Hepimiz Gazzeliyiz

“Gazze senaryoları” başlıklı son yazımda üç senaryodan söz etmiştim. Bunlardan biri İsrail’in kara harekatı başlatmasıydı. Maalesef  bu senaryo gerçekleşti. Gazze bölgesi karadan, havadan, denizden bombalanıyor. Ölen Filistinlilerin sayısı 300’ü aştı. Ölenlerin çoğu sivil, çocuk, kadın. Gazze’de yaşayan 2 milyona yakın Filistinli tam bir trajedi içinde. Bu trajedinin ne zaman ve nasıl sona ereceği bilinmiyor. Bir yanda Kahire merkezli ateş kes diplomasisi devam ediyor, diğer yanda İsrail Başbakanı Netanyahu, kara harekatını daha da genişletme tehdidinde bulunuyor. Hamas liderliğinin vereceği kararlar çok önemli. Gerçekçi kararlar vererek Gazze halkının ızdırabını dindirecek mi, yoksa “kahramanca ölelim” yaklaşımını sürdürecek mi? Devam eden trajedi karşısında Arap ülkelerinde bile yaprak kıpırdamazken Hamas yalıtlanmış durumda. Filistin lideri Mahmud Abbas, “Belki Türkiye Hamas’a söz geçirir” umudu ile Türkiye’de temaslar yaptı. Türkiye-Mısır ilişkilerinin kopuk olması koordineli bir ateşkes çabasını mümkün kılmıyor. Mısır Türkiye’yi, Türkiye Mısır’ı eleştiriyor. Tabii bunun Gazze halkına bir yararı yok.

Bu noktada Türkiye hükümetinin tavrına da kısaca değinmek gerek. Başbakan Erdoğan, ünlü “One minute” çıkışı ile başlayan ve İsrail’le diplomatik ilişkileri en alt düzeye indiren süreçte Filistinliler ve Araplar arasında büyük sempati toplamış, kahraman olmuştu. Bu çerçevede, Gazze bölgesini ziyaret edeceğini açıklamıştı. Sonuçta bu ziyaret gerçekleşmedi. Filistinliler, Türkiye’ye ve Erdoğan’a büyük umut bağlamıştı. Şimdiki krizle bu umutlar söndü. Türkiye Gazze trajedisi karşısında ne yaptı? Başbakan Erdoğan bol bol sert konuşmalar yaptı. İyi de bu konuşmaların bombalar altında ölen insanlara bir faydası var mı? Ateşkes sağlanmasına katkısı var mı? İsrail, Başbakan Erdoğan’ın söylediklerini ciddiye alıyor mu? Hürriyet gazetesinde Ahmet Hakan haklı olarak “Nutuk atma bir şey yap” diye çağrıda bulundu. “Türkiye’nin yapabileceği çok bir şey yok” denebilir. Büyük olasılıkla da bu doğrudur. Ama bu durumu Türkiye kendisi yarattı. Durum çok farklı, Türkiye çok daha etkin olabilirdi. Eğer ideolojik değil pragmatik, gerçekçi dış politika izlenseydi. Musul’da kaçırılan kendi diplomatları konusunda bir şey yapamayan bir ülke, Gazze’de ne yapabilir? O zaman Filistin halkına bu kadar umut pompalanmamalıydı. Şimdi Türkiye konusunda ciddi hayal kırıklığı yaşıyorlar. İsrail’le tüm ilişkileri koparıp Hamas’la, Müslüman Kardeşler’le özdeşleşmek Türkiye dış politikasına ne kazandırdı, ne kaybettirdi? Gün gele bunların değerlendirmesi de yapılacak herhalde.

Şimdi önemli olan Gazze’de bir an önce ateşkes sağlanması, çocuk, kadın, sivil katliamına son verilmesidir. Bu konuda hem İsrail’e, hem Hamas’a, hem de uluslararası topluluğa görevler düşmektedir. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon bölgeye gideceğini açıkladı. Umarız uluslararası diplomasi beklenen sonucu üretir ve ölüm makinesi susar.

Şunu hatırlamakta yarar var. Gazze trajedisi esas hastalık değil, semtomdur. Esas hastalık, İsrail’in Filistin topraklarını işgali, bu topraklarda Yahudi yerleşim birimleriyle devamlı olarak oldu bittiler yaratması, Filistin devleti kurulmasını kabul etmemesidir. Başbakan Netanyahu, iki devlet çözümünü kabul ettiğini söylüyor ama pratikte yaptıkları bunun tam tersi. İsrail aşırı sağı, “Büyük İsrail” hayalleri ile işgal altındaki Filistin topraklarını İsrail’e katmayı amaçlıyor. Yasadışı Yahudi yerleşim yerleri devamlı büyüyor, yayılıyor. Netanyahu, aslında Filistinlilerin gerçek anlamda devlet sahibi olmasını istemiyor. Bir tür manda sistemi yaratmak istiyor. İngiliz ve Fransızların zamanında bu bölgede yaptığı gibi. Dünyada sömürgecilik sistemi sona erdi ama bunu devam ettirmeye çalışan bir İsrail var. İsrail toplumu, Filistinlilerle barış yapmak isteyenlerle barış yapmak istemeyenler arasında derin bir şekilde bölünmüştür. Başbakan Rabin’in fanatik bir İsrailli tarafından öldürülmesinden bu yana “işgal altındaki topraklara el koyalım” diyenler güçlenmiştir. Maalesef zaman ve Filistinlilerin hataları bu güçlerin lehine çalışıyor.

İsrail ve Filistinliler arasında kalıcı barış iki devlet formülü temelinde sağlanabilir. Bunu sağlamanın yolu müzakerelerdir, diplomasidir. Şimdiki Gazze krizi hem İsrail, hem de Hamas için önemli derslerle doludur. Her iki taraf da kaybeden konumundadır. Tabii esas kaybeden Gazze halkıdır, ölen, yaralanan, varını yoğunu kaybeden, derin travmalar yaşayan insanlardır. Umarız herkes bunları doğru okur ve en erken zamanda ateşkes sağlanır. Zaman kaybetmeden Filistin sorununa köklü çözüm için müzakerelere geçilmesi gerekir. İsrail’in ve Filistinlilerin gerçek güvenliği iki devlet temelindeki çözümle sağlanabilir.

İsrail’in saldırıları ve katliamı karşısında hepimiz Gazzeliyiz. Gazze halkının acıları bizim acımızdır.

 

Daha fazla göster

Bir yorum

  1. Bir kaç noktaya takılmadan geçemedim, doğrusu Türkiye hala Filisti’nin umududur, yapılan her şey göz önüne serilecek diye bir şey yok, sadece sert konuşmalarla yetinen de yok, ben inanıyorum ki Türkiye ateşkes için elinden geleni yapmaktadır. Ayrıca Türkiye konusunda umutlar söndü diyorsunuz ama İsrail’e atılan füzeleri kınayan bir BM genel sekreterinin bölgeye gitmesine umut bağlıyorsunuz, bu konuda en büyük görev BM’ nin değil mi? Ama acımasız yorumlarınızda BM yi göremiyorum. Şunu kabul etmek gerekir ki Filistin hala bizden umutlu, Ahmet Davutoğlu’nun da bu konuda kilit rol oynadığını biliyoruz.

Bir Cevap Yazın

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin