Yeni Zelanda katliamı

Terörist saldırıların arkasında çok çeşitli ideolojiler olabilir. Yeni Zelanda’daki saldırının arkasında aşırı sağ, ırkçı, beyaz ırkın üstünlüğünü savunan İslamofobik görüşler var.

Kimden gelirse gelsin her terörist saldırı gibi Yeni Zelanda’da gerçekleştirilen katliam tüyler ürperticidir. Masum insanları öldürmenin hiç bir mantığı olmasa da teröristler bunu yapıyorlar. Bu şekilde toplumda şok yaratmayı, kendi kirli emelleri yönünde kazanç elde etmeyi umuyorlar. Hangi ideolojiye, görüşe hizmet ederse etsin böylesi saldırıları gerçekleştirenler insanlıkla ilişkisini kesmiş canavarlardır. Bu canavarlara karşı herkesin birleşmesinden, sesini yükseltmesinden başka yol yoktur. Susarsak sıra bize de gelir.

Terörist saldırıların arkasında çok çeşitli ideolojiler olabilir. Yeni Zelanda’daki saldırının arkasında aşırı sağ, ırkçı, beyaz ırkın üstünlüğünü savunan İslamofobik görüşler var. Financial Times gazetesi aşırı sağın uzun zamandır gözardı edildiğine dikkat çekti. Euronews Türkçe’de yer alan analizde bu hareketlerin yeni olmadığı, “Ku Klux Klan”, “Neo Konfederasyoncular”, “Neo Naziler” ve “Hristiyan Kimliği” adı altındaki hareketlerle aynı inançları taşıdığı ve kendilerini beyaz ırkçı olarak tanımladıkları belirtiliyor. En son ortaya çıkan Alternatif Sağ (Alt-right) hareketi Anti-Semitik, İslamofobik ve muhafazakar fikirleri savunuyor. Tüm bunlar toplum, demokrasi, insan hakları için tehlike. Umarız Yeni Zelanda’daki korkunç katliamdan sonra dünyadaki aşırı sağ, ırkçı, nefret yayan örgütler, kişiler mercek altına alınır. Son zamanlarda bu grupların daha aktif hale geldiğini, mülteci sorununu, IŞİD gibi radikal İslamcıların terör saldırılarını vs. kullanarak toplumda destek bulmaya çalıştıklarını görüyoruz. Irkçılar özellikle sosyal medyayı kullanarak nefret mesajlarını yayıyorlar. ABD’de Donald Trump’ın iktidara gelmesi, Avrupa’da popülist, aşırı sağ grupların güçlenmesi bu çevreleri cesaretlendirdi. Yeni Zelanda katliamı bu tehlike konusunda herkesi uyandırmalıdır.

Yeni Zelanda’da yaşanan korkunç katliam hem bu ülkede, hem de dünyada vicdan sahibi herkeste şok etkisi yarattı. Yeni Zelanda coğrafi olarak uzak, refah düzeyi yüksek, güvenli, istikrarlı, çeşitlilik barındıran bir ülke. Güzel bir ülke. Şimdiye dek terör, nefret olaylarından fazla etkilenmemişti. Ne yazık ki şimdi o da terör sarmalının içine girdi. Katliamın yaralarını sarmak kolay olmayacak. Ülkede İslamofobi güçlü olmasa da korkunç saldırının gerçekleştirildiği Christchurch’te “dazlak kafalıların” etkili olduğu biliniyordu. Şehirde “beyaz ırkın üstünlüğü” görüşünü savunanlar olduğu malumdu. Keşke tehlike önceden görülseydi. Terörün nerede, nasıl ortaya çıkacağını bilmek zor. Önemli olan ona karşı işbirliği içinde olmamız, korkmamamız, hukuk çerçevesinde kararlılıkla mücadele etmemizdir. Aşırı sağ, ırkçı, İslamofobik hareketler ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Devletler, güvenlik güçleri, medya, sivil toplum örgütleri bu tehlikeyi gözardı etmemeli, küçümsememeli. Yeni Zelanda’nın dünyaya mesajı budur.

Dünyada “medeniyetler, dinler çatışması” yaratmak isteyenler olduğunu, farklı olana karşı hoşgörüsüzlüğü yaydıklarını biliyoruz. Bir dinden, inançtan olan insanların başka dinden, inançtan olan insanlardan nefret etmesi, bu nefretin propagandasını yapması felakete davetiye çıkarmaktır. Sadece İslamofobi değil, her türlü “fobi” tehlikelidir. Lanetlenmelidir. Yeni Zelanda türü saldırıların bir amacı da nefret tohumları ekmek, düşmanlıkları artırmaktır. Radikal İslamcıların çeşitli ülkelerde gerçekleştirdiği terör saldırılarında da bu öğe vardı. Müslümanları Hristiyanlara, Hristiyanları Müslümanlara düşman etmek. Bu tür hareketler nefretten, düşmanlıktan beslenirler. Bu oyuna gelmemek gerek. Madrid’de, Londra’da, Paris’te, Bali’de, bir çok yerde, şimdi Yeni Zelanda’da gerçekleştirilen terör saldırısı öncelikle masum insanlara karşı gerçekleştirilmiş katliamlardır. Bu olayları dinler, inançlar arasında düşmanlığa kapı aralayacak şekilde okumak, anlamak teröristlerin tuzağına düşmek olur. Bu nedenle kimden gelirse gelsin nefret, düşmanlık söylemleri mahkum edilmelidir. Zaman farklı dinler arasında diyaloğu, hoşgörüyü, birlikte yaşamayı öğrenme zamanıdır. Bir avuç teröristin oyununa gelmeyelim. Terör saldırıları üzerinden düşmanlık, nefret yaratmaya çalışanları deşifre edelim.

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern “bu ülkede doğmayıp burada yaşamayı seçen herkes bizdendir, bu korkunç katliamı yapanlar ise bizden değildir” diyerek çok doğru bir mesaj verdi. Aşırı sağ, ırkçı hareketlerin esas düşman olduğu şey farklı kültürlerin bir arada var olmasıdır. Farklılıkların hoşgörü ve barış içinde birlikte yaşamasını istemiyorlar. Farklı olana düşmandırlar. Ve maalesef bu düşünce ABD’de, Avrupa’da epey güçlendi. Bunlar “duvarları” seviyorlar. İçe kapanmayı seviyorlar. Bu tür söylemlerin ifade edilişleri farklı olsa da özü aynıdır. Esas tehlike budur.

 

 

Daha fazla göster

Bir Cevap Yazın

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin