Ölüm cezası uyuşturucu kaçakçılığına karşı caydırıcı olabilir mi?

Birbirinden binlerce kilometre uzaktaki iki ülke aynı sonuca vardı.

Sri Lanka hükümeti, uyuşturucu kaçakçılarına ölüm cezası uygulamasını geri getireceğini açıkladı ve Mısır kabinesi, ölüm cezası verilen suçların kapsamının uyuşturucu suçlarını da kapsayacak şekilde genişletilmesine onay verdi.

Mısır’daki yasa taslağında “uyuşturucu etkisi bulunan veya akla, vücuda ve nörolojik duruma zarar veren sentetik maddeler getiren ya da ihraç eden herkes idamla cezalandırılabilir” deniliyor.

‘Tüm dünyaya örnek’

Sri Lanka Cumhurbaşkanı Maithripala Sirisena, geçen ayki Filipinler ziyaretinde ülkenin Devlet Başkanı Rodrigo Duterte’yi övmüş ve uyuşturucuyla mücadele politikasının “tüm dünyaya örnek olduğunu” söylemişti.

Sri Lanka’da ölüm cezasıyla karşı karşıya olan 1.299 kişi var ve bunların 48’ine ölüm cezası verildi. İdam cezası alan uyuşturucu kaçakçılarının 18’inin cezası kesinleşti ve 30’u temyiz sürecinin bitmesini bekliyor.

Ülkedeki son idam 1976’ta infaz edilmişti. Cumhurbaşkanı, ölüm cezası moratoryumunun ne zaman kaldırılacağını söylemedi.

Başkent Colombo’daki insan hakları savunucusu Ruki Fernando, ülkedeki uyuşturucu kullanımının arttığını ve uyuşturucu ticaretini durdurmak için daha çok şey yapılması gerektiğini kabul ediyor. Fernando “Hükümetin neden böyle bir yola girdiğini anlamak kolay değil. Toplumun bazı kesimleri, ölüm cezasının caydırıcı olacağını düşünüyor. Ancak ölüm cezasını kullanmak yeni sorunlar getirir. Polis uyuşturucu tedarik zincirini yasal çerçevede tespit ve tahrip etmek için iyi eğitilmeli ve donatılmalı.” diyor.

Uyuşturucuyla savaş

Filipinler’de ölüm cezası 2006’ta kaldırıldı. Hükümetin ölüm cezasını geri getirme girişimleri şu ana dek başarısız oldu. Ancak polise, uyuşturucu kaçakçılarını öldürme yetkisi verildi.

Filipinler lideri Rodrigo Duterte iktidara geldiği 30 Haziran 2016’dan bu yana binlerce kişinin ölümüne yol açan bir “uyuşturucuyla savaş” başlattı. Sertlik yanlısı taktiğinin işe yaradığından hiçbir şüphesi yok.

2017’de, tek bir gecede 32 kişinin öldürüldüğü uyuşturucu baskınının ardından Duterte, güvenlik güçlerine yaptığı açıklamada “Her gün 32 kişiyi öldürebilrsek, bu ülkenin sorunlarını azaltabiliriz” dedi. Filipinler hükümetinin 1 Temmuz 2016 – 30 Kasım 2018 verilerine göre uyuşturucu kaçakçılarına karşı girişilen operasyonlarda toplam 5.050 kişi öldürüldü.

Ancak İnsan Hakları İzleme örgütüne göre bu sayı 12 bini buluyor. Bütün bunlara karşın Reuters’ın bir haberine bakılırsa, silahlar soruna çare olamadı. En azından, uyuşturucu ekonomisi üzerinde bir etki yaratmadı.

Kaçakçılığının ve ticaretinin çok riskli olmasına karşın, Filipinler’de ‘şabu’ diye bilinen ve yüksek derecede bağımlılık yapan kristal metamfetaminin başkent Manila’daki fiyatı beklendiği gibi artmadı. Reuters’ın verilerine göre Temmuz 2016’da şabunun gramı 24 ila 220 dolardı. Bir yıl sonra gram fiyatı 20 ila 300 dolar oldu. Bu veriler, ölümlere karşın, uyuşturucu tedariğinin çok ağır bir darbe almadığını gösteriyor.

Ölüm cezası

Dünyada uyuşturucu bağlantılı suçlara ölüm cezası veren en az 35 ülke bulunuyor ve bunlara dünyanın en kalabalık demokrasileri Hindistan ve ABD de dahil.

2015-2017 arasında uyuşturucu suçları nedeniyle verilen idam cezaları en az beş ülkede, Çin, İran, Suudi Arabistan, Endonezya ve Singapur’da infaz edildi.

Birleşmiş milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) yayımladığı 2018 Dünya Uyuşturucu Raporuna göre, Ocak 2015 ve Aralık 2017 arasında en az 1320 kişinin uyuşturucu bağlantılı suçlardan ifaz edildiği biliniyor.

Sadece İran 1176 idam cezasını infaz etti.

Bu toplamda, güvenilir veri bulunmadığı için Çin’deki infazlar yer almıyor. Ancak rapora göre sert cezalara karşın, uyuşturucu endüstrisi büyüyor ve birçok ülke krizle baş etmekte zorlanıyor.

Küresel kriz

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre dünya genelinde 275 milyon kişi, kabaca 15 ila 64 yaş arasındaki dünya nüfusunun yüzde 5,6’sı 2016 yılında en az bir kez uyuşturucu kullandı

31 milyon kişi, uyuşturucu kullanımından kaynaklanan sağlık sorunları yaşıyor. 2015’te de 450 bin kişi uyuşturucu kullanımı nedeniyle öldü. BM uyuşturucu raporunda afyon ve kokain üretiminin rekor seviyelerde olduğu vurgulanıyor. UNDOC’un tahminlerine göre küresel afyon üretimi 2016-2017 arasında yüzde 65 arttı ve Afganistan’daki üretimde yaşanan büyük yükseliş nedeniyle 9500 tona çıktı. Afganistan tek başına bu miktarın 8100 tonunu üretti.

Caydırıcı değil

İnsan hakları savunucuları, ölüm cezasının onyıllardır uygulanmasına karşın, caydırıcı olduğu teorisini desteleyecek bir kanıt bulunmadığını söylüyor.

Uyuşturucu politikası araştırma grubu Harm Reduction International’dan Giada Girelli “Uyuşturucu suçlarından idam edilen ya da öldürülenlere bakarsak, çoğunlukla kuryeler olduklarını görürüz. Ya sokaklarda narkotik maddeler satanlar ya da çok küçük miktarlarda kaçıranlar. Uyuşturucu ticaretinde kuryelerin yeri kolaylıkla doldurulabilir ve onları öldürmenin iş yapma modelinde herhangi bir etkisi olmaz.” diyor.

Filipinler’deki uyuşturucuyla savaşta öldürülenlerin çoğu, yoksul şehirli ailelerden geliyor. Girelli “Ölüm cezasının asla tek başına bir önlem değil, daha geniş anlamda baskıcı stratejilerin bir parçası olduğunu unutmamak önemli.” diye de ekliyor.

‘Ters tepebilir’

Girelli, ölüm cezasının kullanılmasının ters tepebileceği uyarısında da bulunuyor;

“Örneğin, Malezya, Vietnam ve İran her yıl onlarca kişiyi uyuşturucu suçlarından ölüme mahkum ediyor ve bu ülkelerde ölüm cezasını ceza yasalarından çıkartan ya da pratikte uygulamayan ülkelere göre daha çok belgelenmiş, damardan uyuşturucu kullanan var.”

“Aynı şekilde, Tayland, Vietnam, Malezya ve Çin’de damardan uyuşturucu kullananlar arasındaki Hepatit oranı C, ölüm cezasını uygulamayan bölge ülkeleri Sri Lanka ve an azından şimdilik Kamboya ve Nepal’den daha yüksek.”

UNODC da her koşulda ölüm cezasına karşı çıktığını söylüyor.

 

Etiketler
Daha fazla göster

Yorum yazıp fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.

İlgili haber

Close

Reklam engelleyici tespit edildi!

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek verin