Müslüman Kardeşler terörist mi?

Trump’ın Ortadoğu bağlamında ikinci önemli hatası Mısır’da Müslüman Kardeşler örgütünü terörist örgütler listesine almaya hazırlanmasıdır

ABD Başkanı Donald Trump Ortadoğu’da hata üstüne hata yapmakta ısrarlı. Bu hatalar hem bölgeye, hem de ülkesine zarar veriyor. İran’la savaş peşinde olması en büyük hatası olacak. Maalesef savaş tehlikesi hızla artıyor. Belli ki Irak savaşından gerekli dersleri almamışlar. Trump’ın Ortadoğu bağlamında ikinci önemli hatası Mısır’da Müslüman Kardeşler örgütünü terörist örgütler listesine almaya hazırlanmasıdır. Müslüman Kardeşler örgütü çeşitli yönlerden eleştirilebilir ama terörist olduğunu söylemek saçmalıktır. Mısır’da terör uygulayan Sisi rejimidir. Devlet terörü uyguluyor. Müslüman Kardeşler örgütünün liderlerinin, kadrolarının büyük bölümü hapiste. Bir kısmı yurt dışına kaçtı. Örgüt tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor ama şiddet kullanmıyor.

Peki, Trump niçin bu örgütü terörist ilan etmek istiyor? Mısır diktatörü Sisi’yi memnun etmek için. Trump, 2017’den beri bu işin peşinde ama yakın geçmişte Sisi’nin Beyaz Saray’a yaptığı ziyaret ile bu çabalarını yoğunlaştırdı. Dışişleri Bakanlığı’na Müslüman Kardeşleri yabancı terörist örgüt ilan etmesi için talimat verdi. Müslüman Kardeşler dün ne idiyse bugün de odur. Peki değişen ne? Bu sorunun cevabı Foreign Affairs dergisinde Daniel Benjamin ve Jason Blazakis imzalı “Müslüman Kardeşler terörist örgüt değildir?” başlıklı yazıda veriliyor. Değişen Beyaz Saray’daki durumdur. Önceleri Beyaz Saray’da bu tür saçmalıklara karşı çıkabilecek kişiler vardı. Şimdi bu insanların yerini “evet efendimciler” aldı. Dolayısıyla Trump yeni saçmalıklara imza atabilir.

Müslüman Kardeşler örgütü siyasal İslamcı hareketlerin anasıdır. 1928 yılında Hasan El Benna tarafından kuruldu. Nihai hedefi Şeriat’a dayalı din devleti kurmaktır. O gün bugündür Mısır’ın siyasal yaşamında önemli bir yere sahip. Müslüman Kardeşler süreç içinde diğer Arap ülkelerinde de örgütler kurdular. Hamas örgütünün kökünde Müslüman Kardeşler vardır. Ürdün’deki Müslüman Kardeşler oldukça etkilidir. Tunus’ta En Nahda aynı kökene sahiptir. Türkiye’deki siyasal İslamcılık üzerinde de etkisi olmuştur. Örgütün tarihi konusunda kitaplar var. Burada kısaca bir iki hatırlatmada bulunalım. Hasan El Benna örgütü kitleselleştirmeyi başarmıştı. Gizli silahlı örgüt kurma denemesi ise fiyasko ile sonuçlanmış ve hayatına mal olmuştu. Mısır tarihinde 1952 askeri darbesi dönüm noktasıdır. Monarşiye son verilmiş ve askeri idare kurulmuştu. O gün bugündür Mısır askeri rejimler tarafından yönetiliyor. Müslüman Kardeşlerin iktidarda olduğu bir yıl istisnadır. Müslüman Kardeşler 1952’de darbeyi yapan subaylarla işbirliği içindeydi. Bazı subaylar örgüt üyesiydi. Askeri rejimin lideri haline gelen Nasır da bir süre Müslüman Kardeşler üyesiydi. Darbeden sonra tüm siyasi örgütler yasaklandığı halde Müslüman Kardeşler yasaklanmamıştı. Örgüt, askeri idareyi kendi denetimine almak istemiş ama Nasır buna izin vermemişti. Ordu ile Müslüman Kardeşler arasındaki ilişkiler giderek kötüleşti ve Nasır örgütü hedef tahtası yaptı. Şimdi olduğu gibi o dönemde de çok sayıda örgüt yöneticisi hapse atıldı, işkenceye uğradı, idam edildi. Nasır’ın idam ettiği en meşhur Müslüman Kardeşler ismi örgütün ideoloğu Seyyit Kutup’tu. Mısır ordusunun 1967’de İsrail karşısında aldığı ağır yenilgi Nasırcılığın ve Pan-Arabizmin sonu oldu. Onun yerini yavaş yavaş siyasal İslamcılık doldurmaya başladı. Nasır’ın 1970’te ölmesi sonrasında Enver Sedat ülkenin politikalarında köklü değişiklikler yaptı. İslamcılara belirli tavizler verdi. Sedat’ın radikal İslamcılar tarafından öldürülmesi ile iktidara gelen Mübarek de “sopa, havuç” politikalarını sürdürdü. Müslüman Kardeşler kitleler içinde çalışmaya ve gücünü artırmaya devam etti. “Arap Baharı” ile Mübarek rejimi yıkıldı ve Müslüman Kardeşler en örgütlü muhalif güç olarak hem parlamento, hem de devlet başkanlığı seçimlerini kazanarak ilk kez iktidara geldi. Bu iktidar çok kısa sürdü. Mursi iktidarı ciddi hatalar yaptı ve sonuçta askeri darbe ile iktidardan uzaklaştırıldı. Yine öldürülme, hapse atılma, idam edilme, sürgün dönemi başladı. Sisi, yüzlerce Müslüman Kardeşler taraftarını katletti. Örgüt zayıfladı ama ortadan kalkmadı, kalkmayacak. Sisi, örgütü terörist ilan etti. Suudi Arabistan da aynı şeyi yaptı. Şimdi sırada Trump var.

Müslüman Kardeşler’den kopan bazı grupların şiddete, teröre başvurduğu bir gerçek. Ama örgütün kendisi şiddete bulaşmamaya özen göstermiştir. ABD bunları biliyor ama belli ki Trump hatalar zincirine bir yenisini ekleme yolunda. Bekleyip göreceğiz. Sisi diktatörlüğü ile bu kadar sıkı fıkı olmak, bariz insan hakları ihlallerine göz yummak ABD’ye yakışıyor mu?

Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin