa Birliği Adalet Divanı’na taşınan “Appostolides v. Orams” davası, sadece malı kullanan şahıslara karşı açılan bir dava olması açısından, o da çok ayrı bir nitelik içermektedir.

Kıbrıslı Türkler olarak, uluslararası hukuk ve insan hakları mücadelesinde sadece savunma yaptığımız için maalesef bu konuda bir adım ileriye gidemiyoruz, ancak elimizde uluslararası hukukun kabul gördüğü TMK gibi güçlü bir hukuk aracımız varken, bu aracımıza sahip çıkarak onu yaşatmak zorundayız. Bunu başarabilmek için, ivedilikle alınabilecek bazı radikal tedbirleri özetle sıralayacak olursak, örneğin:

  • İskân, Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasası ve yasaya bağlı, Eşdeğer Mal ve Puan Sistemi politikası temelden revize edilmeli ve adil konuma getirilmeli,
  • Haksız yere dağıtılan ve bilinçli olarak istismar edilen Rum malları devlet tarafından derhal kamulaştırılmalı ya da vergileri artırılarak, bu mallar üzerinden elde edilen tüm gelirler TMK’ya aktarılmalı,
  • TMK sayesinde kamulaştırılan eşdeğer malların üzerindeki hukuki sorunlar da ortadan kalktığından, bu malların piyasa değeri de arttığı için, yeni düzenlemelerle, bu mallar için “Ek Kazanç Vergisi” alınmalı,
  • Adadaki Evkaf mallarının statüsünün açıklığa kavuşturulması alanında ivedi adımlar atılmalı,
  • Casino, betin ofisleri, kumarhaneler, gece kulüpleri gibi özel işletme yerleri çok sıkı denetime tabi tutularak, kazanç vergileri 100% artırılmalı,
  • Taşeron işçi uygulamalarına son verilmeli ve kayıt dışı çalışanlar, kayıt altına alınarak vergi ödemeleri zorunlu hale getirilmeli ya da işlerine son verilmeli,
  • Kayıtsız çalıştırılan iş yerleri cezalandırılmalı ve hiçbir taviz vermeden, derhal kapatılmalı,
  • Etkin önlemler ve caydırıcı uygulamalarla, yurt dışına kaçırılan paralara engel olunmalı,
  • Milyonlarca dolar değerindeki kara para aklanmasına ve insan ticaretine karşı etkin mücadele verilmeli,
  • Dış ülkelerden KKTC’ye ayak basan herkesten en az £10 İngiliz Sterlini alınmalı ve TMK’ya aktarılmalı,
  • Dış ülkelerden ithal edilen lüks mobilya, eşya ve taşıt araçlarına uygulanan vergiler artırılmalı,
  • Türkiye, TMK’ya her yıl düzenli olarak en az £100 milyon İngiliz Sterlini katkıda bulunmalı,
  • Bürokratlara ödenen yüksek maaşlara sınırlama getirilmeli ve yüksek maaş kazanan her çalışandan, adil düzenlemelerle, ek vergi alınmalı,
  • Tüm özel işletme yerleri sıkı denetime tabi tutulmalı ve vergi kaçakçılığına kesin bir tavırla son verilmeli,
  • Bugünkü nesillerin borcu geciktirilmemeli ve gelecek nesillere asla terkedilmemeli!

Joannou davasından çıkan AİHM kararı çok ciddiye alınması gereken ve bir uyarı niteliğinde olan çok önemli bir mesajdır çünkü mahkeme, bu davadan sonra TMK’nın etkin bir iç hukuk yolu olup olmadığını sürekli olarak mercek altında tutacaktır.

Kıbrıslı Rumların kurmaya çalıştıkları hukuk tuzağına düşmemek ve toplumsal menfaatlerimizi korumak için, Joannou kararından sonra, AİHM’den ikinci bir karar çıkmasını beklemeden ve komisyonun yargı yetkisi elinden alınmadan önce, TC ve KKTC yetkilileri TMK’yı ivedilikle sürdürülebilir bir kurum haline getirmeli ve uluslararası hukuk tarihinde Kıbrıslı Türkler ve Türkiye tarafından elde edilen en büyük hukuk kazanımı elden çıkarılmamalıdır!

Sorumluluktan uzaklaşmakla ya da başımızı devekuşu gibi kuma saplamakla tehlikeden kurtulamayacağımıza göre, radikal kararlarla, yıllarca kronikleşen bu soruna kalıcı ve istikrarlı bir çözüm yolu bulmalıyız!

Esat Mustafa

Yağmuralan Derneği Başkanı, araştırmacı, yazar

İngiltere

Cep: 0044 (0) 7949 924 728

E-posta: vroisha@gmail.com”

Etiketler
Daha fazla göster

Bir Cevap Yazın

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin