kıbrıs ingiltere londra lefkoşa
DOLAR
8,0868
EURO
9,6881
STERLIN
11,1512
BITCOIN
$62.023,51
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
LONDRA
°C
LONDRA
°C
°C
°C
°C
°C

Vehbi Keleş’ten ihracat artışı için “kıtalara göre üretim kültürü” önerisi

Vehbi Keleş’ten ihracat artışı için “kıtalara göre üretim kültürü” önerisi

İngiltere’de faaliyet gösteren Gima Gıda’nın Yöneticisi ve Avrupalı Türk Markalar Birliği (ATMB) Başkan Yardımcısı Vehbi Keleş, “Toplumların damak zevkleri ve tüketim alışkanlıkları yaşadıkları coğrafyalara göre farklılık oluşturduğu için değişik ülkelerin tüketim değerleri analiz edilerek…

İngiltere’de faaliyet gösteren Gima Gıda’nın Yöneticisi ve Avrupalı Türk Markalar Birliği (ATMB) Başkan Yardımcısı Vehbi Keleş, “Toplumların damak zevkleri ve tüketim alışkanlıkları yaşadıkları coğrafyalara göre farklılık oluşturduğu için değişik ülkelerin tüketim değerleri analiz edilerek her coğrafyaya has üretim kültürü oluşturulmalı.” ifadelerini kullandı.

Keleş, yaptığı yazılı açıklamada, 2021 yılında Türkiye’nin ihracatını katlayacak sebeplerin oluştuğunu belirterek, farklı coğrafyaların tüketim değerleri analiz edilerek ülkelere göre üretim ve markalaşmaya ağırlık verilmesi gerektiğini kaydetti.

Brexit sonrası Türkiye’nin İngiltere ile yaptığı Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) iki ülke ticaretine önemli ivme kazandıracağını ancak ihracat ürünlerinin genişletilmesi için adım atılması gerektiğini aktaran Keleş, Türkiye’nin ihracata yönelik ürünlerde istenen kaliteye ulaşmasına rağmen üretimden tüketiciye ulaşıncaya kadar yapılacak yeni düzenlemelerin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

Dünyadaki olumsuz etkisi her geçen gün artan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına rağmen Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve ihracatçı birliklerinin koordineli ve ahenk içinde çalışmasının bu süreçte ihracatın daha az zarar görmesini sağladığını kaydeden Keleş, Brexit gibi ticari dengeleri değiştiren gelişmelerin fırsata çevrilmesinin zor olmadığını belirtti.

Türkiye’nin ihracat için önemli adımlardan olan ülke içi lojistiğe, kara ve demir yolu taşımacılığına önemli yatırımlar yaptığını, üretim kalitesinin de gelişmiş ülke standartlarının gerisinde olmadığını aktaran Keleş, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu ürünlerin hak ettiği ihracat kapasitesine ulaşması için halen yapılması gereken bazı düzenlemeler olduğunu düşünüyoruz. Yurt dışı lojistik merkezleri kurulması ve desteklenmesi çok önemli bir adım oldu. Bunun yanı sıra en az bunun kadar önemli diğer adım ise pazarlama Ar-Ge’lerine daha fazla yatırım olmalı. Toplumların damak zevkleri ve tüketim alışkanlıkları yaşadıkları coğrafyalara göre farklılık oluşturduğu için değişik ülkelerin tüketim değerleri analiz edilerek her coğrafyaya has üretim kültürü oluşturulmalı. Avrupalının sevdiği ürünü Afrikalıya satamazsınız. Ülkemizin üretim hızına ayak uyduracak özel sektör mantığı ile ihracat birimleri oluşturulmalı. Bu yeni düzenleme aynı zamanda koronavirüs salgını sonrası için bir hazırlık olarak düşünülmeli.”

“Ticaret müşavirliklerine alanı bilen profesyoneller alınmalı”

Vehbi Keleş, Türkiye’nin ihracatının yüksek hedeflere ulaşması için kıtalara göre üretim araştırmasının yanında, ülkelerin pazarını iyi bilen profesyonellerin ticaret müşavirlikleri altında istihdam edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Ticaret müşavirleri olarak yurt dışında bürokrasiyi iyi bilen, teknik donanımlı, her biri alanında başarılı bürokratlar görev yapıyor. Bu arkadaşlarımızın hepsi değerli birikimlere sahip. Ancak ihracatçıyı hangi ülkeye ne satabileceği konusunda yönlendirecek, pazarı iyi bilen, alandan yetişmiş o ülkelerden personel istihdam edilmeli. Ticaret müşavirleri teknik ve bürokratik konularla meşgul olurken, hizmet verilecek ülkeyi iyi bilen, gerekirse özel sektör tecrübesi olan profesyoneller ise tamamen piyasaya göre ihracatçıya yol göstermeli. Üretimden itibaren yönlendirme yapacak bu profesyoneller ticaret müşavirlerini de rahatlatır. Türkiye’nin yüksek miktarda ihracat yaptığı ülkelerdeki büyükelçiliklerde sadece bu düzenlemenin yapılması bile rakamların yüzde 40’lara kadar artmasını sağlar.” ifadelerini kullandı.

Keleş, Türkiye’de ihracata dönük üretim yapan büyük firmaların son yıllarda kendilerini çok geliştirmiş olmasına karşın küçük ve orta ölçekli “butik” denilebilecek şirketlerin daha büyük pazarlara ulaşması gerektiğini kaydetti.

Küçük ve orta ölçekli firmalar ile yöresel üretim yapanların, Bakanlık tarafından bilgi ve enformasyon anlamında desteklenmesi gerektiğine işaret eden Keleş, şunları kaydetti:

“Ticaret çok hızlı değişen bir alan. Bunu ilgili kurum yöneticileri mutlaka yakından takip ediyorlar. Ancak değişime uyumlu hareket etmek zorundayız. Çok kaliteli üretmek yetmiyor. Yeniliklerle birlikte üretilenin daha geniş kitlelere ulaştırılması gerekiyor. Pazarlama ve markalaşmada atılan destekleyici adımlar olumlu olmakla birlikte dünyanın tanınmış markalarıyla rekabet edecek seviyeye gelmemiz lazım. Üretim sadece iç piyasaya göre değil, ihracat yapılacak ülke ve tüketecek toplumlara göre yapılmalı.”

“Yeni ürün kalemleriyle ihracat artışının sağlanması mümkün”

Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasının ardından Türkiye ile STA yapılmasını önemli bir gelişme olarak değerlendiren Keleş, “Birleşik Krallık ülkeleri önemli bir pazar. Tüketimin önemli bir kısmını oluşturan gıda ürünlerinin çoğunluğu dışarıdan ithal ediliyor. Bu anlaşmanın, Türkiye’nin mevcut ticaretine olumlu yansıması gerekiyor. Birleşik Krallık ülkelerinde yaşayanların tüketim alışkanlıklarına göre yeni ürün kalemleriyle ihracat artışının sağlanması mümkün olacak. Bunu değerlendirmek zorundayız.” ifadelerini kullandı.

İngiltere ile Türkiye arasında yapılan STA sonrasında KKTC’de bir beklenti olmasına karşın mevcut statüde değişiklik bulunmadığına işaret eden Keleş, şunları kaydetti:

“Bilindiği gibi İngiltere, Kıbrıs’ta üç garantör ülkeden biri. Ada’nın mevcut statüsünde AB’nin etkisini görmezden gelemeyiz. Rum yönetimi, Yunanistan ile birlikte AB kartını oynayarak siyaset ve diplomaside kendi istediği oyunu kurabiliyor. İngiltere hükümetinin atacağı en küçük bir adım, Ada’daki tüm dengeleri değiştirebilir. Bunun için de Türkiye ile İngiltere ilişkileri çok önemli. Yapılan anlaşmaların doğrudan KKTC’ye yansıması kısa vadede mümkün görünmese de durumun böyle devam edeceği anlamına gelmez. İngiltere, AB’den ayrıldığı için Kıbrıs politikasında daha bağımsız hareket edecek. KKTC’nin dış ülkelere ticareti yine Türkiye üzerinden devam edecek olmakla birlikte Türkiye-İngiltere ilişkilerinin KKTC’ye bazı yansımalarının olması muhtemel beklentiler arasında. Ankara ve Londra, AB’den bağımsız olarak Ada’da statüyü değiştirecek adımlar atabilir. Buna bir engel görünmüyor. Bizim beklentilerimiz bu yönde.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.