Protestolar: Hong Kong, Rusya

Otoriter rejimler protestoları sevmezler. Onlardan korkarlar. Güç kullanarak, korkutarak bastırmaya, engellemeye çalışırlar.

Vatandaşların beğenmedikleri şeyleri protesto etmeleri en temel haklardan biridir. Protestoların tamamen yasak olduğu ülkeler diktatörlükle yönetilen ülkelerdir. Otoriter rejimler protestoları sevmezler. Onlardan korkarlar. Güç kullanarak, korkutarak bastırmaya, engellemeye çalışırlar. Protestocuları dış güçlerin piyonu olmakla suçlarlar. Otoriterlerin kafa yapısına göre protestolar iç kaynaklı olamaz. Mutlaka “kökü dışarıdadır”. Türkiye’deki Gezi protestolarını ve iktidarın bu protestolara verdiği tepkiyi hatırlayalım. İktidarda hala Gezi fobisi var.

Bugünlerde otoriter yönetime sahip iki ülkede önemli protesto gösterileri yapılıyor. Bunlardan biri Hong Kong, diğeri de Rusya. Hong Kong, İngiliz idaresinin sona erdiği 1997’den bu yana özel statüye sahip Çin’e bağlı bir bölge. “İki sistem, tek devlet” ilkesi altında yönetiliyor. Nüfusu 7.4 milyon civarında. Kendi hukuk sistemi, parlamentosu var. Olimpiyat takımı, bayrağı var. Ama bölgenin yöneticisi Çin hükümeti tarafından atanır. Hong Kong’un özel statüsünün 50 yıl sürmesi öngörülüyor. Yani bitiş tarihi 2047. Hong Kong’ta Çin karşıtı gösterilerin uzun bir geçmişi var. Son gösteriler Haziran ayında suç işlediklerinden şüphelenilen kişilerin Çin’e iadesine olanak veren yasa tasarısı nedeniyle başlamıştı. Tasarı askıya alındı ama eylemler durmadı. Göstericiler Hong Kong Özel İdari Bölgesi Baş Yöneticisi Carrie Lam’ın istifasını istiyorlar.  Protestolara daha çok gençler ve üniversite öğrencileri katılıyordu. Son gösterilere yaşlı kesimin de katılması dikkat çekti. Hong Kong havaalanı dünyanın en yoğun havaalanlarından biri. Protestolar  havaalanının felce uğramasına neden oldu. Çok sayıda uçuş iptal edildi. Çin ise göstericilere “ateşle oynamamaları” uyarısında bulundu. Birleşmiş Milletler Hong Kong’taki şiddetin endişe verici boyutlara ulaştığını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump twitter hesabından Çin’in Hong Kong sınırına birlik kaydırdığını duyurdu ve “Herkesin sakin ve güven içinde olması gerekli!” mesajını verdi. Çin, protestoların arkasında Amerika Birleşik Devletleri’nin bulunduğunu düşünüyor. Batı’dan gelen tepkiler karşısında Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü,  “Siz kendi işinize bakın. Hong Kong’la ilgili sizi endişelendirecek bir durum yok” dedi. Çin’in protestoları bastırma yoluna gidebileceği uyarısında bulunanlar var. Durum kritik. “Bundan sonra ne olur?” sorusu cevap bekliyor. “Yeni bir Tiananmen olayı yaşanır mı?” endişesi var. Çin’in giderek Hong Kong’a benzemesi beklentileri gerçekleşmedi. Şimdi Hong Kong’un Çin’e benzeyeceği korkusu var. Protestoların temelinde bu korku var.

Ciddi protesto eylemlerinin devam ettiği diğer ülke Rusya. Temmuz’dan beri her hafta sonu protestolar yapılıyor. Protestoların nedeni Moskova Şehir Meclisi seçimlerine katılmak isteyen bağımsız adayların kaydının iptal edilmesi. Yerel seçimler 8 Eylül’de yapılacak. Uzmanlar protestoların nedeninin daha karmaşık olduğunu, ülkenin ekonomik ve siyasi durumu ile bağlantılı olduğunu düşünüyorlar. İnsanlar otoriter sistemi protesto ediyorlar. Göstericiler  “Putin’siz bir Rusya” ve “Putin istifa” sloganları atıyorlar. Gösterilerde şimdiye dek üç bine yakın kişinin gözaltına alındığı belirtiliyor. Bunların bir kısmı serbest bırakıldı. Polis sert müdahalelerde bulunuyor. Buna rağmen eylemler bitmedi. Geçen Cumartesi günü yapılan beşinci protesto eylemine 50-60 bin kişinin katıldığı sanılıyor. 2011 yılından bu yana yapılan en büyük protesyo eylemiydi. St. Petersburg kentinde de eylem yapıldı. Hükümet, “Ülkede siyasi kriz yok” mesajı veriyor. Kremlin Basın Sözcüsü Dmitriy Peskov, “Moskova’daki protestoları herhangi bir krizle ilişkilendirmek yanlış olur” dedi. Putin de protestoların arkasında “yabancı parmağı” arıyor. Halbuki nedenler içeride. Rusya’da bundan sonra ne olur? Otoriter rejimin değişmesini kimse beklemiyor. Ülke daha uzun süre Putin tarafından yönetilecek. Ancak hoşnutsuzluk artıyor.

Söz protestolardan açılmışken altıncı yıldönümünde Mısır’da diktatörlük rejimi tarafından protestoculara yapılan katliamı hatırlamakta yarar var. 14 Ağustos 2013’te Rabaa al-Adawiya ve al-Nahda meydanlarında protesto gösterisi yapan Müslüman Kardeşler taraftarlarına güvenlik güçleri ateş açmış, tarihe Rabaa katliamı olarak geçen korkunç olaylar yaşanmıştı. Human Rights Watch binden fazla insanın öldürüldüğünü açıklamıştı. Böylesi bir katliamı akıl, mantıkla açıklamak mümkün mü?

Tüm insanlığın layık olduğu rejim demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, özgürlük rejimidir.

 

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin