Yetmiş yaşında bir genç

10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 30 maddeden oluşan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni onayladı.

10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 30 maddeden oluşan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni onayladı. Bildirgeyi hazırlayan komisyonun başkanı Eleanor Roosevelt, bildiriyi bütün insanlık için bir “Magna Carta” olarak nitelemişti. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu,  4 Aralık 1950’de 10 Aralık gününü, “İnsan Hakları Günü” olarak ilan etti. Bildirge, insan hakları mücadelesinde önemli bir kilometre taşıdır. “Başta yaşam ve özgürlük olmak üzere sağlık, eğitim, yiyecek, barınma ve toplumsal hizmetler de içinde olmak üzere sağlığına ve esenliğine uygun bir yaşam düzeyine kavuşma; yasanın koruyuculuğundan eşit olarak yararlanma; Barışçıl amaçlar için toplanma ve dernek kurma; evlenme, mal ve mülk edinme; çalışma, işini seçme özgürlüğü; din, vicdan, düşünce ve anlatma özgürlüğü hakları İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin temellerini oluşturur.” (Vikipedi) İnsanlık tarihinin bu önemli belgesi 70 yaşında ama güncelliğini, önemini koruyor ve koruyacak. Özellikle popülizmin, otoriterliğin, hoşgörüsüzlüğün, eşitsizliğin güçlendiği, demokrasi ve insan haklarının gerilediği günümüz koşullarında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin önemi daha da arttı. Bu önemli yıldönümü nedeniyle dünyanın her yerinde etkinlikler yapılıyor. Önde gelen insan hakları örgütlerinden Uluslararası Af Örgütü, 10 Eylül 2018’de “Haklarımız 70 Yaşında” kampanyasını başlattı.

İkinci Dünya Savaşı felaketinin hemen sonrasında, 10 Aralık 1948’de, Paris’te toplanan BM Genel Kurulu’nda aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 48 ülke özgürlük ve eşitlik yönünde irade ortaya koydular. Oylamada altısı sosyalist ülkelerden 8 ülke çekimser kalmıştı. Bildirge’nin ilerici dünya görüşü 70 yıl sonra geçerliliğini koruyor. İnsanlığa yol gösteriyor. Aradan geçen 70 yılda insan hakları konusunda önemli ilerlemeler sağlandığı tartışma götürmez. Bu süre içinde insan hakları daha geniş coğrafyalara yayıldı, derinleşti. Ahlaki bir güç haline geldi. İnsan hakları örgütleri çok zorlu mücadeleler vererek ciddi başarılara imza attılar. Bunun sonucunda insan haklarına saygı duymayanlar bile göstermelik olarak insan haklarını destekler gibi görünme, bu dili kullanma ihtiyacını hissediyorlar. Ne var ki son zamanlarda yaşanan gelişmeler ışığında 70 yılın bilançosunu yaparak bundan sonra neler yapılabileceğini, nasıl mücadele edileceğini düşünmemiz lazım. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 70. yılını kutlarken bu alandaki meydan okumaları gözardı edemeyiz.

Le Monde Diplomatique’de yer alan “Unless we fight for everything, we’ll have nothing” (Herşey için mücadele etmezsek hiç bir şeyimiz olmayacak) başlıklı yazısında Kumi Naidoo durumu çok güzel özetliyor. Evrensel Bildirge’nin 2. maddesinde “Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir” deniyor. Naidoo, bu maddenin gerçeklik haline gelmediğini hatırlatıyor. Bildirge, tüm hakları (medeni, kültürel, ekonomik, siyasi, sosyal) bir biri ile bağlantılı olarak ele alır. 70 yıllık süreçte özellikle ekonomik ve sosyal haklar alanında yeterli ilerleme sağlanamadı. Halbuki ekonomik ve sosyal haklar da insan haklarıdır. Özellikle günümüzde zenginlerle yoksullar arasındaki uçurum derinleşirken konunun bu yönüne ağırlık vermemiz gerekiyor. 2050’de dünya nüfusunun 9-10 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu kalabalık dünyada “biri yer, biri bakar” durumu giderilemezse insan hakları açısından başarılı olduğumuz söylenebilir mi? Teknolojik gelişmeler sonucu dünyanın yoksul bölgeleri, zengin bölgelerin durumunu biliyor, öğreniyorlar. Hem ülkelerin içinde, hem de bölgeler arasındaki derin uçurumlar istikrar getiremez. Artan eşitsizlik sorunu, bir insan hakları sorunu, sosyal sorun olarak çözüm bekliyor. Kimilerine göre bu sorun önümüzdeki en önemli sorundur.

Kumi Naidoo’nun da belirttiği gibi insan hakları bir pakettir. İçinden istediğimizi seçip geriye kalanları gözardı edemeyiz. Bir hak başka haklarımızı geliştirmek için bize gereklidir. İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü, protesto hakkı yoksa, ekonomik, sosyal, siyasi, kültürel haklarımızı nasıl dile getireceğiz, savunacağız? İnsan haklarının saldırı altında olduğu bir dönemden geçiyoruz. İnsan haklarını törpüleme girişimleri hız kazanıyor. 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nü kutlarken haklarımızı koruma ve geliştirme kararlılığımızı güçlü bir şekilde haykırmalıyız.

Dünya İnsan Hakları Gününüz kutlu olsun.

 

Daha fazla göster

Bir Cevap Yazın

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin