Dış politikada doğru adımlar

Türkiye’nin İsrail ve Rusya ile ilişkilerini normalleştirme adımları doğru yönde atılmış adımlardır ve desteklenmelidir. Uzun süre sonra Türkiye dış politikasında rasyonel, pragmatik bir yaklaşım sergileniyor. Bu değişimin kalıcı olması, ilişkilerin sorunlu olduğu ülkelerle köprüler kurulması, proaktif yaklaşımlar sergilenmesi, bölgede işbirliğinin gelişmesi ve ortak tehditlerin göğüslenmesi açısından önemlidir. Başbakan Binali Yıldırım’ın dış politikada düşmanları artırmak değil dostları artırmak gerektiği yönündeki açıklamasına katılmamak mümkün değil. Komşu ülkelerle sorunları aşma konusunda geç kalındı. Mısır konusunda da vakit kaybetmeden benzeri adımlara ihtiyaç vardır. Umarız Mısır’la ilişkileri geliştirme konusunda geç kalınmaz. Mısır, Arap dünyasının en önemli ülkesidir. Türkiye-Mısır ilişkilerinin kopuk olması her iki tarafın da zararınadır.

“One minute” çıkışı ile başlayan Türkiye’nin İsrail politikasını ta başından eleştirdim. İdeolojik yaklaşımların dış politikada yeri olmaması gerektiğini vurguladım. Gerek İsrail, gerekse diğer ülkelerle ilişkilerin temelinde karşılıklı çıkarların olması gerektiğini defalarca yazdım. Ne yazık ki ideolojik yaklaşımlar, “Arap sokağına” hoş görünme yaklaşımı uzun süre devam etti. Belki bir dönem Türkiye’nin ve lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın Araplar arasındaki popülaritesi arttı. Ne var ki bunun Türkiye’ye bir yararı olmadı. Şimdi “Arap sokağının” sempatisi buharlaştı. Türkiye gibi bir ülke dış politikasını “Arap sokağına” göre belirlememelidir. Müslüman Kardeşler temelli bir dış politika da yürütülemez. Bu denendi. Sonuç ortada. Ortadoğu üzerinden iç politika yapmak da büyük yanlıştı. Bir dönem bunun AK Parti’ye getirisi oldu ama ülkeye faturası ağır oldu. Türkiye’nin elbette Arap ülkeleri ile iyi ilişkiler içinde olması doğrudur. Bunu yaparken İsrail’le de karşılıklı çıkara dayalı ilişkiler geliştirilebilir. Arap ülkelerinin kendileri perde gerisinde İsrail ile ilişkilerini geliştirmeye çalışıyorlar. Hem Araplar, hem de İsrail’le konuşan bir Türkiye Ortadoğu’nun sorunlarının çözümünde daha etkin rol oynayabilir.

Türkiye’nin uzun zamandan beri sürdürdüğü yanlış Ortadoğu politikalarının sorumluluğunu tek bir kişiye, Ahmet Davutoğlu’na yüklemek de yanlıştır. Davutoğlu, yanlış politikaların fikir babası, mimarı ve en önemli uygulayıcısı olabilir. Ama bunları tek başına yapmadı. Tek başına yapması mümkün değildi. Ülkenin dış politikasından hükümetler sorumludur. Önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın onayı olmadan bu politikaların hayata geçirilmesi mümkün değildi. Dolayısıyla hatayı hükümet düzeyinde aramak gerek. Günah keçisi aramanın alemi yok. Şimdi önemli olan hatadan dönülmüş olmasıdır. Geçmişin tartışmalarına saplanıp kalmamak, yeni yaklaşımları desteklemek gerek. İdealizmden realizme geçilmesi olumlu.

Türkiye’nin İsrail ve Rusya ile ilişkilerini düzeltme yönünde attığı adımlara muhalefetten gelen tepkilere de değinmek lazım. Bu tepkilerin özeti CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun “İşte sana böyle yalatırlar” açıklamasında var. The Financial Times gazetesi “Türkiye’nin değişen dış politikası bölge için olumlu” analizini yaparken Türkiye’de ana muhalefet liderinin hamaset yapması üzüntü verici. Bu tür ucuz yaklaşımların CHP’ye bir yarar getireceğini sanmıyorum. Sosyal medyada da AK Parti karşıtı olanlar Kılıçdaroğlu benzeri bir söylem tutturmuşlar. Atılan adımlar doğru mudur, değil midir? Türkiye’nin ve bölgenin yararına mıdır, değil midir? İşin püf noktası burada. Eleştirilmesi gereken şey atılan adımlar değil, bunda geç kalınmış olmasıdır. Muhalefette dış politikadan anlayan insanlar yok mu?

İsrail’le birlikte Rusya ile ilişkileri düzeltme çabaları çok doğru ve yerindedir. İki ülkenin çıkarları işbirliği yönündedir. Uçak düşürme olayı sonrasında oluşan durum sadece Türkiye’nin aleyhine olmadı. Rusya da bundan zarar gördü. İnat ederek gerginliği sürdürmek her iki tarafın zararının artmasından başka bir işe yaramazdı. Türkiye bir adım attı. Rusya bunu olumlu karşıladı. Putin-Erdoğan telefon görüşmesi yapıldı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Moskova’yı ziyaret edecek. Putin-Erdoğan yüz yüze görüşmesinden söz ediliyor. Türkiye, Moskova ile ilişkilerini düzeltirken Ukrayna ve kendisini Rusya’nın tehdidi altında hisseden diğer ülkelerle iyi ilişkilerini sürdürebilir, Kırım konusu ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ile ilgili politikalarını savunmaya devam edebilir, NATO ittifakı içinde önemli görevlerini sürdürebilir.

Türkiye dış politikasında yeni bir dönemin işaretleri var. Bunu Mısır’la ilişkilerin normalleştirilmesi, AB ile gerginliğin yumuşatılması izlerse çok iyi olur. Dış politikayı düzeltirken iç politikada da değişime ihtiyaç var. Rasyonel yaklaşımlar, pragmatizm iç politikada da gereklidir.

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin