Küreselleşmenin neresindeyiz?

Küreselleşme veya globalleşme dünyada en çok kullanılan kavramlar arasında. Başlığında küreselleşme olan yüzlerce kitap, binlerce makale yayımlanıyor. Haber başlıklarında sık sık bu kavrama rastlarız. Neredeyse her konuda küreselleşmeye atıfta bulunmak söylemimizin parçası haline geldi.  Küreselleşme somut yaşamımızın da bir parçası. Kullandığımız, tükettiğimiz şeylerin dünyanın bir çok bölgesinden geliyor olması küreselleşmenin somut bir göstergesi. Dünyanın bir ülkesinde başlayan mali krizin kısa sürede tüm dünyayı etkilemesi bir diğer gösterge. Farklı tarihsel dönemlerde küreselleşmenin düzeyinin farklı olduğunu biliyoruz. Bazen artıyor, bazen de azalıyor. The New York Times gazetesi köşe yazarı Thomas Friedman, 21. yüzyılda küreselleşmeyi incelemek için “The World is Flat” (Dünya Düzdür) başlıklı bir kitap yazmıştı. Kitap, en çok satan kitaplar arasında yer aldı ve “dünya düzdür” metaforu küreselleşme ile eş anlamlı hale geldi. Kitapta dünyada tarihi ve coğrafi bölünmelerin giderek önemini yitirdiği savunuluyor.

Peki, dünya Friedman’ın yazdığı gibi gerçekten “düz mü?” veya ne oranda “düz”? 2014’te küreselleşmenin neresindeyiz? DHL, bu konuda yıllık bir rapor yayınlıyor. “DHL Global Connectedness Index 2014” açıklandı. Bu rapor bağlamında yukarıdaki soruyu soranlar var. Raporu New York Üniversitesi Stern Schoool of Business öğretim görevlisi Pankaj Ghemawat ve Barcelona IESE Business School öğretim görevlisi Steven Altman hazırlamış. Raporda 2008 mali krizi sonrasında özellikle 2011’den 2013’e kadar küreselleşmenin düzeyi araştırılmış. Dünya nüfusunun yüzde 95’ini barındıran 140 ülkede sınırlar ötesi ticaret, sermaye, enformasyon ve insan akışı mercek altına alınmış. Sonuç, dünyanın hala o kadar da “düz” olmadığını ortaya koyuyor. Raporun ana sonuçlarına kısaca göz atalım.

2008 mali krizi sonrasında dünyanın toplam küreselleşme düzeyinde düşüş oldu. Mali kriz küresel sermaye akışını ve uluslararası ticareti kötü vurdu. 2012’de durağan olan global bağlanmışlık (connectedness) ekonomilerdeki görece iyileşme nedeniyle 2013’te yükselişe geçti. Ama, uluslararası ticaretin büyümesi yavaş, dünyada sermaye akışı henüz mali kriz öncesindeki düzeye ulaşmadı, küresel bağlanmışlık bir çok insanın zannettiğinden daha alt düzeyde. Gelişmiş ekonomiler bazı gelişmekte olan ekonomilerin canlılığını henüz yakalayamadı. Dünyada bağlanmışlığı gelişmekte olan ekonomiler şekillendiriyor. 2011’den 2013’e global bağlanmışlığın arttığı ilk 10 ülkenin tümü gelişmekte olan ülkelerdir. Ama, uluslararası sermayeye, enformasyon ve insan akışına bağlanma konusunda bu ülkeler hala istenen düzeye ulaşamadı. Bölgeselleşme eğiliminde zayıflama görülüyor. Bağlanmışlık coğrafi bölgelerin ötesine uzanıyor. Global bağlanmışlıkta dünyanın en ileri bölgesi Avrupa. Dünyada en global bağlanmış ilk 10 ülkenin 9’u Avrupa’da. Sermaye ve enformasyon akışında Kuzey Amerika birinci sırada. Bazı Güney Doğu Asya ülkeleri güçlü ekonomik performans sergiliyor. Global bağlanmışlıkta en zayıf bölgeler Sahra Altı Afrika, Güney ve Orta Amerika, Karaibler. Dünya ekonomisinin geleceği konusunda yapılan tahminler iyimser. 2014’ten 2019’a kadar son 30 yıldan daha hızlı ekonomik büyüme bekleniyor.

Özetleyecek olursak 2013 itibarıyla global bağlanmışlık 2007 düzeyine yaklaşıyor ama bağlanmışlığın genişliği hala azalıyor. Geçmişte küreselleşmenin motoru gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki ticaret, yatırım ve diğer temaslardı. Şimdi motor gelişmekte olan ülkeler arasındaki ilişkilerdir. Güneyden güneye ticaret, güney-kuzey ticaretinden daha hızlı gelişiyor. Kuzeyden kuzeye ticaret ise yerinde sayıyor. Global insan akışına baktığımızda rapora göre ülkeleri dışında çalışan veya öğrenim gören insanların sayısında artış olmadı. Global enformasyon akışında ise artış var. Ama bu artış da bölgelere ve ülkelere göre değişiyor.

İnsan, ticaret, sermaye ve enformasyonun ülkelerin sınırları ötesine akması sadece ekonomi ile bağlantılı değildir. Ekonomik yönü elbette çok önemli ve çelişkili. Küreselleşme herkese eşit yansımıyor. Kazananlar olduğu gibi kaybedenler de var. Rekabetin arttığı bir dünya sözkonusu. Ülkeler ve bölgeler arasında karşılıklı bağımlılık uluslararası ilişkileri de etkiler. En büyük bağlanmışlığı sağlayan Avrupa’da savaş olasılığının neredeyse ortadan kalkmış olması bize bir şeyler anlatır.

Küreselleşme konusunda insanlar arasında görüş birliği yok. Kimileri güçlü destek verirken, kimileri yerden yere vuruyor. Son dönemlerde kamuoyunun küreselleşmeye desteğinde azalma olduğunu, içe kapanma eğilimlerinin Avrupa’da bile güçlendiğini görüyoruz. Dünya ticareti önündeki engellerin daha da azaltılması konusunda henüz bir konsensüse varılamadı. ABD ile AB arasında devam eden serbest ticaret bölgesi oluşturma müzakerelerinin nereye varacağını bilmiyoruz. Küreselleşme konusuyla ilgileniyorsanız DHL raporuna bakmanızda yarar var.

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Okumadan geçme

Close
Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin