10 Ağustos ve Kıbrıs

Bir süreden beri Türkiye’de 10 Ağustos’ta yapılacak cumhumhurbaşkanlığı seçimleri ile Kıbrıs sorunu arasında bağlantı kuranlar var. Bu, önce Rum tarafında, iktidar çevrelerince dillendirildi. “Erdoğan Cumhurbaşkanı olsun, sonra Kıbrıs sorununda önemli gelişmeler olacak” deniyor. Bu söylem yavaş yavaş Kıbrıslı Türklere de yansıdı ve 10 Ağustos bağlamında (en azından belirli çevrelerde) beklentiler oluştu veya oluşturuldu. Önce bir hatırlatma yapalım. Anastasiadis iktidarı, sadece 10 Ağustos’tan söz etmiyor. Konuyu sadece Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ile sınırlamıyor. Bir de Kıbrıslı Türklerin gelecek yıl yapacakları cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Bu seçimleri kimin kazanacağına bakacaklar. Yani bu takvim, çözüm umutlarını en iyi ihtimalle Nisan 2015 sonrasına erteler ve seçimlerin sonucuna bağlar. Rum tarafından gelen fikrin üzerine atlayanlar işin bu yönünü göz ardı etmemeli.

Peki, Türkiye’de yapılacak 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ve Başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesinin Kıbrıs müzakere süreci açısından önemli sonuçlar doğurabileceği fikrinin arkasında ne olabilir? 2002’den beri Türkiye’nin en yetkili makamında oturan kişi Cumhurbaşkanı seçilince ne değişiyor? Başkanlık sistemine geçilmediği sürece Türkiye’de yürütme iktidarı Başbakan ve hükümetine aittir. Başkanlık sistemine geçilecek mi? Nasıl geçilecek? Bunları bilmiyoruz. Bunları geçelim. Rum tarafı açısından 10 Ağustos seçimleri bağlamında beklentiler yaratmanın iki nedeni olabilir. Birincisi zaman kazanmak. Erteleme Nisan 2015’e kadar olduğuna göre epey zaman kazanılmış olur. Sonrasına bakarlar. İkinci neden çözümün Kıbrıs’ta değil, Ankara’da bulunabileceği mesajıdır. Yani çözüm çabalarında Kıbrıslı Türklerin bir önemi yoktur. Meşhur deyimle “Anahtar Ankara’dadır”. Araya bir de Biden hikayesi giriyor. “Biden Erdoğan’la çözümü halledecek.” Ara bölgede yapılan müzakerelerin fazla bir önemi yoktur. Rum tarafının bu yaklaşımı yeni değil. Eskiden beri ortaya konan bir görüş. Şimdi, Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi şeklinde dile getiriliyor. Garp Cephesi’nde yeni bir şey yok.

Yaratılan bu 10 Ağustos beklentisi çerçevesinde tahminler iyimser veya kötümser olabiliyor. “Çözüm dışarıda hazırlanıyor. Önümüze konacak” bekletisi de var, “olumsuz gelişmeler olacak” değerlendirmeleri de. Dışarıdan birilerinin çözüm hazırlayıp bize empoze etmesi beklentisi yeni bir şey değil. Hiç gerçekleşmemiş olmasına rağmen devamlı canlılığını koruyor. Komplo teorilerinin revaçta olduğu bir toplumda bu gayet doğal. Bu tür analizler hep var olacak. Godot’u beklemek gibi bir şey.

Peki, 10 Ağustos seçimleri ile Kıbrıs sorunu arasında iddia edildiği gibi doğrudan bir bağ var mı? Hayır, yok. 10 Ağustos seçimlerinin sonucu ne olursa olsun, Türkiye Cumhurbaşkanı kim seçilirse seçilsin, Kıbrıs açısından doğrudan bir sonuç doğurmaz. Ne olumlu yönde, ne de olumsuz yönde. Çözüm ara bölgedeki müzakerelerde bulunabilir. Top taca atıldığı sürece çözümsüzlük devam eder. Türkiye’nin Kıbrıs politikası bellidir. Bu politika Başbakan Recep Tayyip Erdoğan döneminde, onun liderliğinde oluşturulmuştur. Çankaya’ya çıkınca niçin değişiklik yapsın? Değişiklik istiyorsaydı, niçin Çankaya’ya çıkmayı beklesin? Önünde engel mi vardı? Gerçekleşmeyecek beklentiler yaratmak çözüme değil, çözümsüzlüğe hizmet eder, yeni hayal kırıklıkları yaratır.

Seçilecek olan Türkiye cumhurbaşkanının önünde başta Kürt sorunu olmak üzere çok ciddi iç meseleler olacak. Ortadoğu’daki durum ve bunun Türkiye açısından oluşturduğu zor sorunlar malum. Türkiye’nin kuzeyinde de Ukrayna bağlamında ciddi istikrarsızlık ve sorunlar yaşanıyor. Bu ortamda Kıbrıs ne kadar ön plana çıkar? “Müzakerelere tam destek veriyoruz” açıklamalarının ötesinde bir şey olur mu? Sanmıyorum. Müzakerelerde durum iç açıcı değil. Ancak, kötümser senaryoları da abartmamak gerek. 10 Ağustos’un bu bağlamda da bir önemi yok. Milat olmayacak. Müzakereler devam eder. Nisan 2015 beklenecekse, epey zaman kaybedilecek.

Türkiye’deki 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Kıbrıs bağlamında bir sonucu olacaksa, bu Kıbrıslı Türklerin ekonomisi ile ilgili olabilir. Kıbrıs Türk ekonomisinin kronik sorunları malum. Bu konuda bir türlü köklü önlemler alınamıyor, neşter atılamıyor. Farklı kesimlerin tepkileri bunu engelliyor. Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra bu durum değişebilir. Ekonomiyi uzun vadede düze çıkaracak, kısa vadede acı verici önlemler artık ertelenmeyebilir. Ekonomiye neşter atılacaksa bu şimdiki CTP-DPUG koalisyon hükümetini nasıl etkiler? İlla 10 Ağustos sonrası için Kıbrıs senaryoları üretmek istiyorsak bu konulara yoğunlaşabiliriz. Müzakereler bağlamında bir şey değişmez. Boşuna heyecanlanmayalım.

Daha fazla göster

Bir Cevap Yazın

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin