Tiananmen Meydanı: 30 yıl

Bundan tam 30 yıl önce 4 Haziran 1989’da Çin ordusu Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda protesto yapan öğrencilere müdahale etti.

Bundan tam 30 yıl önce 4 Haziran 1989’da Çin ordusu Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda protesto yapan öğrencilere müdahale etti. Olaylarda kaç kişinin hayatını kaybettiği kesin değil. Yüzlerceden binlerceye uzanan rakamlar var. Tam rakamı herhalde uzun zaman bilmeyeceğiz. Bu olaylar “Tiananmen katliamı” olarak tarihe geçti. Çin’in siyasal gelişme yönünü belirledi. O gün bugündür ülke tek parti yönetimi ile katı bir şekilde yönetiliyor. Rejime muhalefet etmek, çoğulculuk yasak. Bu sistem ekonomik olarak büyük başarılara imza atıyor ve bu nedenle dünyada belirli çevrelerde sempati topluyor. Çin ve Rusya otoriter modelin en güçlü iki temsilcisi. Çin “demokrasi olmadan da ekonomik kalkınma, refah sağlanabilir. Demokrasi sadece sorunlar, karmaşa yaratan bir sistem” görüşünün sembolü. Çoğulculuk, demokrasi, insan hakları, temel özgürlükler konusunda sınıfta kalan bu sistem ne kadar kalıcı olabilir? Otoriter rejimlerin meşruiyet kaynağı olarak milliyetçilik kartını kullanmaları onları kalıcı kılar mı? Bu soruların cevaplarını bilmek zor. Bunları yaşayarak öğreneceğiz. Çin, ABD’den sonra dünyanın ikinci en önemli ülkesi. Ekonomi alanında ABD’yi de geride bırakması bekleniyor. Bu önemli ülkenin yakın tarihini belirleyen ve 30 yıl önce yaşanan dönüm noktasına kısaca bakmakta yarar var.

1989 yılı “sosyalist sistem” olarak nitelenen ülkeler için bir dönüm noktasıydı. O yıl Orta ve Doğu Avrupa’da “sosyalist” rejimler yıkılmış, 1991’de Sovyetler Birliği tarihe karışmıştı. Sovyetler Birliği ile iyi ilişkiler içinde olmasa da benzeri bir siyasi sisteme sahip Çin’in bu gelişmelerden etkilenmemesi mümkün değildi. Komünist Parti içinde reform yanlıları ile muhafazakar güçler arasında mücadele yaşanıyordu. Reformcular katı parti diktatörlüğünü yumuşatma, sisteme yönelik eleştirilere alan açma düşüncesindeydiler. Muhafazakarlar ise bunları duymak dahi istemiyor, böylesi açılımların Komünist Parti iktidarını tehlikeye sokacağını düşünüyordu. Mao’nun ölümü sonrasında Çin, Deng Xiaoping yönetiminde ekonomide reformlar yoluna girmiş, 80’li yıllarda piyasa ekonomisine doğru büyük adımlar atılmıştı. Böylece altta kapitalist, üstte komünist tuhaf bir sistem oluşmuştu. Deng Xiaoping, “kedinin rengi değil, fare tutması önemlidir” sözü ile durumu özetlemişti. Ekonomik reformlar Çin ekonomisini canlandırmış, hantal sosyalist ekonomi modeli sökülüp atılmıştı. Bu durumda “reformlar sadece ekonomi ile sınırlı kalmalı mı? Politik alanda da reformlara gerek var mı?” tartışmaları başlamıştı. Orta ve Doğu Avrupa’da, Sovyetler Birliği’nde yaşananlar ister istemez bu tartışmaları etkiliyordu. Nisan 1989’da reform yanlısı Komünist Parti lideri Hu Yaobang’ın kalp krizi sonucu ölmesi iki kanat arasındaki mücadeleyi daha da artırdı. Öğrenciler demokrasi, basın ve ifade özgürlüğü, şeffaflık gibi taleplerle protestolara başladılar. Tiananmen Meydanı’ndaki protestolara katılım çok büyüktü. Bir milyon kişinin katıldığı mitingler yapılıyordu. Mayıs ayında öğrenciler açlık grevlerine başladılar. Protestolar tüm ülkeye yayıldı. İşte bu noktada ekonomik reformların mimarı Deng Xiaoping ve Komünist Parti yönetimindeki muhafazakarlar protestoları sisteme tehdit olarak algılayarak askeri güç kullanma kararı aldılar. Parti Genel Sekreteri Zhao Ziyang bu görüşe katılmıyordu ama sonuçta üstün gelen sertlik yanlısı Başbakan Li Peng olmuştu. 20 Mayıs’ta sıkıyönetim ilan edildi ve başkente çok sayıda asker gönderildi. 4 Haziran sabahı askerler Tiananmen Meydanı’ndaki protestoculara karşı silahlar, tanklarla saldırıya geçtiler. Açılan ateş sonucu çok sayıda protestocu hayatını kaybetti. Çinli yetkililer olaylarda kaç kişinin öldüğünün bilinmesini istemiyorlar. Çok sayıda insan tutuklandı. Yabancı gazeteciler ülkeden kovuldu. Diğer şehirlerdeki protestolar da benzeri şekilde bastırıldı. Böylece Komünist Parti içindeki muhafazakar güçler kontrolü tamamen ele geçirdi ve ülkenin gidişatını belirledi. Parti Genel Sekreteri Zhao Ziyang kovuldu. Jiang Zemin parti genel sekreteri oldu. Çin’in ABD ve Avrupa ile ilişkileri gerginleşti.

Tiananmen katliamının dünyada en tanınan fotoğrafı tankların önünde duran bir kişinin fotoğrafıdır. 30. yıldönümünde bu fotoğraf yine medyada epey kullanılacak. Çok güçlü bir fotoğraf. Çin’i yönetenler Tiananmen olaylarının hatırlanmasını istemiyorlar. Tabu konulardan biri. Konuyu tartışmak yasak. 30. yıldönümü onları epey zora sokacak. 4 Haziran yaklaşırken tutuklamalar yapılıyor. Eski kuşakların konuyu unutmasını, yeni kuşakların bilmemesini istiyorlar.

Çin ekonomide büyük başarılara imza atıyor. Muhafazakarlar buna dayanarak “biz haklıydık” diye düşünüyorlar. Sovyetler Birliği’nin akıbetine atıfta bulunuyorlar. Ama Tiananmen konusu hep bir yara olarak kalacak. Çin gün gele bu olayla yüzleşmek durumunda kalacak.

 

 

 

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin